19 Mart 2010 Cuma

The Ugly Truth

 ugly_truth_ver2

Kadın aklı,Erkek aklı olarak çevrilen The Ugly Truth fenomen olmuş erkek ve kadında kalp farklı yerdedir esprisinin üstüne kondurulmuş romantik komedi türünde bir film.Yönetmenliğini Robert Luketic’in yaptığı filmde başrolleri Gerard Butler ve Katherine Heigl paylaşıyor.Romantik komedi tarzı sanki dışına çıkmanın günah olduğu sinema klişeleriyle örülmüş film türü.Bu filmde de ekstra birsey söylemiyor.Afişindeki esprinin üstüne fazla birşey vaat etmiyor.Birkaç kural var onlara uyulsa yeter anlayışı hakim;

1)Her iki cinsi de tam ikiden vuracak oyuncular gerekir.Burda erkeklerin aklını başından alan güzel ve  seksi katherine ablamız,kadınların hayran olduğu yakışıklı ve karizmatik spartalı abimiz tür için iyi bir ikili oluşturuyor.

2)Komedi unsurunun yaratılması için farklı kutupların olması gerekir.Afişteki esprinin içerdiği kadın erkek arasındaki ilişkilere bakış açısı filmde de komedi unsurunu yaratan durum.

3)Romantik tarafı olması içinde türlü farklılık ve ayrılıklara rağmen mutkala esas oğlan ve esas kız aşık olmalı ,her aşk gibi bu da mutlu sonla bitmeli.

Romantik komedi türünde birkaç istisna dışında bunlar dışında başka birşey gerekmez.Genel olarak hitap ettiği tüketici grubunun ihtiyaçlarını karşılaması gerekir.Televizyon karşısında battaniyeye sarılıp yanında patlamış mısırı ile tüketilmesi ve duygusal yönden yormaması gerekir.Arkadaşlara arasında hoşça vakit geçmesi için yapılırlar.Buraya kadar sorun yok,arz varsa talepte ona göre gelir.Beğenen seyreder beğenmeyen seyretmez.Bu yüzden eleştirmek pekde anlamlı olmaz

the_ugly_truth_2

Ama bu filmde farklı olan daha doğrusu farklı olması beklenen afişinde yer alan esprinin dayandığı felsefik yapısı.Kadın ve erkeğin varoluşunda beri süregelen birbirine anla(ya)mama durumu üstüne üretilmiş bir trajikomik espri ;çirkin gerçek.Erkek egemen toplumlarda kadını bir meta olarak görmenin yaratmış olduğu dengesiz sosyal denge her türlü karşılıklı ilişkiyi daha başmadan önceden kabul edilmiş tabularla karşı karşıya getiriyor.Bunu kabul etmeme lüksüne anca ekonomik özgürlüğünü elde etmiş kadınlar sahip.Tabi bu dengesiz beklentiler aynı kalsa da dünya üzerinde farklı kültürlerde farklı biçimlerde karşımıza çıkar.Amerikan kültüründe ülkemizden ziyade daha özgürlükçü ve ekonomik olanaklar bulan kadınlar yukarıda belirttiğimiz duruma karşı savaşmaktadırlar.işte bunun simgesi filmde bizim esas kızımız.Başarılı ve kendi ayakları üstünde durur ve hayalindeki erkeği arar.Esas oğlanımız ise erkeklerin bakış açısına girmedikçe bulamayacağını iddia eder.Erkek bakış açısını söylememize gerek yok sanırım. the-ugly-truth-butler6

İşte dananın kuyruğu burda kopuyor.Başarılı film burda tavrını net belli eder ve kadın karaktere sosyal sorumluluk tarzında bir misyon yükler.Ekonomik bağımsızlığını kazansa da asıl başarısını erkek önünde cinsel kimliğini bağımsızlaştırdığı zaman kazanacağını söylemeliydi.Yani erkek egemenliğinden kurtulmuş kadın tamemen ütopik bir düşünce olarak toplumdaki cinsiyet anlamında onlara dayatılan kalıplara girmiş diğer kadınlara örnek olmalıdırlar.Tabi böyle bir filmden bunu beklemek boş hevesten başka birşey değildir.Ayrıca binlerce yıllık bir düşüncenin yıkılması kolay değildir.Hal böyle olunca bu ve bunun gibi romantik komedi türlerinde kadınlara verilen mesaj ne kadar uğraşırsan uğraş sonunda aşkla beraber erkeklere yenik düşersin “ .Tabi burada bahsedilen aşk postu altında dayatılan üreme misyonu.

Erkek açısında bakarsak o konu biraz daha yüzeysel yaklaşılmış.Zira esas oğlanın dediği gibi ; “biz erkekler basit yaratıklarız.” sözüyle orantılı.Kadınlar içim tek kriteri SEKSİLİK olan erkek karakter filmin sonuna doğru iddia ettiği tüm düşüncelere ters düşer ve aşık olur.Filmin iddiası bu ama tabi aşık olduğu kızın seksi olduğunuda unutmamak gerekir.Kutsal temel kural bu : Seks her zaman satar,aşk sosuna bandırılmış olsa da..

*
Share/Save/Bookmark