3 Mart 2010 Çarşamba

Ho Ho Ho!!!

neşeli-hayat 

 

 

 

 

 

“Hayat dediğimiz şey, çocukların inandığı yalanlardan daha gerçek değildir”.Yılmaz Erdoğan son filmi Neşeli Hayat’ı üstüne kurduğu düşünce.Noel Baba ve yılbaşı geleneğini kültürümüzde hazmedemeyişimizin tezatlığında  hayata tutunmaya çalışan küçük insanların samimi hikayesi.Selamınaleyküm diyen bir noel babanın tüm absürtlüğünde tamamen bizim insanımızın hikayesi.Filmi yeri geldiğinde cumaya giden ama meyhaneye de giden  Rıza’nın etrafında şekillenen hayatın sillesini yemiş ama yine de bir çıkış yolu arayan Şenyurt ailesinin hikayesi olarak özetleyebiliriz.Eşinin altınları ile zar zor açtığı lokantasını krizin dedikodusu ile kaybetmesi ve kendince yüz kızartıcı işlerde çalışması hayatta silik bir konumda olan Rıza’nın daha da silikleşmesine neden oluyor.Bir gün kahvede pineklerken Neşeli Hayat adlı saadet zinciri şeklinde çalışan bir şirket için çalışmaya başlar,ve tabi yine bu işte başarısız olur.Bunda da nedenleri başkalarında arar.Kandırılmıştır ve bu yüzden çok iyi bildiği mağdur durumuna düşer.Ama hiçbir zaman suçu kendinde aramaz.Çünkü umuda açlığı vardır.Meyhanede içerken Neşeli hayat işinde nasıl kandırıldığını anlatırken şu can alıcı soruyu sorar.”Biri villa kazanmak ister misin diye sorduğunda ki hayır der ki?”

İşteki sorunları yetmiyormuş gibi kayınbiraderinin boyunu aşan sorunları ile de boğuşan Rıza her ne kadar açık destek görmese de en büyük dayanağı karısıdır.Hayatın hayhuyunda yeni yılın başlangıcı olan yılbaşı aslında filmin bitişidir.Günler geçtikçe yeni bir hayata yol alır Rıza,yeni şeyler öğrenerek.Filmin ana sözü hikayenin sonunda doğru kafasına kazınır; “Hayat dediğimiz şey, çocukların inandığı yalanlardan daha gerçek değildir”.

03

Yılmaz Erdoğan yarattığı sinema dili ile hem vizyonda iddialı hem de derdi olan filmleri çok iyi bir dengede sunuyor bizlere.Tamamen gişe kaygısı ile şişirilmiş karakterler yaratıp skeç tadında filmlere girişmiyor.Evet bunu yapabilir zaten yapsa iyi de yapabilir ama işin kolayına kaçmıyor.Diğer filmlerinde ki gibi bunda da çok sağlam bir alt metinle karşımıza çıkıyor.Aynı coğrafyadaki farklı dünyaların tezatını ,hayata tutunmaya çalışan tutunamayanların hikayesinin içine çok iyi bir şekilde sindirerek akıcı bir senaryoya döküyor.Ve ne kadar basit gözükse de yaşananlar kendimizi Rıza’nın hikayesinde buluyoruz ve bu da filmin temposuna uymamızı sağlıyor.Akıcı senaryo,iyi hikaye,sağlam alt metin Neşeli Hayat’ı Yılmaz Erdoğan standartlarına çıkarıyor.

Tabi filmin soyut öğelerinin yanında hepsinden daha önemlisi görsellikte bazı dengesizlikler var.Seçilen mekanlar ve görüntünün kalitesi filme güzel bir hava katıyor ama gel gelelim oyunculuklar vasatı aşamıyor.Yılmaz Erdoğan’ın BKM ailesi ile oluşturduğu sağlam oyunculuklu yapımların yanında ağırlıklı olarak BKM Mutfak ekibinden seçilen cast yukarıda bahsettiğimizin aksine Yılmaz Erdoğan standartlarına erişemiyor.Rıza’nın eşini oynayan Büşra Pekin dışında hiçbir bkm mutfak oyuncusu karakterini kendi televizyon ünlerinden bağımsızlaştıramıyor.Filmin yapılış hikayesinin anlatıldığı kamera arkası görüntülerinde Yılmaz Erdoğan oyuncu seçimlerini oluştururken mutfakta bir nevi kamuoyu yoklaması yaptığını ve onların tercihlerini daha ön plana çıkardığından bahsetti.Bu tamamen çok riskli bir iş zira televizyon programında yaratılan karakterlerin üstüne çıkılması gerekli ve bunu başarmak için konsantrasyonu yüksek oyunculuklar gerekiyor.Hepsi daha yolun başında olan mutfak elemanlarının da bunun üstesinden gelemediğini görüyoruz.Hele Ersin’in canlandırdığı Yusuf Lokman diye birşey yoktu,tamamen skeçlerdeki bildiğimiz ersindi perdeye yansıyan.Ama öte yandan Büşra’nın başarısı da es geçilmeyecek güzellikte.Zaten Siyad ödüllerinde de başarısı tescillendi.Ayrıca Cezmi Baskın’ın ufacık bir rolü varki okullarda ders diye okutulmalı bence.Tecrübe böyle birşey demekki.

Sonuç olarak oyunculuklar dışında son derece başarılı bir film Neşeli Hayat ve Yılmaz Erdoğan’ın  sinemasında en samimi yapımı olarak yerini alacak.Ne güzel demiş üstad “Yarım somunun var mı, bir de küçücük evin, kimsenin kulu kölesi değil misin, en neşeli hayat senin...”

*
Share/Save/Bookmark