4 Ağustos 2016 Perşembe

Gelmiş Geçmiş En Kötü Kahramanlar: Suicide Squad

C:\Users\trdkutlu\Documents\DUYGU 28 Dec 2015\PUBLICITY\FILMS\FILMS 2016\SUICIDE SQUAD\SS_Gercek_Kotuler_title_e_.jpg
GELMİŞ GEÇMİŞ. EN KÖTÜ. KAHRAMANLAR.

Yazar yönetmen David Ayer başrollerini Will Smith, Jared Leto, Margot Robbie, Joel Kinnaman ve Viola Davis’in üstlendiği “SUICIDE SQUAD: GERÇEK KÖTÜLER”le karşınızda.
Kötü olmak iyi hissettiriyor… Dünyanın en tehlikeli, kilit altında tutulan Süper Kötülerinden bir ekip toplayın, onlara hükümetin elindeki en güçlü silahları verin ve sonra onları gizemli, yenilmez bir varlığı alt etmeleri için görevlendirin.  Amerikan istihbarat subayı Amanda Waller kaybedecek hiçbir şeyleri olmayan, benzersiz ve kötücül bireylerden oluşan bir grubu gizlice bir araya getirir. Fakat Gerçek Kötüler başarmak için değil, tescilli birer suçlu oluşlarından dolayı kaçınılmaz olarak yenilecekleri bu göreve seçildiklerini öğrendiklerinde, acaba ölümüne mücadele mi edeceklertir, yoksa herkes yoluna mı gidecektir?
Ayer’in DC Entertainment karakterlerine dayanarak yazıp yönettiği filmde ayrıca Jai Courtney, Jay Hernandez, Adewale Akinnuoye-Agbaje, Ike Barinholtz, Scott Eastwood, Cara Delevingne, Adam Beach ve sinemaya yeni adım atan Karen Fukuhara da rol alıyor. Charles Roven ve Richard Suckle’ın yapımcılığını gerçekleştirdiği filmin yönetici yapımcıları ise Zack Snyder, Deborah Snyder, Colin Wilson ve Geoff Johns.
Ayer’ın kamera arkası yaratıcı ekibi; görüntü yönetiminde Roman Vasyanov, yapım tasarımında Oliver Scholl, kurguda John Gilroy ve kostüm tasarımında Kate Hawley’den oluşuyor. Jerome Chen’in görsel efektler amirliğini üstlendiği filmin müziği Steven Price’ın imzasını taşıyor.
Warner Bros. Pictures bir Atlas Entertainment yapımı olan David Ayer filmi “SUICIDE SQUAD: GERÇEK KÖTÜLER”i sunar. Filmin dünya çapındaki dağıtımını bir Warner Bros. Entertainment kuruluşu olan Warner Bros. Pictures gerçekleştirecek. Film hem iki hem üç boyutlu olarak ve seçkin IMAX 3D sinema salonlarında gösterime sunulacak.

YAPIM HAKKINDA

Gezegendeki en tehlikeli —en kötünün de kötüsü— insanlardan
bir tim oluşturmak istiyorum.
Onların fayda sağlayacağını düşünüyorum.
—Amanda Waller

Kötü adam olmak hiç iyi bir şey olabilir mi? “SUICIDE SQUAD: GERÇEK KÖTÜLER”de gelmiş geçmiş en çılgın suçlulardan oluşturulmuş, son derece sıradışı bir tim bunun yanıtını bulacak. Dünyayı kurtarma görevi için bir araya getirilmiş bu timin üyeleri, zaten akıl hastalıklarıyla dolu hayatlarının en çılgın, en tuhaf ve en sefil serüvenini yaşayacaklar.
Yazar-yönetmen David Ayer, “Gerçek Kötüler aslında DC’nin Süper Kötülerinden oluşmuş bir tim; her ne kadar zoraki olsa da” diyor ve ekliyor: “Bir Süper Kötüyü bir başka Süper Kötüden, hatta bu durumda koca bir Süper Kötüler çetesinden daha iyi kim alt edebilir? Benim için oldukça heyecan verici bir projeydi çünkü süper kahraman filminin farklı bir versiyonunu irdeleyebildim; bu karakterler, gerçek kahramanların kesinlikle tam zıttı.”
Kendi serüvenlerini şimdilik (ya da asla) kahramanca görmeyebilirler ama Gerçek Kötülerin macerası çok büyük heyecanlar, cin fikirler ve daha geleneksel rakipleriyle dolu dolu kapışmalar ve aksiyon içerecek. Kötülüğün iyi yanında olmaya, kendilerini dizginlemeye çalışacaklar… şimdilik.
Will Smith usta keskin nişancı Deadshot rolüyle oyuncu kadrosunun başını çekiyor. “Süper kahraman türünü her zaman sevmişimdir; David de güçlü bir hikaye içeren, kötü ile canavar ruhlu olma arasındaki farkı inceleyen, gerçekten eğlenceli bir film yapmak istedi. Bu filmin, bir baba olarak kişiliğine çok aykırı bir iş yapan ama yaptığı işte de gerçekten ama gerçekten çok iyi olan bir karakteri canlandırmak için harika bir fırsat olduğunu düşündüm” diyor Smith gülerek.
Türün gediklilerinden olan yapımcı Charles Roven ise şunları söylüyor: “DC’nin kötü adamlarıyla bir film yapmanın, hangisinin gerçekten canavar ruhlu olduğunu ve hangilerinde kefaret payı olduğunu görmenin çok ilginç olacağını hissettim. Filmimiz kilit altındaki tüm bu ölümcül kötü adamları içeriyor. Görevi büyük olasılıkla tamamalayamayacak olsalar bile, cezalarını azaltma, hatta özgürlüklerini geri kazanma fırsatı verilse ne yaparlardı? Bu riske giriyorlar —gerçi kendilerine başka seçenek verilmiyor.”
“David Ayer’in bugüne dek yaptığı filmlere bakarsanız, karakterleri her zaman kendi başlarına buyuklar” diyor yapımcı Richard Suckle ve ekliyor: “Gerçek Kötüler timi benzer bir çizgide; kendilerine ne yapmaları ve nasıl yapmaları gerektiğinin söylenmesini istemiyor, sisteme karşı çıkıyorlar. Kendi kurallarıyla oynamak isterken, birlikte oynamaya zorlanıyorlar. Bu durum izlemesi son derece heyecan verici, çok büyük bir çekişme ve çatışma yaratıyor.”
Görünürde bir “seçim şansı” verilmiş olsa da, Gerçek Kötüler timini oluşturacak mahkumların bir takım halinde çalışmayı öğrenmeleri gerekmektedir —kelimenin tam anlamıyla. Bu gönüllü olunan bir görev değildir. “En kötülerin de kötüsünü” barındırmak için tasarlanmış, kötü şöhretli Belle Reve Federal Hapishanesi’nden çıkartılan Deadshot’a ve Harley Quinn, Killer Croc ve Diablo gibi diğer cezaevi arkadaşlarına bu görevde yer almaları için cazip bir teklif yapılır. Bunun arkasındaki kişi, acımasız, manipüle edici, insanların kendi çıkarlarının tersine olacak şekilde davranmalarını sağlayabilme becerisiyle gurur duyan Amerikan askeri istihbarat subayı Amanda Waller’dır.
Rolü üstlenen Viola Davis, Ayer’le ilk görüşmesini şöyle aktarıyor: “İlk toplantımızı onun evinde yaptık. Daha ilk görüşmede kaynaşıverdik. Bir insanın sizi çabucak anlaması kariyerinde başınıza belki birkaç kez gelir. Sizi görüp kendiniz olmanıza izin verirler. David de öyleydi.”
Ayer’ın ismi ve itibarı Margot Robbie’nin ilgisini çekmek için yeterliydi. “‘Suicide Squad//Gerçek Kötüler’… Bunun ne olduğunu bilmiyordum, büyürken çizgi roman okumazdım ve o evrene tamamen yabancıydım. Fakat filmin yazarı ve yönetmeni David’di ve onunla çalışmak istediğimi biliyordum. ‘Training Day’ destansıydı. ‘End of Watch’ı dört kez izledim.  ‘Fury’ de inanılmazdı. Konsepti bana kaba taslak anlattığı 20 dakikalık bir Skype görüşmemizden sonra projeye dahil olmuştum bile.”
Joel Kinnaman her ne kadar Albay Colonel Rick Flag olarak “kötü”yü oynamıyorduysa da —hatta tam tersi—, Ayer’ın film için konseptine ve vizyonuna aynı ölçüde ilgi duydu. Robbie gibi, Kinnaman da filmdeki karakterler ve onların dünyasına aşina değildi ama, “filmde olağanüstü olayların ve özel yeteneklere sahip bu insan üstü suçluların olması, ve sanki gerçek dünyadaymışız gibi davranabilmemiz, ayrıca hikayenin gerçekçi bir evrende geçmesi bana gerçekten ilginç geldi.”
Ayer, timi oluşturan çeşitli karakterlere ek olarak, çizgi romanların en karanlık kaçıklarından birini filme dahil etmek istedi: Joker. Yapımcılar DC evreninin —gerek çizgi roman sayfalarında gerek beyaz perdede— belki de en ikonlaşmış karakterinden biri olan, her zaman şakanın merkezinde yer alan bu psikopat soytarının tamamen yeni bir versiyonunu canlandırması için Jared Leto’ya başvurdular.
Gerçek Kötüler timinin akıl almaz renkli üyelerinden görsel anlamda daha çekici olabilecek pek az takım vardır. Tim son derece büyük savaşları olağanüstü bir müzik eşliğinde vererek yaz döneminde sinema salonlarını dolduracak olan izleyicilere akla hayale sığmayan bir karışım sunuyor.

Demek öyle, ha? Bizler kurbanlarız…
Bir tür intikam mangasıyız.
—Deadshot

Suçlu kanun düşmanlarını alıp, hükümetin en derin, en karanlık gizli ajanları için fazla aşağılık ve pis kabul edilen bir işi üstlenmeleri amacıyla onlara şantaj yapmaktan ne tür fayda gelebilir? Amerikan askeri istihbarat subayı Amanda Waller için, bunun faydası çok basit: Tamamen inkar edilebilirlik.  
Waller ABD için en iyi olanın başka herkes için de en iyi olacağına inanmaktadır; eğer görevin yerine getirilmesi için en iyi buysa, o halde kendisinin yapacağı şey de budur. Waller’ın iş için topladığı sosyopatlar kadar korkunç olduğu söylenebilir… ve aynı ölçüde kestirelemez olduğu.
“Ne tür bir kadın bu kötülerden daha kötü olabilir?” diye soruyor Ayer ve ekliyor: “Bana göre, Amanda Waller büyüleyici ve son derece korkutucu. Her zaman başka herkesten bir adım önde. Viola onu büyük bir zeka ve incelikle canlandırdı.”
Viola Davis, karakterin ABD hükümetinin en üst basamaklarına kadar çıkışına hayran olduğunu belirterek Waller’ı şöyle savunuyor: “O, süper güçlere sahip olmayan bir süper kahraman. Süper güçleri olan bir timi yönetme ve kontrol etmeden başka özel bir yeteneği yok. Onun kötülükle savaşmasının yolu bu.”
Belli bir açıdan bakıldığında, Waller’ın herhangi bir suçlu kadar kötü olduğuna, ahlaki pusulasının aynı ölçüde kırılmış olduğuna inanmak mümkündür, ama kendisi eylemlerini deneyimli bir hükümet ajanının becerikli manipülasyon taktikleriyle haklı göstermeyi başarır.  Astları onun istekleri doğrultusunda öldürürken, üstleri onun eylemlerini hoşgörürler. “Onların” tarafında olduğu sürece, sonuç gerekli her türlü yolu haklı gösterecektir —hatta normalde düzeltilemez ve topluma katılmaları uygunsuz görülen bir suçlular grubunun zorla görevlendirilmesini bile.
Waller şiddet eğilimli suçlular timine minnetini göstermese de, Davis’e göre, “Onların her birini ayrı ayrı etkileyici buluyor; onları harika bir insan türü olarak görüyor. Öte yandan, onların zayıflıklarını biliyor ve bunlardan kolayca yararlanıyor.”
Örneğin Deadshot’ın bir daha asla göremeyebileceği genç kızı gibi mi? Waller, Deadshot’ı, Gotham şehrinin en ünlü suç savaşçısının yardımıyla Belle Reve’e atmayı ustalıkla başarmıştı. Grubun (ve muhtemelen dünyanın) en iyi sıikastçisi olarak hapishane açısından oldukça büyük bir ödüldü Deadshot. Fakat Waller’ın aklında onun yeteneklerini daha etkili bir kullanım şekli vardır.
“Deadshot’ın hayatta her şeyden çok sevdiği bir kızı var ve umutsuz birşekilde harika bir baba olmaya çalışıyor” diyen Will Smith, şöyle devam ediyor: “Ama bir yandan da suikastçilik yaparak geçimini sağlıyor. Zoe’ya duyduğu sevgi ile dünyayı pisliklerden kurtarmanın verdiği zevk arasında çatışma yaşıyor.”  
Canlandırdığı karakter kendi başına hareket etmeyi sevse de, Smith oyuncu arkadaşlarıyla sıkı bir dostluk kurmaya istekliydi. Bu amaçla, sette küçük bir kütüphanenin yanı sıra, insanların bilardo ve masa tenisi oynayabileceği bir oyun odası hazırlattı. Setteki ortam sahnelerin yoğunluğunu yansıtır hale geldiğindeyse, Smith şarkı söyleyip stresi azaltıyordu.
“Will bir süperstar; yetenekli, inanılmaz karizmatik bir aktör ve çok iyi bir insan” diyor Ayer. Yalnız bir kurt olan ve başkalarıyla birlikte çalışmakta hiçbir zaman başarılı olmamış Deadshor karakterinin aksine, “Will birlikte çalışma ortamımıza her gün enerji ve coşku kattı.”
Belki de Deadshot’ın yetenekleri açısından en benzediği karakter, Waller’ın görevi yönetmesi ve disiplin sağlaması için timin başına getirdiği bir subay olan Albay Rick Flag’dir. İkili birbirlerine güvenmedikleri gibi, birbirlerinden hoşlanmazlar da.
Smith bunu şöyle açıklıyor: “Deadshot’ın Flag’in askeri rolündeki ‘meşruluğuna’ karşı gizli bir garezinin olması da ilişkileri açısından pek iyi olmuyor. Benim canlandırdığım karakter çok daha iyi bir asker ve daha iyi bir kumandan olduğuna inanıyor. İkisi arasındaki tek fark hangi tarafta oldukları? Dolayısıyla, Deadshot, Flag’i ve askerlerini bir arada çalışırken gördüğünde hafif bir kıskançlık hissediyor; Deadshot içten içe böyle bir şeye özlem duyuyor ve böyle biri olabilecekken başka bir hayat seçtiğini biliyor.”
Joel Kinnaman’a göre, Flag mesleği askerlik olan biri ve, “kendisini paramparça ettiği halde bu hayatla evli.” Waller’ın planına muhalif oluşu hayatının parçalanmasında kısmen de olsa etkilidir. Düşmanın en üst düzeyde bir deniz komando timi kullanarak eski usulle yok edilebileceğine inanmaktadır.
Aktör şöyle devam ediyor: “Rick timle ilk tanıştığında, tüm takım üyelerine karşı küçümsemeden başka bir şey hissetmiyor. Onlar birer suçlu, birer katil. Rick’in dünyaya bakışı siyah beyaz: Ya iyi adına savaşıyorsundur, ya kötü adına. Onları iyilik adına kullanma fikri mi? Buna inanmıyor. Daha da kötüsü, bu timdekilerin hiç askerlik eğitimleri yok, dolayısıyla Rick’in adamlarının hayatını tehlikeye atacaklar. Bu karar hç mantıklı değil. Rick’in timi aynı işi çok daha iyi yapabilirler ve çok daha güvenilirdirler.”
Flag ve Deadshot zayıflıklarını sır olarak saklamaya çalışırken, eski psikiyatr Dr. Harleen Quinzel kendininkileri alenen göstermektedir. Joker’e olan aşkını açık yüreklilikle dile getirmektedir. Joker’in kötü şöhretli Arkham Akıl Hastanesi’nde hapis tutulduğu sırada psikanalizini yapmakla görevlendirilmiş olan Dr. Quinzel şimdi artık onun adını ve simgelerini vücuduna dövme olarak kazıtmıştır. Onun —Joker’ın sevgilisi ve sapkın aşkının hedefi— Harley Quinn’e dönüşümü usta bir manipülasyoncunun rolleri tersine çevirmesinin sonucudur.
Fakat Harley ile gerçek aşkı arasında Belle Reve’in kalın duvarları vardır. Ve her ne kadar Waller artık ona sahip olduğunu düşünse de, Harley’nin kalbi daima Puding’ine ait olacaktır.
Bu karakteri canlandıracak olan Margot Robbie, Harley’nin, erkek arkadaşına duyduğu aşkın ilk başta kafasını karıştırdığını belirtiyor: “Bu adamı neden seviyor? Karakteri çözümlerken gerçekten zorlandığım noktalardan biriydi bu. Çok güçlü, çok zeki, çok çetin ceviz ve gerçekten müthiş bir kadın olmasına rağmen birden bire bu adam yüzünden paramparça oluyor. Bu onun hoşlanmadığım bir yönüydü çünkü ilk başta bunu anlamadım. Bunun üzerine, Harley bir psikiyatr olduğu için karşılıklı bağımlılık konsepti üzerine araştırma  yapmaya karar verdim. İnanların hayatlarını gerçekten tek bir kişi için yaşayabilmeleri fikri çok ilgimi çekti. Meğer konu aslında o kişi değil, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı gibi bir dürtüymüş aslında. Joker’le ilişkisini bu çerçevede, yani bir bağımlılık olarak düşündüğümde, Harley’ye karşı müthiş bir empati duydum.”
Peki bunun karşılığında Joker’in durumu nedir? Harley’yi gerçekten seviyor mudur? Aktör Jared Leto, canlandırdığı karakterin ele vereceğinden daha fazlasını söylemiyor: “Joker, Harley’ye güçlü bir bağlılık duyuyor. Başka kimse gerçekten pek önemli değil; zaten ona sahipken diğerleri neden önemli olsun ki? Dünyanın geri kalanı nedir? Sadece bir oyun. Alçakça bir hayal ve bol kahkaha paylaşıyoruz.” Peki ama Harley götürüldüğünde, onu bulmaya çalışma zahmetine girecek midir?
Leto akıl hastanesine kolayca uyum gösteren bu kaçık adam rolünü cesurca üstlendi. “Joker ikonlaşmış, efsane olmuş bir karakter” diyen aktör, şöyle devam ediyor: “Yaklaşık 75 yıldır var ve hikayesinin çok çeşitli versiyonları mevcut. Joker tıpkı Everest dağı gibi: Başlangıçta hedeflediğin şeye muhtemelen ulaşamayacağın o imkansız fikirlerden biri. Bu rolü üstlenmek hem korku ve heyecan verici hem de muazzam bir onurdu.”
Leto bu kararın ilk başta dehşet verici olduğunu da itiraf ediyor: “Telefonun geldiği günü hatırlıyorum da, aynı anda hem heyecan hem korku hissetmiştim. Joker kelimesini duyduğum anda gerçekten derinlere dalmam ve daha önce hiç gitmediğim bir yere gitmem gerektiğini anlamıştım. Bu karakter daha önce öyle güzel şekillderde yorumlandı ki, kuyunun ağzını kapatıp mühürlemeliydiler. Ama diğer yandan şöyle bir şey de vardı: Onunla ilgili başka ne açığa çıkarabilirdim? Daha önce yapılmamış neyi yapabilirdim? Keşif, macera ve sınırları zorlamayı seven yanım hemen harekete geçti. Ve bu rol beni sonsuza dek değiştirdi. O tavşan deliğine girmek son derece sürükleyici, zorlayıcı ve eşsiz bir deneyimdi. Kırk yıl düşünsem böyle bir rolü oynama fırsatı yakalayacağım aklıma gelmezdi.”
“Jared cambaz ipinde yürümek gibi olan bu rolün üstesinden çok güzel şekilde geldi” diyor Ayer.
Roven da aynı şekilde etkilendiğini belirtiyor: “Jared bu meydan okumayı kabul edip bastonu eline aldığında ve karakteri David’in yazdığı şekilde canlandırdığında ayaklarımız yerden kesildi. Yine de karakter aynı kaosu kimliğinde barındırıyor: Müthiş bir işadamı; bir ganster; karizmatik, fiziksel, korkutucu ama çekici bir kişilik. Jared’ın David’in Joker yorumuna getirdiği pek çok farklı ton var.”
Joker’le en samimi sahnelere sahip olan Robbie, rol arkadaşının yorumunu hem enerji verici hem sinir bozucu bulduğunu belirtiyor: “Jared ile birlikte pek prova yapmadık. Dolayısıyla, kameranın önüne geçtiğimizde o sahneler fazlasıyla elektrikliydi çünkü her iki karakterin de ne yapacağı önceden kestirilemiyor.”
Harley’nin, Joker’in, Gerçek Kötüler timinin çoğu üyesinin, hatta belki Waller’ın ahkaliyeti sorgulanabilirse de, ahlaksal iflastan kaçınmak için mücadele veren bir karakter vardır: Diablo. Bir zamanların çete üyesi olan Diablo’nun doğaüstü yeteneği  —pirokinezi— onun aynı zamanda lanetidir de çünkü öfkelendiğinde bedeninden çıkan ateşi kontrol edememektedir. Bir keresinde bu yüzden nihai bedeli ödemiştir ve bunun ardından gelen suçluluk duygusu onu değiştirmiştir.
Bu tövbekar piromanı canlandıran Jay Hernandez, “Diablo bir savaşçı ama o hayattan vazgeçmiş” diyor ve ekliyor: “Suçtan, saldırganlıktan uzaklaşmış. Toplumun bir parçası olmak istemiyor; parmaklıklar ardına ait olduğunu hissediyor.”
Çatışma başladığında ve hayatı tehdit altındayken bile kendini ya da başka herhangi birini savunmayı reddetmesi, diğer tim üyelerinin ondan bezmesine neden olur. Aktör bu konuda şunları söylüyor: “Etrafında kıyamet kopuyor, kurşunlar havada uçuşuyor ama Diablo akmakta olan bir nehrin ortasındaki kaya gibi, her şey yanından süzülüp gidiyor. Düşman bile onun yanından geçip gidiyor çünkü onun bir tehdit olmadığı açık. Savaşa dahil olmayı reddediyor.”
Belli ki, insanlığın iyiliği için bile olsa, Diablo’nun doğuştan gelen yeteneklerini kucaklaması, Waller’ın küçük şantajından fazlasını gerektirecektir. “Kefaret olasılığı var mı? Bence Diablo için var” diyor Hernandez ve ekliyor: “Bu filmde kefaret fikrinin çok önemli olduğunu düşünüyorum; üstelik sadece benim karakterim için değil.”
Görevin başlamasından hemen önce, Waller iki suçluyu daha alıp timine dahil eder: Kimyasal tasarımını kendisinin yaptığı iplerle her yere tırmanabilen bir kaçış ustası Slipknot; ve başarısız bir elmas hırsızlığı yüzünden yeni yakalanmış olan Yüzbaşı Boomerang. Ayer’a göre, “Boomerang bir serseri, bir başbelası. Kötü çocuklardan oluşan bir sınıftaki en kötü çocuk; ve kesinlikle başına buyruk. İdare edilmesi, dizginlenmesi gereken, kafası biraz karışık biri.”
Filmdeki bu Avustralyalı kanun kaçağını canlandıran ve gerçek hayatta da Avustralyalı olan Jai Courtney, “Boomerang kesinlikle kendi bildiğini okuyan biri. Bu adamların kim olduğu hiç umurunda değil; onlara ihtiyacı yok ve onların kendisine ihtiyacının olması da umurunda değil. Oradan ne koparabilirse koparıp bir an önce kendi yoluna gitmek istiyor. Onun korkak bir yanı da var; dünyayı kurtarmak pek ilgisini çekmiyor; hep bir çıkış yolu aramakla meşgul ve o yolu bulmasına yardımcı olacaksa başkalarını tehlikeye atmaktan da kaçınmayacak.”
Bunu en çabuk keşfedecek olan kişi Slipknot’tır. Bu karakteri beyaz perdeye aktaran Adam Beach onu “ipleriyle evli bir psikopat” olarak niteliyor. Slipknot’ın becerileri psikolojik olduğu kadar fizikseldir de. Beach’e göre, Slipknot, “Dünyadan nefret ediyor. Burada olmak istemiyor. Öfkeli, kendini kapana kısılmış hissediyor. Birinin onu alt edeceğine, kapının kapanacağına ve hapisten hiç çıkamayacağına inanıyor. Dolayısıyla, kaçmak için, özgür olmak için bir fırsat bulduğunda…”
Gerçek Kötüler timinin, kimliğinden bir türlü kaçamayan tek üyesi Katil Croc’tur. Bir genetik mütasyonunun sonucu olan Katil Croc, kendini Belle Reve’de bulmadan önce Gotham’ın kontrolünü eline geçirme planları yapmıştır. Bazı Gerçek Kötüler timi üyeleri gibi doğuştan suçlu olmayan, yamyamı andıran bu canavarı Adewale Akinnuoye-Agbaje canlandırdı. Aktör, Croc için, “Ergenlik çağında geçirdiği bir cilt rahatsızlığı sonucu derisinden pullar çıkmaya başlamış. Kendi içine kapanmış ve savunmacı biri olmuş” diyor ve şöyle devam ediyor: “Fakat sonra bir arkadaşı şu tavsiyeyi vermiş: ‘Ondan kaçabilir ya da ona kucak açabilirsin.’ İşte o zaman Croc kararını vermiş. Pullarını benimsemiş. Bir sirke katılmış ve timsahlarla güreşmeye başlamış. İlgi hoşuna gitmiş ve kendi kendine güzel olduğunu söylemeye başlamış ama bir yandan da içindeki yaratığın bedensel ihtiyaçlarını da geliştirmeye başlamış.”  
Katil Croc çabucak, hem ahlaki hem fiziksel anlamda lağıma iner; ve diğerleri gibi hâlâ karanlıktadır. Gerçek Kötüler timine emirler verilmiştir ama “ne” sorusunun yanıtı bulanıktır, “niye” sorusunun yanıtı ise hiç yoktur. Görünüşe göre, Waller’ın “gerektiği kadarı bilinecek” anlayışı onların hiçbir şey bilmemesini gerektirmektedir. Flag bile kendisine bir şey söylenmediğini fark eder; ve söz konusu görevde emrindeki kişiler tamamen güvenilmez olduğu için, destek için kendi süperstarını getirir: Kılıç ustası Katana.
Bu ölümcül güzeli canlandıran Karen Fukuhara, “Katana bir samuray. Amanda Waller ve Rick Flag de onun efendileri. Samuraysan efendini sorgulamazsın; bütün hayatını onları korumaya adarsın. Katana çok sadık ve görevin yerine getirilmesi için yapmayacağı hiçbir şey yok; Amanda Waller’ın emir vermesi yeterli” diyor.
Tim konusunda da, Katana efendilerinin görüşüne katılmaktadır. “Bu adamlar kanun tanımaz birer suçlular” diyor Fukuhara ve ekliyor: “Katana’nın ahlaki değerleri var; sadık ama adalet için savaşıyor. Dolayısıyla, gruba arkadaş edinmek için katılmamış. Flag’i samuray usulü korumak için orada.”
Katana’nın korumasına rağmen, Flag’in tim dışında bir sorunu daha vardır ve bunun çözümü daha da zordur. Hayatının aşkı Dr. June Moone kadim bir tanrıça olan Enchantress’in etkisi altına girmiştir. Ruhu ezelden beri bir küpün içinde hapsedilmiş olan Enchantress, kireçtaşı bir mağaraya gömülüdür, ta ki arkeolog olan Dr. Moone farkında olmadan onu serbest bırakana dek. Şimdi bu habis ruhun kontrolünde olan June korku içinde yaşamakta, Enchantress’in ne zaman ortaya çıkıp kendisine bir şeyler yaptıracağını bilememektedir.
Her iki rolü de üstlenmiş olan Cara Delevingne şunları söylüyor: “June hayatında biraz heyecan arıyordu ve onu buldu. Ne dilediğinize dikkat edin. Hayatının kontrolünü her zaman elinde tutmuş bu kadın, birden bire tüm iradesini kaybediyor. Bu onu kırılgan bir duruma sokuyor ve kendisine yardım edecek birini arıyor.”
Waller “imdada” yetişir ve June’u cadının etkisinden kurtarmanın bir yolunu bulmaya söz verir. Bu süre zarfında da sevgili güzel doktoru Rick Flag’in korumasına verir. Bu eylemi tamamen kasıtlıdır.
Kinnaman şunu kaydediyor: “Rick’e June’u koruma görevi verdiğinde, neler olacağı konusunda oldukça net bir fikre sahip olduğundan şüpheleniyorum. Waller bu sayede Rick’i de psikolojik baskı altına alabileceğini düşünüyor ki aynen böyle de oluyor. Rick şimdi bu kadına duyduğu aşka hapsolmuş durumda.”
June, mecazen Flag’in kalbini elinde tutarken, Waller kelimenin gerçek anlamıyla  Enchantress’in kalbini elinde tutmakta ve böylece doktorun kırınganlığını kullanmakta, cadının da kontrolünü sağlamaktadır… ya da Waller öyle sanır. “June Moone çok çekingen bir kadın. Waller ise Enchantress’in kalbine sahip olduğu için kendini çok güçlü hissediyor. Cadıyı kontrol etmek için kalbe istediği zaman bir bıçak saplayabilir; gizli bir silahı var” diyor Davis.
Aslında, Washington, DC’deki yetkililerden onay almak için cadıyı uzuruna çağıran Waller, patronlarını etkilemiş, kod adı olarak X Timi adını verdiği suçlular takımını bir araya getirmek için onların desteğini elde etmiştir. Küçük gösterisi üstlerinin dudaklarını uçuklatmış olabilir ama şimdi hepsi olası bir kıyamete dönüşebilecek bir durumla karşı karşıyadırlar.
Flag ve GQ yolda düzeni sağlamaya çalışırken, Yüzbaşı Griggs de Belle Reve’de nizamı korumak için mücadele etmektedir. Buradan gitmesinden önce Harley Quinn, Griggs’in en gözde mahkumlarındandı. Griggs’i canlandıran aktör Ike Barinholtz karakteri için, “Mahkumlarına işkence etmekten ve onlara kimin patron olduğunu göstermekten büyük zevk alıyor” diyor.
Ama belki de Harley’den —ve çılgın kız arkadaşı için başka planları olan Joker’den— uzak durması en iyiysi olurdu. Leto, muammalı bir şekilde, “Doğrusu, plan vardır, plan vardır. Joker’in her zaman en az beş planı var” dedikten sonra, şöyle devam ediyor: “Büyük plan bir sır. Küçük plan ise Harley’yi geri almak. Her ne pahasına olusa olsun. Bu, timin hedefinden ayrı bir şey. Joker tüm bu saçmalıkları pek umursamıyor doğrusu; onun için her şey bir oyun.”
Yine de, Joker’ın göreve umarsızlığının ölümcül sonuçları olabilir; ve eğer, mucize eseri de olsa, —her biri doğaüstü ya da insanüstü güçlere ve ileri dövüş yeteneklerine sahip— bu kanunsuzlar imkansız görevlerini yerine getirirlerse, dünya daha iyi bir yer olacak mıdır?  Belki de kendilerini zar zor kontrol edebilen bu tufhaf uyumsuzlar grubu kontrolü ele geçirip iplerini koparmış cehennem köpekleri gibi olacaklardır.
Öte yandan, uslu olmayı öğrenmezlerse, bunun da sonuçları olacaktır. Waller’ın time dediği gibi, “Görevi bırakırsanız, ölürsünüz. Albay Flag’in başına bir şey gelirse hepinizi tek tek öldürürüm. Unutmayın, sizi izliyorum. Ben her şeyi görürüm.”

Deadshot insanlara ateş eder…
O bir timsahtır, insan yer …
İnsanları yakar…
İçine bir cadı girmiş…
Ve kendisi çılgının teki.
—Rick Flag

Ayer, pek çok hayranın çizgi roman sayfalarından aşina oldukları şeyleri hayata geçirmek üzere, “SUICIDE SQUAD: GERÇEK KÖTÜLER”in çılgın görünümlerini yaratmaları için kostüm tasarımcısı Kate Hawley ile makyaj ve saç tasarımcısı Alessandro Bertolazzi’ye başvurdu. Biraz araştırma yapıp DC’nin kapsamlı tarihçesi ve karakterlerin popülaritesi sayesinde muazzam miktarda bilgiye ulaşan ikili, çizgi romanları ellerinden bıraktılar, bilgisayarlarını kapattılar ve çalışmaya sıfırdan başladılar.
Tasarımcılar çok fazla geçmişe bakmak yerine Ayer’den aldıkları ilk talimata odaklandılar: Süper kahraman kostümü yok, tayt pantolonlu adamlar yok. Bunun yerine, gangster ve ordu temaları karakterlerin görünümlerini belirleyecekti. “David ‘gerçeği kovalamak’ cümlesini çok sık kullanıyordu” diyen Hawley, bunu şöyle açıklıyor: “Yani, bir karakteri kendi dünyamızın gerçekliğinde nasıl bulur ve yükseltiriz?’ Bizim işimiz çizgi roman karakterlerinin öğelerini, ikonografisini ayrıştırıp yarattığımız modern gerçekliğe taşımaktı.”
Hawley’nin aktardığına göre, Ayer özellikle Joker ve Harley Quinn’in ortamlarının “herkesin biraz kaçık olduğu, çok renkli ve tehlikeli yerler olmasını; Joker’in bu ortamlarda çok aklı başında, çok yerli yerinde, rock yıldızı bir gangster olmasını istedi.” Yönetmenin ilgi duyduğu bir diğer şey de Joker ile Harley tarafından sürekli hale getirilen psikolojik savaş; ve kıyafetlerinin bu savaşın nasıl bir parçası olduğunu görmekti.
Hawley buna örnek olarak şunu gösteriyor: “Harley ile Joker’in gece kulübünde bir kedi  fare oyunu oynadığı ve kurbanlarının akıbetinin daha en başından bilindiği sahnede, Joker ile Harley’nin bu adamı yazgısına sürükledikleri çok güzel bir dans var. Kurban da kötü kahramanlarımız da bunu biliyor ama yine de oynayış biçimleri hem çok güzel hem de çok iğrenç. David’in talimatı Harley’nin göz kamaştırması ve afallatmasıydı. Dolayısıyla, parlak dore bir elbise giyiyor ve ve her yeri Joker’in aldığı pırlanta mücevherlerle kaplı. Burada amaç onun parlak bir dikkat dağıtıcı olması; Joker’in kullandığı muhteşem bir araç o. Biz de buna vurgu yaptık.”
Üstelik, diye ekliyor Hawley, “Her şeyin bir anlamı olmalı, yakın çekimde kendini açığa vuran, büyük resmin yaratılmasına yardım eden bir sır olmalı. Dolayısıyla, karakterlerimiz için ya da onlarla ilgili bilgilerimiz açısından bir anlamı olan pek çok küçük ayrıntı mevcut. Harley’nin ‘Harley Joker’i seviyor’ kolyesi, yüzük parmağında bir sırtlan ile Joker kafatası bulunan yüzüğü gibi küçük sırları var. Joker de papalık yüzüğüne benzer bir şey takıyor.”
Paskalya yumurtasını andıran bu ayrıntılar karakterlerin pek çoğunda bulunabilir. Örneğin, Deadshot’ı —nam-ı diğer Floyd Lawton’ı— bir geçmişe dönüş sahnesinde gördüğümüze, üzerinde retro bir ceket var; anafikir bunun babasına ait bir ceket olması ve babasının orada olmaması, tıpkı şu an hapis olan Lawton’ın kızının yanında olamaması gibi. Filmin ilerleyen bölümlerinde, Deadshot timin fiili lideri olarak yerini aldığında, keskin gözlü izleyiciler, onun kostümünün üzerinde “Işık benim, yol benim” yazısının işli olduğunu fark edeceklerdir.  
Hawley’ye göre, kostüm tasarımına ek bir öğe de, bu karakterlerin çoğu kez kendi kıyafetlerini kendilerinin doğaçlama bir şekilde yaratması gerektiğiydi çünkü, milyon dolarlık ödemeler alan Deadshot’ın aksine, “ellerinin altında dolgun bir yatırım fonu yok. Dolayısıyla, Boomerang’ın bumeranglarını yakalayabilmek için giydiği zincirli eldivenler bir kasap eldiveni ve bir beyzbol eldiveni kullanılarak tasarlanmış.”
Hapishane sahneleri için, tüm erkekler turuncu mahkum kıyafeti giymektedirler. Fakat  Hawley ve ekibi Harley Quinn için Los Angeles hapishanelerinin çeşitli kanatlarının resimlerine baktılar çünkü buralarda mahkumlar çarşafları yırtarak kendi kıyafetlerini yapıyorlar. Kostüm tasarımcısı ayrıca hapishanelerin akıl hastası koğuşlarındaki kadınları araştırdı ve 19. yüzyılda sevdiklerine takıntılı bir şekilde yazan iki kadın buldu. Hatta bir tanesi düşüncelerini kıyafetlerinin üzerine nakşetmişti. Modern çağa bakan Hawley, Sid Vicious ile Nancy Spungen gibi kötü kaderli başka çiftlerden de ilham aldığını söylüyor: “Onlarda hem şaşalı bir yan hem de şiddet eğilimli bir evcimenlik görüyorsunuz. Harley tüm bu kadınların bir karışımı; cıva gibi değişken mizaçlı bir kadın o.”
Öte yandan, yapımcılar Harley’nin yaratıcılarının sanatına da saygılarını göstermek istediler. “Çizgi roman sayfalarından bire bir alıntı yaptığımız anlar da oldu” diyor Hawley ve ekliyor: “Çizgi romanlardan birinde, Harley’nin Belle Reve hapishanesinde zorla beslendiğini görüyorsunuz; üzerinde kırmızı mavi bir külot var. Çizgi romana gönderme olarak biz de aynı iç çamaşırını yarattık. Çizgi romanlardan doğrudan aldığımız bir diğer kıyafet de Harley’nin Dr. Harleen Quinzel olduğu dönemde giydiği kırmızı bluz, mavi etek ve ceket. Bu romanları çok iyi bilenlere böyle küçük enstantaneler sunmak istedik.”
Ayer’ın arzusunu hayata geçirmek için, Akinnuoye-Agbaje aylar boyunca filmin protez ekibinin kalıp çıkarma ve provalarına göğüs gerdi. Sonunda, fiziksel antrenmanlar mutlak bir gereklilik oldu: Makyaj masasında geçen beş saatin ardından üzerindeki beş santim kalınlığında köpük, yüz protezleri, kapşon, yaklaşık 18 kilo ağırlığında timsah-leopar motifli bir ceketle 13 saatlik çekimler yapması gerekti. Üstelik, yağmur olan çekimlerde bu ağırlığa beş kilo daha ekleniyordu.
En karakter tanımlayıcı görüntülerden biri Diablo’nun dövme koleksiyonuydu. Bertolazzi ve Ayer karakterin hem bedeninin hem de yüzünün büyük kısmını kaplayacak, Diablo’nun —şiddet eğilimli bir çete üyesi olduğu günlerden bir aile babası olduğu günlere kadar— tüm yaşamını simgeleyecek mürekkep desenler için dövme sanatçısı Rob Coutts’a danıştılar.
Öte yandan, dövmeler Diablo’yla sınırlı değildi. Coutts her bir karakter için tasarlanmış renkli, yaratıcı peruklar ve makyaj doğrultusunda, aralarında Deadshot, Enchantress, Harley Quinn, Joker, GQ ve daha birçoğunun bulunduğu pek çok karakter için —hem timdekiler hem askerler— dövmelerin tasarımına yardım etti.

Sana oyuncaklarımı göstermek için sabırsızlanıyorum.
—Joker

Elbette, Gerçek Kötüler gibi bir tim silahları olmadan eksik —ve etkisiz— olurdu. Ayer bu noktada, hem çizgi romana sadık kalmayı hem de filme eşsiz bir görünüm kazandırmayı başarabilmek için aksesuar ustası Dan Sissons’a başvurdu çünkü bu çizgiyi çekmek kolay değildi.
“İnanılmaz karakterlerimiz, zengin bir hikaye evrenimiz, müthiş kostümlerimiz var. Dolayısıyla, bu dünyaya saygı göstermenin son derece önemli olduğunu düşündüm çünkü dışarıda bu dünyanın ayrıntılarını benden çok daha iyi bilen çok sayıda hayran var” diyen Ayer, şöyle devam ediyor: “Öte yandan, bu dünyayı beyaz perde için daha da yukarı taşımak istiyorsunuz. Bu yüzden de olağanüstü aksesuarlar geliştirdik; örneğin Joker’in küçük spor arabası, Deadshot’ın bilek magnumları ve dürbünlü tüfeği, Harley’nin altın tabancası, Katana’nın Soultaker kılıcı ve Slipknot’ın ipleri.”
Daha da inanılmaz olanı, aksesuarların çoğunun aslında işlevsel olmasıydı. “Bu film için çok fazla AR-GE çalışması yapıldı. Müthiş bir serüvendi” diyor yönetmen.
Kostüm tasarımında olduğu gibi, aksesuarların da bir kısmı sinemaseverlerin belki fark edeceği belki fark edemeyeceği ama karakterler hakkında ipucu veren küçük ayrıntılara sahipti. Çizgi roman meraklıları Harley Quinn’in beyzbol sopasına aşinadırlar ama tabancası filmin en göz alıcı aksesuarlardan biriydi. Altın işlemeli bu siyah tabancanın topunda sırayla “aşk” ve “nefret” yazması, her yerine pırlantaların serpiştirilmiş olması ve üzerine “HQ” kakılmış olması gibi küçük ayrıntılar vardı.
Doğal olarak, oyuncu kadrosunun karakterlerinin gerektirdiği silahları kullanmak ve hikayenin gerektirdiği çeşitli tehlikeli hareketleri yapabilmek için eğitim almaları gerekti. Her iki beceri için de, programları, çekimlerden aylar önce evde başladı ve sete gelmenden önce sıkı bir antrenman yapmaları ve rejim uygulamaları gerekti. Zorlu bir süreçti ama oyuncular Gerçek Kötüler timindeki yerlerini almaya kararlı ve azimliydiler.
“Bir sinemacı olarak, ortaya gerçekçi bir dünya koymayı seviyorum” diyen Ayer, şöyle devam ediyor: “Benim için, o dünyayı, aksiyonu gerçekten kendisi yapan oyuncularla doldurmak son derece önemli, tabi güvenli olduğu sürece. Oyuncu kadromuza dövüş sanatları ve ateş etme eğitimleri verdirdik. Sete geldiklerinde, kendi dublörlüklerini kendileri yaptılar, böylece sahici ve inandırıcı oldular.”
Ayer bu amacı daha da ileri taşımak amacıyla, oyuncular prova dönemi için bir araya geldiğinde, öncesinde oyuncularla bireysel olarak çalışmış olan, Gym Jones’dan Pieter Vodden’ı da sete çağırdı. Vodden ana çekimlerin öncesindeki haftalar boyunca oyunculara birlikte antrenman yaptırmak üzere stüdyoya bir spor salonu kurdu. Şaşırtıcıdır ki, oyuncuların dönüşümünü izlemek çekim ekibinde de dalgalanma etkisi yarattı ve nihayetinde çekimler süresince birlikte antrenman yapan 35-40 kişi vardı.
“Japon kılıç ustası Katana’nın tarzını çok klasik tuttuk” diyen Norris, şöyle devam ediyor: “Harley elinde beyzbol sopası olan çılgın bir karakter olduğu için daha serbestti. Boomerang’ın silah tercihi elbette boomerangdı. Croc için ise yepyeni bir dil bulmak zorundaydık: Yarı timsah yarı insan biri nasıl dövüşür? Tüm bu yelpazede gerçekten ilginç şeyler yapma fırsatı bulduk.”
Ayer için gerçekçiliğe ulaşma çabası bununla da sınırlı değildi. “Elinizde kurgu ürünü bir DC evreni var. Benim felsefem ise bunu alıp gerçek dünyaya oturtmaktı. Örneğin, kariyerini Özel Harekat Birliği’nde yapmış bir subay olan Rick Flag gibi bir karakter var. Kimlerle muhatap olur? Özel Kuvvetler komitesindeki insanlarla, deniz komandolarıyla, Özel Harekat Kumandanlığı’yla. Süper kötülerden oluşan bu Gerçek Kötüler timini kurup, onları deniz komandolarıyla bir takım haline getirip göreve gönderme fikri bana taze soluklu geldi; ayrıca bu dünyaya da inanılmaz bir meşruluk kattı.”
Vance, “Dave gerçekçiliğe bayılıyor. Ne yazık ki, pek çok oyuncu ne kadar yetenekli olsalar da tamamen gerçekçi görünmek için farklı silah sistemleri kullanmanın her yönünü öğrenecek vakte sahip değiller. Çoğu filmde, deneyimli görünmüyor ya da hayatlarını silahlı kuvvetlerde geçirmiş gibi durmuyorlar. Silahlı dövüşler söz konusu olduğunda da, kas hafızasından ötürü tam oturmayan bazı şeyler oluyor. Dave izleyicinin bunu çabucak fark edeceğini biliyor” dedikten sonra, sözlerini şöyle sürdürüyor:  
“Dave bize bir oyuncuyu hazırlamak için yeterli zamanı vermeye uğraştı. Sadece mekanik beceriler için değil, kas hafızası oluşturmak için de. Oyuncunun yerine getireceği her aksiyona hazırlanması için de. Onları formda tutmak için önyapım ve provalar sırasında, çekimler sırasında düzenli olarak tekrarlar yapıyorduk. Bizi kenarda hazır tutmak filmin askeri öğeleri için de faydalıydı. O “hakiki” unsuru sağladı —yani, silahlı çatışma sekanslarının sahici görünmesini. Fakat Dave bunun ikili bir amacı olduğunun da farkındaydı: Günlük sahnelerin koreografisini, alternatifleri yaratma; ve hareket sırasında, aksiyon sırasında oyuncuların yanında olup sahneler için gerekli uyarlamaları yapma.”
Vance ve ekibi kadroya dahil olduktan sonra, oyuncu kadrosu çekimlerden hemen önce “yoğunlaştırılmış antrenman programına” tâbi tutuldular. “Önyapımda, temel silah eğitimiyle başladık ve esas silahlarında yetkin hale geldiklerinde savaşın psikolojik boyutuna geçtik: Zihinsel durum, yanıt yerine tepki, savaşçılığın tarihteki örnekleri gibi” diyor Vance.  
Robbie yönetmenin alışılmışın dışındaki eğitim sürecini denemeye istekliydi ama başlangıçta biraz naif olduğunu iritaf ediyor: “David’le çalıştığınızda karakterin gerçekten derinlerine inmeniz gerekeceği konusunda beni uyarmışlardı. Bu, zaman zaman rahatsız edici olacak, deli gibi antrenman yapmak ve normalde yaptığının gerçekten çok ötesine geçmek zorunda kalacaksın demişlerdi. Ben de, ‘Bu kulağa acayip eğlenceli geliyor. Tabi ki yapacağım!’ demiştim. Ama başladıktan sonra, süreçten emin olmadığım zamanlar oldu. Yine de güvenmek zorundasınız. Sonuçta birbirine inanılmaz bağlı, birlik içinde bir grup haline geldik.  David’le ilişkim için de aynı şey söz konusuydu. Daha önce başka hiçbir iş ilişkisinde yaşamadığım, akıl almaz bir güven oluştu. Bir sahnede bana söylediği herhangi bir yöne gidebilirdim.”

Onları bir deliğe tıkıp,
O deliği bir yere attık diyelim.
—Amanda Waller

“SUICIDE SQUAD: GERÇEK KÖTÜLER”in ana çekimleri ağırlıklı olarak Kanada’daki Pinewood Toronto Stüdyoları’nda gerçekleştirildi. Ayer daha önce iki kez birlikte çalıştığı ve kolaylıkla anlaştığı görüntü yönetmeni Roman Vasyanov’la yeniden bir araya geldi. Bu sayede filmin gerektirdiği oldukça karmaşık bazı çekimlerin ve sıkışık çalışma programının getirdiği zorlukların üstesinden gelebildiler.
Filmin görüntüsü ve ortamına büyük katkı sağlayan bir diğer isim de yapım tasarımcısı Oliver Scholl’du. Kendisi daha öncesinde var olan bir malzemeye dayanan filmlere taze soluk getirme konusundaki beklentileri karşılamayı kabul edilir bir meydan okuma olarak gördüğünü söylüyor: “Önce ev ödevimi yapmalıydım. DC’yle pek çok toplantı gerçekleştirmek, çizgi romanları almak, hikayeleri okumak, görsellere bakmak ve tabi David’in bu dünyay bakışını ve yorumlayışını anlamak zorundaydım.”
Deadshot’ın hücresi oldukça sade olsa da; Harley, Diablo ve Katil Croc gibilerin hücreleri çok daha karakterlerine uygun ve eksantriktiler. Scholl şunları söylüyor: “Harley kafesteki güzel bir hayvan gibi; sırf ona bakmanın bile size zarar verebileceğini düşünürsünüz ama hücresine göz attığınızda, onda daha başka bir şeyler de olduğunu hemen görüyorsunuz.”
Scholl sözlerini şöyle sürdürüyor: “Diablo ateş yaratıyor, dolayısıyla onun için tasarlayacağınız şey çok etkili bir yangın söndürme sistemi. Kendini kontrol etmediğinde üzerine yüzlerce litre su boşaltmak için ucunda büyük bir hortum olan kocaman bir tüp inşa ettik. Katil Croc’a gelince, eh… onun hücresi de özünde bir kanalizasyon.”
Tim hapisten çıkarılıp göreve gönderilince, aksiyonun büyük kısmı kurgu ürünü olan Midway şehrine geçiyor. Hedeflerinin konuşlandığı ve hızla ele geçirdiği, görünürdeki herşeyi yakıp yıktığı yer burası. Bir şehir caddesi gibi tasarlanan set 75 metre uzunluğundaydı; üzerine aynı anda 20 performansçıyı taşıyabilecek kablolar bulunan devasa bir uçuş sistemi inşa edilmişti. Norris bu genişlikteki bir alanın dublörlere büyük kolaylık sağladığını söylüyor: “Düşmanın Gerçek Kötüler timine saldırdığı caddenin bir ucundan diğer ucuna, arabaların ya da çöp konteynırlarının üzerinden atlıyor, duvarlardan sekiyorlardı. Çok büyük bir sekanstı. Ana birim ile aksiyon birimi olarak birlikte çalışıp üç hafta gibi bir süre, herkesin dahil olduğu bu sekansı çektik.”
Yapımcılar stüdyonun dışında bir araba kovalamaca sekansı hazırlayarak, Joker’in arabasının Batmobile tarafından takip edilişini çektiler. Kovalamaca şehrin ana arteri olan Yonge caddesinin yaklaşık on bloğunda gerçekleşti. Üç gecede çekilmesi planlanan sahne için caddenin akşam sekizden sabah beşe kadar kapatılması gerekti. Şehir yönetimi buna izin verdi. Fakat içinde bulunduğumuz sosyal medya çağında, çekimleri kapalı tutmak imkansızdı; daha ilk gece birkaç bin hayran caddenin kenarlarını doldurmuştu. İkinci gece ise bu rakam 30.000’i geçmişti. İnsanlar kaldırımda bir buçuk kilometrelik bir hat üzerinde omuz omuzaydılar. Tehlikeli sahnelerin çekimi için alan artık güvenli değildi. Yapımcılar çekimi sonlandırmak yerine, “Tüm bu insanlar Batmobile’i görmeye gelmişler. Hadi onlara Batmobile’i gösterelim” diye düşündüler. Böylece aracı caddede yavaşça sürdüler, insanların fotoğraf çekmesine olanak tanıdılar. Hayranlar isediklerine kavuşunca, oradan ayrıldılar ve böylece çekim güvenli bir şekilde devam etti.

Bizler kötü adamlarız, işimiz bu!
—Harley Quinn
Yapımcılar, müzik amirleri Season Kent ve Gabe Hilfer’la birlikte, eğlenceyi, aksiyonu, enerjiyi ve hikayenin temalarını güçlü bir şekilde vurgulayacak müzikleri filme entegre ettiler —kefaret belki de Gerçek Kötüler timi üyelerinin en baskın temasıydı.
Geniş bir müzik yelpazesinden yararlanıldı. Filmde klasik rock’tan funk’a, alternatif rock’tan rap’e birçok müzik türüne; ayrıca, twenty one pilots, Imagine Dragons, X Ambassadors ve Kanye West gibi güncel şarkıcılardan, The Rolling Stones, AC/DC, Creedence Clearwater Revival ve hatta Etta James gibi efsanelere yer verildi.
Ödüllü besteci Steven Price’ın ana teması ise kusursuz geçişler sağlamanın yanı sıra, her sahnede duygusal iniş çıkışlar arasında gezindi.

https://img1.etsystatic.com/138/1/11280968/il_570xN.984795355_d8at.jpg

*
Share/Save/Bookmark