28 Aralık 2009 Pazartesi

Işığın Barışla Valsi : Beşir’le Vals

thumb_waltz_with_bashir1

 

 

 

 

 

Beşir’le Vals (Valse avec Beshir) Ari Folman’ın 2008 yapımı anti-militarist filmi.Girdiği hemen hemen bütün festivallerden ödüllerle dönmüş son dönemin en etkileyici filmlerinden biri.Altın Küre ,Cesar ,Britanya Bağımsız filmler festivallerinde  en iyi yabancı film ödülünün yanı sıra Oscar,Bafta,Cannes adaylıkları da başarısının örneklerinden sadece bir kaçı.Konusunu 15-29 Eylül 1982 tarihlerinde Beyrut'a giren İsrail ordusunu İsrail yanlısı Falanjistler'in de yardımıyla Sabra ve Şatilla Filistin Mülteci Kamplarında yaptığı korkunç katliamdan alıyor.Filmin yönetmeni ve senaristi Ari Folman da bu askeri operasyonlarda gördüklerini aktarmaktadır.Animasyon tekniği ile belgesel anlatımını deneysel biçimde harmanlanması anlattıklarına bakılmaksızın zaten hali hazırda merak uyandıran etkileyici bir durum.Bunu üstüne anlatım dilindeki tarafsızlık ilkesi daha da ileri gidilerek bir nevi günah çıkarma durumu filmin etkileyiciliğini ve gerçekliğini arttırıyor.Filmin isminde geçen beşir o dönemin öldürülen Lübnan devlet başkanı Beşir Cemayel’den gelmektedir. O dönemde Filistinli milisler tarafından öldürülen Hrtistiyan kökenli Beşir Cemayel’den sonra İsrail ordusundan destek alan Falanjistlerin intikam duyguları ile bütün insanlık kuralları yıkarcasına giriştiği katliam dünya kamuoyunda tartışılmasa bile vicdanlarda yargılanmaya başlaması ve bu sesin haksız görülen taraftan çıkması günahların temizlenmesi adına çok önemli bir gelişme.Sonuçta her nerden bakarsak bakalım gerçeklerden kaçamayağımızın bir örneği.

waltz-w-bashir

Filme teknik yönden bakacak olursak son dönemde Persepolis,Renaissance,Karanlığı Taramak gibi politik-eleştirinin çizgilerle anlatılmaya başlanmasının son örneği.Politik eleştirinin ve savaş suçunun bir belgesel tadında ders verir gibi akademik dille anlatılmasından ziyade kurgusal animasyona önem verilmesi bu filmi diğer unsurlarından ayırarak öncelikle bir animasyon filmi yapıyor.Bunu yaparkende animasyon filmine alaycı bakışı ve basitliği bertaraf etmek için savaşın acımasızlığı ve ölümün masumiyetini çizgilerle birlikte cok iyi harmanlıyor.Zira baktığımızda kullanılan çizim tekniğinin günümüzün gelişmiş teknolojisi ile ayrıntılı resmetmekten ziyade daha basit durması ve çizgilerin karanlık-aydınlık tekniği ile ayrılması arka plandaki savaşın karanlığını cok güzel yansıtıyor. Son dönemdeki hollywood’un animasyon yapımlarında kullandığı ve pazarladığı üstün teknoloji görsellik açısından önemli olabilir ama alt metni ile zıtlık yaşarsa filmi baltalayabilir.Ama Beşirle Vals’de çok güzel bir uyum var.

2692800px-Stroop_Report_-_Warsaw_Ghetto_Uprising_06 

Filme yapılan eleştirilerde ise duygusal değerlendirmeler ön planda.Öncelikle film her ne kadar yaşananları göstersede , her hangi bir yargıya varmıyor.Film vizyona girdiğinde ülkesinde eleştiri bombardımanına tutuldu.Devlet fonundan yararlanıpta İsraili keskin eleştiriyor diye.Ama müslüman kamuoyunda da yeteri kadar keskin anlatmamakla eleştirildi.Hristiyan dünyasında da İsraile benzer eleştiriler yükseldi.Yani film kimseye yaranamadı açıkcası.Çünkü bunun altında orta doğu’daki çözümlenemez dengesizlik yatıyor.Dünyanın en eski toprakları her toplumun kendi doğrularını dayattığı tansiyonun hiç eksilmediği yerler.Mesela yukarıdaki filmde geçen karede ellerini kaldırarak yerinden yurdundan kopartılan çocuk imgesi yahudi toplumunun Nazi zulmünde çektiği acıların bilinaltılarındaki görüntüsü.Eleştiler de burada ortaya çıkıyor.Kimi çevreler Filistine ve Lübnana yaptıkları zülmü bu kareyle vicdanlarını temizlemeye çalışmasını deyim yerimdeyse “zamanında aynısı bize de oldu” söylemini taraflılık olarak görüyor.İşte bu düşünce Ortadoğunun çözümlenemez düğümü.Her toplum sanki bir futbol maçındaymş gibi skor tutması ortadoğı halklarının birleşmesini değil iyice ayrışmasına neden oluyor.Millliyet veya din birleştiricilikten çıkıp ayrışmaya yöneltiyorsa tek ortak payda İNSAN OLMAK’ta buluşulmalı.

bashir1

Filme bakarken bütün milli,dini,kültürel gözlüklerimizi çıkarıp sadece insan kimliğimizle izlediğimizde yaşanılan dramların ne kadar bize yakın olduğunu görürüz.Aynı durum diğer bütün filmlerde de geçerli. Pianist’i,Schindler’in Listesini,Hotel Ruanda’yı,Kaplumbağalar’da Uçar’ı,Er Ryan’ı Kurtarmak’ı izlerken bütün önyargılarımzdan kurtulup daha insani gözle izlersek yaşanılan dramları daha iyi anlayabiliriz.Bir anne oğlunun bir ülkeye hangi amaçla savaşa gittiğini önemsemez.Ölüm gibi hayatın en büyük gerçekliğinin sanal duygularla örtülemeyeciğini bu gözlüklerimizden sıyrıldığımızda anlarız ancak.

Ari Folman’ın savaşa ve ölüme ışık tutmasının verdiği depresif hüznünü,insanlığa ve barışa ışık tutarak huzura dönüştürme çabası takdirlerinin en büyüğünü hak ediyor.Beşirle Vals de sinemanın dili en sert anti-militarist bir filmi olarak tarihte yerini alacak.

*
Share/Save/Bookmark