14 Ağustos 2014 Perşembe

Robin Williams ve Goril Koko

Birkaç gün önce bütün dünyayı sarsacak bir haberle çalkalandı sanat dünyası. Herkesin tanıdığı Robin Williams 63 yaşında kendi evinde intihar etmişti. Uzun yıllardır alkol ve uyuşturucu kullandığı ve sayısız rehabilitasyona girdiği biliniyordu ama belki de kimse bu sonu beklemiyordu. Her komik insanın hayatı çok sevdiği iddia edilir ve bunun uzantısı olarak çok klişe bir laf vardır hani başkasını eğlendiren ama kendi gülemeyen palyaço diye,lafın gönderme yaptığı bu durum sanki çok olağan dışı bir şeymiş gibi duygu yaratmaya çalışır. Vah vah herkesi güldürüyor ama kendi gülemiyor zavallı palyaço. Tamamen deli saçması bir klişe. Her insan gibi mizah yönü güçlü,insanları güldürmeyi seven kişiler de pek ala dertli,kederli olabilirdi.Hatta komikliklerinin aslında kederlerini bastırmak için bir nevi içgüdüsel hareket de olduğu psikolojik çalışmalarla ortaya konmuştur. Şimdi burada uzun uzun Robin Williams sanat hayatı ile ilgili atıp tutmayacağım. Günlerdir her yerde filmleri hayatı anlatılıyor. Gerçekten çok iyi bir oyuncuydu ve gidişi büyük bir kayıptı ama beni esas üzen ölümünün arkasındaki sorulardı. 63 yaşında bir insanın intihar ediş biçimi. Oldum olası intihar hikayeleri beni etkilemiştir. Bir insanın en önemli varlığı yaşamını kendi elleriyle yok etmesini hiçbir felsefe yapısı açıklayamamış bugüne kadar. Oysaki yaşam kadar eskiydi bu durum. Varoluşsal kaygı içindeki insan doğasının tükeniş hali miydi acaba? Peki para, pul, şan, şöhret herşeyi olduğunu düşündüğümüz Robin Williams'ı ölüme götüren nedenler nelerdi de hem bileklerini kesip hem de kendi kemeriyle yaşamını sonlandırdı. O kadar çok istiyormuş demek ki ölmeyi, kurtulma ihtimalini sıfıra düşürmek için sanki kendini garantiye almış.. Bunlar çok küçük ama sormaya başlayınca girdap gibi içine çeken sorular. Neden bu kadar çok bu hayattan kurtulmak istiyor ve 63 yıldır bunu iyi kötü sürdürmüşken.
Mesela ünlülerin intihar hikayelerinden bir başka beni yaralayan ölüm Kurt Cobain'in intiharıdır. Yaş olarak yaşandığı zamanı hatırlamıyorum ama sonrasında yaptığım okumalarda psikologların Cobain'in intihar mektubundaki çözümlemeleri beni yine hayrete düşürmüştü. Mektupta yazılanlar o kadar çok bastırılarak yazılmış ki ölüm arefesindeki birinin kendini bu kadar anlatmaya çabalaması yani ne kadar Kurt Cobain de olsanız milyonlar sizin bir tek kelimenizi duymak için çabaladığı bir dünyada anlaşılamamak demekki Cobain'in ölüme götüren nedenlerin başında geliyormuş.

Yine bir başka unutamadığım intihar ise İtalyan Komedisinin ve Toto'nun yaratıcısı Mario Monicelli'nin 95 yaşında intiharı seçmiş olması .ve işin diğer bir garip yanı da 1946 senesinde tiyatro eleştirmeni - gazeteci babası Tomaso Monicelli'nin de kendi ölümünü kendi seçmesi. Hala büyük bir tabudur insanın kendi ölümünü belirlemesi. Dünyanın hemen hemen her yerinde ötenazi hala yasak olması en gelişmiş kabul edilen Batı toplumunda bile bu tabunun üstüne gidilmediğinin  bir göstergesi. İnsan kendi yaşamı ile karar alabiliyorken ölümü ile ilgili niye karar alamıyordu? Monicelli'nin durumunda da bu geçerliydi. 95 yaşında zaten ecel dediğimiz şey bir kaç sene içerisinde tecelli edecekken bu duyduğu acıya, kedere dur demek herkesin hakkı olmalıydı. Bu bağlamda Akademi'nin Robin Williams'ın intiharından sonra "Aladdin"animasyon filmindeki rolünden hareketle "Özgürsün cin" yazması toplumun çoğu kesiminden büyük tepki topladı ve intiharı özendirdiği iddia edildi. Oysaki Williams'in bu eylemi başlı başına bir özgürlük eylemi değil de neydi?

Robin Williams'ın ölümü ile ilgili son paylaşmak istediğimve başlığıma konu olan Goril Koko'nun yası. Yıllar öncesinde Williams'ın ziyareti ile başlayan bu dostluğun sonucunda dünyanın en akıllı gorili kabul edilen işaret dili ile yaklaşık 2000 kelime konuşabilen Koko, vakıf yetkililerin verdiği bilgiye göre ölüm haberi aldıktan sonra ağladığı ve yas tuttuğunu söylüyorlar.İnsanın içini oldukça acıtıyor değil mi?


Vakfın bahsettiğim haber linki de burda http://www.koko.org/koko-tribute-robin-williams




  *
Share/Save/Bookmark