24 Şubat 2011 Perşembe

3. Reich’ta Sinema

ilk-3d-teknolojisini-naziler-kullanmis--1153029Avustralya’lı yönetmen Philippe Mora “3.Reich’ta Sinema” projesi çerçevesinde Berlin’deki Federal Arşivinde bulduğu 30’ar dakikalık propaganda filmlerinde günümüz sinema dünyanın yeni gözdelerinden 3 boyutlu çekim tekniniğinin ilk kez Naziler döneminde kullanıldığını ortaya koydu. İlk olarak Varity dergisinde ortaya atılan iddiada siyah beyaz çekilmiş iki filmde o günün teknolojik şartlarını zorlarcasına özel geliştirdikleri prizma yöntemiyle 3 boyutlu filmler üzerinde çalıştıklarını söyleyen Mora,bugüne kadar ortaya çıkmamasının sebebi olarak da arşivde filmlerin "stereoskopik film" kategorisinde arşivlendiğini, ve gerçekten de 3 boyutlu olabileceği üzerinde durulmamasına bağlıyor.

Bilindiği üzere geçmişteki bütün faşist yönetimler halklarını avuçlarının içinde tutmak için en etkili yol olarak sinemayı seçmişlerdi.Kitleleri etkilemek için biçilmiş kaftan olan bu büyülü sanat kötü eller yüzünden amacından saparak birer göz karartma aracı olarak görüldü ve kullanıldı.Ama yine de Nazilerin herşeyi kaydetmeyi saplantı haline getirmesinin sonucu olarak teknolojik imkanları sonuna kadar kullanmasının iyi tarafınında olduğu tartışma götürmez. Son günlerde hayli popüler olan 3 boyutlu film furyasının başlangıcının 30’lu yıllara dayanması  her ne kadar insanlık tarihinin en kanlı savaşına zemin hazırlayan yıllar la kesişse de sanatın görselliği açısından son derece önemli buldu.

Sanatsal anlatım yollarının çeşitlenmesi ile çok farklı ufuklara yelken açan sinema sanatında bu gelişmeyi yaratan her kim olursa olsun,düşüncesi her ne olursa olsun kayde değer bir durumdur. Dinamitin ortaya çıkışında esas ama yollar yapılsın diye yüksek patlayıcı gücüne ihtiyaç duyulmasının ardından gelen buluş sonrasında kirli eller yüzünden çok kan dökse de başlangıcındaki iyi niyet yadsınamaz. Nazilerin sinema da bu teknolojiyi geliştirme çabaları babaların hayrına olmadığı gibi boyunduruk altında tuttukları halklarını iyice avuçlarının içinde tutmak için propaganda yağmuruna tutmak istemeleri de tartışmasız gerçek. İnsanlık tarihinin en büyük kara lekelerinden biri olan faşist düzenler ve neredeyse onların içinde birinciliği kimseye kaptırmayacak vahşilikteki Nazi sistemini övmek değildir bu sadece her türlü yeniliği insanlık adına iyi şeylerde kullanmak gerektiğini vurgulamaktır. Yine Nazi döneminde atomun parçalanması üzerinde yapılan çalışmalar her ne kadar vurucu ve caydırıcı gücü yüksek bomba yapımı için de olsa savaş sonrasında bunun insanlığın yararına enerji üretiminde kullanılmaya başlanması yine nazi döneminin yadsınamaz gerçeklerinden. Gönül isterdiği insanlık bütün bu acıları yaşamasaydı ve hakkettiği bir düzende gelişseydi tüm bu güzellikler. Tabi bu dediklerim diğer bütün yaşanan kötü olaylardan sonra çıkardığımız derslerin başlangıç cümlesini oluşturuyor.Keşke olmasaydı…110217-nazi3d.hlarge

*
Share/Save/Bookmark

23 Şubat 2011 Çarşamba

Sinema Şehri;Eskişehir

1-8 Mayıs 2011 tarihleri arasında gerçekleşecek olan 13. Anadolu Üniversitesi Uluslararası Eskişehir Film Festivali’nde  gelenekselleşen “Sinema Kültürüne Katkı Ödülleri” bu yılki sahiplerini arıyor.Yedinci sanat’ın düşünsel anlamda da gelişmesine katkıda bulunan her türlü akademik çabayı takdir etmeyi amaçlayan bu tür girişimler sinema kültürünün gelişmesi adına çok önemli adımlardır.

Sinema sadece kitleleri eğlendirme amacıyla ürünler ortaya koymaz, asıl işlevi tüketiciden çok katılımcı izleyicinin sinema ürünü sırasında ve ya sonra bile sorgulamaya itme amacı gütmesidir. Zaten sadece sinemayla alakalı bir durum değil bu, bütün sanat dalları açısından en temel amaç insanın,kendini yapıtların soyut dünyasında görmek ve dünyayı,hayatı daha iyi anlaşılır kılmak değil midir. Hal böyle olunca sanat dalının çok daha işlevli olması için toplumsal olarak sanat dalına iyi entegre olması gerekir.Yani kısacası sanatsal ürünleri gelişim adına sinderebilecek bireyler yaratmak adına öncelikle sanat kültürü yaratmak gerekir.Yani şöyle ki bir filme sırf zaman geçsin diye gidilemeyeceği gibi bireyin tüketiciden ziyade sanatsal sürecin bir parçası olarak perdeden aldığı veriyi kendi sanat kültürüyle ve bilgi birikimiyle harmanlayıp işe yarar bilgiye dönüştürmesi gerek.Tabi bunlar daha ütopik bir toplumda geçerli olacak kurallar.Gerçeğe dönersek daha yediği patlamış mısırı sessiz yemeyi bile beceremeyen bir birey nasıl olacak ki perdede gördüğü sanatsal imgeyi içselleştirip anlamlı bir geridönüş yapacak. Tabi burda kişilik problemlerini göz ardı ederek asıl sorunun sanat dalına ilişkin bir kültürün gelişmemiş olmamasına bağlayabiliriz.Piyasadaki sinemayla ilgili dergi olsun,gazetelerdeki yazılar olsun Türk Sineması diye övüp övüp bitiremediğimiz nerdeyse cumhuriyetle yaşıt bir sinema kültürüne yetmeyecek kadar az. Aynı şeyi müzik için de söyleyebilir. Yakın zamanda bir bir kapanan efsane dergiler sonrası çokca konuşulmuştu bu durum. Sorsanız herkes evinde,dışarıda sürekli müzik dinler ama esas buna kafa yoran kaç kişi vardır ki. Maddi yetersizliklerle iflasın eşiğine gelen dergilerin yapımcıları göre bu darboğazı yaratan asıl sorun sanatı tüketmekten ziyade bilinçli talep eden kitlenin kültürel anlamda yeterli olmadığıdır.Kimin sözüydü hatırlayamadım ama “müzik dinlenmez,okunur” diyordu.Aynı mantık sinemada da geçerli.”Film izlenmez,okunur.”Tabi bunun için önceden hazırlık yapmak gerekir. Sadece tüketim kısmında devreye girerek herhangi bir kültür ortaya konulamaz. Sinemanın öncesi ve sonrasıyla çok daha kültürel bilgi birikimini hak ettiğini söyleyebilirim.

Tabi yine söylüyorum bunlar ancak romanlardaki gibi ütopik toplumlarda olabilecek hadise ama bu yine de bu kültürü yerleştirmek adına bütün çabaları tek bir potada toplayıp bunu motive edici bir şekilde ödüllendiren her türlü organizasyona  saygıda kusur etmemek gerekir.Yukarıda bahsettiğim gibi Sinema kültürüne katkı ödülleri son derece önemli bir organizasyondur ve sanatsal ürünü üretenler dışında tüketenler kısmında da böyle daha sağlıklı bir yapı kurmak adına takdir edilesi bir fikirdir.

En iyi sinema kitabı, en iyi sinema makalesi, televizyonda yayınlanan en iyi sinema programı/ en iyi internet sinema dergisi/sitesi/ blog” olmak üzere üç ayrı alanda sahiplerini bulacak ödüller için son başvuru tarihi 20 MART 2011  ve başvurular sonrası sinema yazarları ve akademisyenlerden oluşan beş kişilik bir “Seçici Kurul” tarafından değerlendirilecek. Her kim alırsa alsın kazanan mutlaka sinema kültürü olacaktır.

Ayrıntılı bilgi için;

http://eskfilmfest.anadolu.edu.tr/

bannerorg

*
Share/Save/Bookmark

22 Şubat 2011 Salı

Consume Obey Die

eat-pray-love-movieElizabeth Gilbert adlı ablamızın herşeye sahip dünyasından hiç bir şey bulamayıp kendini yollara verişinin hikayesini anlattığı “Eat,Pray,Love” kitabından aynı adla uyarlanan filmde romantik komedilerin kraliçesi Julia Robert yine arzı endam ediyor.Yanında ise iç güveysinden hallice son dönemlerin en karizmatik ve en başarılı oyuncularından Javier Bardem eşlik ediyor.Peki orta yaşlarında hala güzel Hollywood güzeliyle,yakışıklı Avrupai esas oğlanımız filmi kurtarmaya yetiyor mu.İşte filmin koca bir soru işareti.Hele hele temel aldığı Amerikanın “bestseller” kitabı bile filmi kotarmaya yetmiyor.

EAT PRAY LOVE 

Hiç doymak bilmeyen tüketim alışkanlığının sonucu olarak hiçbir şeyden zevk almamaya başlayan yurdum Amerikalısının “iç” yolculuğunu anlattığı Ye,dua et,sev hem kitabı hem de filme uyarlanışıyla vasatı aşamayan klişeler bütünü olarak karşımıza çıkıyor.Bugüne kadar sayısız örneği perdeye aktarılan şehirli insanın tüketimden sıkılıp kendini bulmaya adaması temasından hareketle yine aynı durum ısıtılarak karşımızda.Tabi söylemesi gerekenleri tekrar suya sabuna dokunmadan,klişelere boğarak üstünkörü geçiyor.Bu “iç yolculuğun” esas sonucu olarak kendilerinde bulmaları gereken kocaman boşluğu keşfetmektense zaten kendilerini bu noktaya getiren doyumsuz kişiliklerine hiç de odaklanmadan yazının başlığını haklı çıkarırcasına geçip gidiyorlar hayattan.
Hayatı ıskalayışlarını çok geç anlayıp geriye dönüp baktıklarında karşılarına çıkan kocaman boşluktan korkup alelacele önceden denenmiş hazır kalıpları kendilerine uydurmaya çalışmaları ekseninde ilerlese de bu tür filmler,kitaplar aslında ortaya çıkan ürünlerde anlaşılıyor ki tüm bu yaptıkları üstlerinde emanetmiş gibi duruyor.Hani derler ya alışmadık k*çta don durmazmış. Aynen o hesap bütün o meditasyonlar, yogalar, çakralar, enerji dengeleri içlerindeki kocaman boşluğu görmemek adına sabun köpüğü misali içlerini doldurmalarının tezahürüdür.

EAT PRAY LOVE

Elbet şunu da es geçmemek lazım her mistik inanışın temelinde bu içe yolculuğu bulabiliriz.Sadece mistik inanışlarla da bunu kısatlayamayız aslında.Her türlü inanışın ve ya ideolojinin kökeninde insan ve insanın içindekilere dair bir yöneliş vardır.Yunus Emre’nin “Bir ben var benden içeri” sözü zaten bu içe yönelişi çok güzel anlatıyor. Dünyanın neresine giderseniz gidin bu felsefenin bir benzerini bulabilirsiniz.Peki yukarıda da bahsettiğimiz kitaba ve filme konu olan bu içe yönelişte eksik olan ne? İşte orda karşımıza çıkan kocaman duygusuzluğu temel alarak şunu diyebiliriz.İçe yönelişlerin esas amacı kendin dışındaki bir dünyayı anlamak için önce kendinden başlayarak anlamlar verme sürecidir ve en sonunda topluma daha sağlam entegre olmayı getirir.Hali hazırda sürüden farkı olmayan bir tüketim toplumundan ayrılıp arınmayı onların yanına dönmek için yapmak,işte bu duygusuzluğu yaratan bir yapaylığı getiriyor.”Bakın ben ne güzel içe yöneliyorum” diyerekten insan kendi reklamını yapıyorsa işte orda kocaman bir yalan vardır demektir.Komşular alışverişte görsün misali kendini doldurmaktan ziyade “bakın ben boş değilim”mesajı gütmek dünyanın hiçbir inanışında hiç bir ideolojisinde yoktur.Olsa olsa her şeyi sömüren bir düzenin bu erdemli olayı da sömürmesinden öteye gidemez.Yılda yaklaşık yarım milyar dolar civarında seyreden günümüz mistik inanç pazarında yoga kuyruklarından insanlar,tezgahlardan küçük Buda’lar eksik olmuyor.Hal böyle olunca herşeyi pazarlamaktan geri durmayan açgözlü bir sistem belki kendisine mezar olacak bu mecrayı sırf tüketmek adına satmaktadır.Hani bir laf vardır kapitalizm kendinin asılacağını bile bile yine o ipi satar diye.Ama bu ve bunun gibi yapay örneklerle içi boş mistisizme alıştırılan halk bir anlık bir aydınlanma yaşasa da sonları mutlaka karanlık olacaktır.

Eat_Pray_Love_01


Sonuç olarak Eat,Pray,Love her ne kadar oyunculukları iyi olsa da içi boş alt metniyle vasatı aşamayan bir görüntü sunuyor ve alttan alta asıl anlattığının consume,Obey,Die olması gerektiğini hatırlatıyor.

*
Share/Save/Bookmark

30 Ocak 2011 Pazar

43.Siyad Türk Sineması Ödüllerine doğru

Sinema Yazarları Derneği (SİYAD), 43. Türk Sineması Ödülleri için adaylarını belirledi. 2010 yılında gösterime giren 65 filmin toplam 15’inin çeşitli dallarda değerlendirileceği listede, Altın Ayı ödüllü ‘Bal’, Geleceğin Aslanı ve Altın Portakal ödüllü ‘Çoğunluk’ ve Altın Portakal’lı ‘Kosmos’ en fazla kategoride yarışacak üç film olarak öne çıkıyor.24 Şubat'ta gerçekleşecek ödül töreninde yarışacak filmler ve kategoriler şöyle;

balAfisB bes-sehir Bahtı-Kara kosmos 5861_cogunluk_1

EN İYİ FİLM

  • BEŞ ŞEHİR (Yapımcılar: Funda ALP, Orkun ÜNLÜ)
  • KOSMOS (Yapımcı:Ömer ATAY)
  • ÇOĞUNLUK (Yapımcılar: Önder ÇAKAR, Sevil DEMİRCİ, Seren YÜCE)
  • BAL (Yapımcı: Semih KAPLANOĞLU)
  • BAHTI KARA (Yapımcılar: Enis KÖSTEPEN, Yamaç OKUR, Nadir ÖPERLİ)

EN İYİ YÖNETİM

  • Reha ERDEM (KOSMOS)
  • Semih KAPLANOĞLU (BAL)
  • Theron PATTERSON (BAHTI KARA)
  • Onur ÜNLÜ (BEŞ ŞEHİR)
  • Seren YÜCE (ÇOĞUNLUK)

MAHMUT TALİ ÖNGÖREN EN İYİ SENARYO

  • Selim DEMİRDELEN (KAVŞAK)
  • Reha ERDEM (KOSMOS)
  • Semih KAPLANOĞLU, Orçun KÖKSAL (BAL)Onu
  • r ÜNLÜ (BEŞ ŞEHİR)
  • Seren YÜCE (ÇOĞUNLUK)

CAHİDE SONKU EN İYİ KADIN OYUNCU PERFORMANSI

  • Demet AKBAĞ (EYYVAH EYVAH)
  • Sezin AKBAŞOĞULLARI (KAVŞAK)
  • Sevinç ERBULAK (PRENSESİN UYKUSU)
  • Esme MADRA (ÇOĞUNLUK)
  • Türkü TURAN (KOSMOS)

EN İYİ ERKEK OYUNCU PERFORMANSI

  • Tansu BİÇER (BEŞ ŞEHİR)
  • Güven KIRAÇ (KAVŞAK)
  • Bartu KÜÇÜKÇAĞLAYAN (ÇOĞUNLUK)
  • Reha ÖZCAN (BAHTI KARA)
  • Sermet YEŞİL (KOSMOS)


EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU PERFORMANSI

  • Yeşim Ceren BOZOĞLU (BAHTI KARA)
  • Ceyda DÜVENCİ (EJDER KAPANI)
  • Nihal KOLDAŞ (ÇOĞUNLUK)
  • Selen UÇER (BÜYÜK OYUN)
  • Nurcan ÜLGER (PUS)

EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU PERFORMANSI

  • Erdal BEŞİKÇİOĞLU (BAL)
  • Genco ERKAL (PRENSESİN UYKUSU)
  • Volga SORGU (KARA KÖPEKLER HAVLARKEN)
  • Settar TANRIÖĞEN (ÇOĞUNLUK)
  • Cem YILMAZ (AV MEVSİMİ)

EN İYİ GÖRÜNTÜ YÖNETİMİ

  • Florent HERRY (KOSMOS)
  • Uğur İÇBAK (AV MEVSİMİ)
  • Barış ÖZBİÇER (BAL)
  • Barış ÖZBİÇER (ÇOĞUNLUK)
  • Ercan ÖZKAN (PUS)

EN İYİ MÜZİK

  • Alp Erkin ÇAKMAK, Barış DİRİ (KARA KÖPEKLER HAVLARKEN)
  • Tamer ÇIRAY (AV MEVSİMİ)
  • Herve GUYADER, Reha ERDEM (KOSMOS)
  • Cenap OĞUZ (BEŞ ŞEHİR)
  • SELİM DEMİRDELEN (KAVŞAK)

EN İYİ KURGU

  • Ahmet Can ÇAKIRCA (BEŞ ŞEHİR)
  • Selim DEMİRDELEN (KAVŞAK)
  • Ayhan ERGÜRSEL, Semih KAPLANOĞLU,
    Suzan Hande GÜNERİ (BAL)
  • Reha ERDEM (KOSMOS)
  • Mary STEPHEN (ÇOĞUNLUK)

EN İYİ SANAT YÖNETİMİ

  • Ömer ATAY (KOSMOS)
  • Meral EFE (ÇOĞUNLUK)
  • Naz ERAYDA (BAL)
  • Elif TAŞÇIOĞLU (SES)
  • Hakan YARKIN (YAHŞİ BATI)
*
Share/Save/Bookmark

Adile Hanım



Hüsnü Arkan'ın son albümü SOLO'dan Adile Naşit'e saygı duruşu...

aslında adile hanım,
siz gittikten sonra hiç gülmedik
sevmedik adam gibi hiç, sevmedik
bir daha öyle yangın görmedik
bir gün dönersiniz diye bekledik
belki dönersiniz diye bekledik
ürperdik titredik isminiz geçince
mektuplar yazdık, yırttık

sarıldık yattık hayalinizle
şarkılarla avunduk, of of
rinna rina rinanay
ruhlar kıpırdamıyor, bahçemizde biraz rüzgar eksik
olmuyor, ne yapsak yerin dolmuyor
sevmedik bir daha hiç, sevmedik
bir gün dönersiniz diye bekledik
belki dönersiniz diye bekledik... *
Share/Save/Bookmark

29 Ocak 2011 Cumartesi

Oskarlara Lego Bakışı

oskarlar lego bakısı (7) 

  • INCEPTION

oskarlar lego bakısı (5)

  • THE FIGHTER

oskarlar lego bakısı (2)

  • THE KING’S SPEECH

oskarlar lego bakısı 

  • TRUE GRIT

oskarlar lego bakısı (1) 

  • THE BLACK SWAN

oskarlar lego bakısı (6)

  • THE KIDS ARE ALL RIGHT

oskarlar lego bakısı (3) 

  • THE SOCIAL NETWORK

oskarlar lego bakısı (4) 

  • 127 HOURS
*
Share/Save/Bookmark

Oskar Heyecanı Başladı

oskarlar

  • The Social Network
  • Black Swan
  • King Speech
  • The Fighter
  • Inception
  • The Kids are All Right
  • 127 Hours
  • Toy Story 3
  • True Grit
  • Winter's Bone

yönetmenler

En İyi Yönetmen:

  • Darren Aronofsky(Black Swan)
  • David O. Russell (The Fighter)
  • Tom Hooper (The King’s Speech)
  • David Fincher (The Social Network)
  • Coen kardeşler (True Grit)

oyuncular

En İyi Kadın Oyuncu adayları:

  • Annette Bening, "The Kids Are All Right";
  • Nicole Kidman, "Rabbit Hole";
  • Jennifer Lawrence, "Winter’s Bone";
  • Natalie Portman, "Black Swan";
  • Michelle Williams, "Blue Valentine."

En İyi erkek Oyuncu adayları:

  • Colin Firth, "The King’s Speech";
  • Jesse Eisenberg, "The Social Network";
  • James Franco, "127 Hours";
  • Javier Barden, "Biutiful";
  • Jeff Bridges, "True Grit."

yardımcı oyuncular

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu adayları:

  • Amy Adams, "The Fighter";
  • Helena Bonham Carter, "The King’s Speech";
  • Melissa Leo, "The Fighter";
  • Hailee Steinfeld, "True Grit";
  • Jacki Weaver, "Animal Kingdom."

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu adayları:

  • Christian Bale "The Fighter"
  • John Hawkees "Winter's Bone"
  • Jeremy Renner "The Town"
  • Mark Ruffalo "The Kids are all Right"
  • Geoffrey Rush "The King's Speech"

En İyi Orijinal Senaryo:

  • Another Year: Mike Leigh
  • The Fighter: Scott Silver, Paul Tamasy, Eric Johnson
  • Inception: Christopher Nolan
  • The Kids Are All Right: Lisa Cholodenko, Stuart Blumberg
  • The King's Speech: David Seidler

En İyi Uyarlama Senaryo:

  • 127 Hours (2010): Danny Boyle, Simon Beaufoy
  • Toy Story 3 (2010): Michael Arndt, John Lasseter, Andrew Stanton, Lee Unkrich
  • True Grit (2010): Joel Coen, Ethan Coen
  • Winter's Bone (2010): Debra Granik, Anne Rosellini

En İyi Belgesel (Uzun):

  • Exit through the Gift Shop
  • Gasland
  • Inside Job
  • Restrepo
  • Waste Land

En İyi Yabancı Film:

  • Biutiful (Meksika)
  • Dogtooth (Yunanistan)
  • In a Better World (Danimarka)
  • Incendies (Kanada)
  • Outside the Law (Cezayir)

En İyi Kostüm Tasarımı:

  • Alice Harikalar Diyarında: Colleen Atwood
  • I Am Love: Antonella Cannarozzi
  • The King's Speech: Jenny Beavan
  • The Tempest: Sandy Powell
  • True Grit: Mary Zophres

En İyi Müzik:

  • How to Train Your Dragon: John Powell
  • Başlangıç: Hans Zimmer
  • The King's Speech: Alexandre Desplat
  • 127 Saat: A.R. Rahman
  • Sosyal Ağ: Trent Reznor ve Atticus Ross

En İyi Ses:

  • Başlangıç: Richard King
  • Oyuncak Hikayesi 3: Tom Myers ve Michael Silvers
  • Tron: Legacy: Gwendolyn Yates Whittle ve Addison Teague
  • True Grit: Skip Lievsay ve Craig Berkey
  • Unstoppable: Mark P. Stoeckinger

En İyi Görsel Efekt:

  • Alice Harikalar Diyarında: Ken Ralston, David Schaub, Carey Villegas, Sean Phillips
  • Harry Potter ve Ölüm Yadigarları Bölüm 3: Tim Burke, John Richardson, Christian Manz, Nicolas Aithadi
  • Hereafter: Michael Owens, Bryan Grill, Stephan Trojanski, Joe Farrell
  • Başlangıç: Paul Franklin, Chris Corbould, Andrew Lockley, Peter Bebb
  • Iron Man 2: Janek Sirrs, Ben Snow, Ged Wright, Daniel Sudick
*
Share/Save/Bookmark

22 Ocak 2011 Cumartesi

Uçtum şahitlerim var

Türk animasyon sanatçısı Tolga Arı’nın liderliğinde hazırlanan, Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşamış ünlü Türk Muciti Hezarfen Ahmet Çelebi’nin Galata Kulesi’nden gerçekleştirdiği uçuş deneyimini anlatan Hezarfen adlı kısa animasyon film, internette izlenmeye rekorları kırıyor. Tolga Arı’nın takım liderliğindeki bir ekiple hazırlanan kısa animasyon film, Galata Kulesi’nden kendi geliştirdiği kanatlarla uçmayı başaran Hezarfen Ahmet Çelebi’nin uçuş denemesi oldukça eğlenceli bir dille anlatıyor. 1632 yılında, Galata Kulesi’nden Üsküdar’a uçarak geçmeyi planlayan Hezarfen’in atlama deneyiminden önce yaşadıkları ve o anda Galata’da bulunanlara yaşattıklarını konu alan animasyon, internet sitelerine koyulalı henüz bir hafta bile olmamışken, yaklaşık 100 bin kişi tarafından izlendi.

*
Share/Save/Bookmark

18 Ocak 2011 Salı

68. Altın Küre Ödülleri Sahiplerini Buldu

Rüşvet dedikoduları ile hayli çalkantılı geçen ödül töreninin ardından Akademi ödülleri yolunda kazananlar belli oldu.Her ne kadar canımız ciğerimiz Mad Men’imiz John Hamm’a hala ödül vermeyen bir zihniyeti kaale almasam da yine de kazananları anmak lazım.Oskarlar yolunda artık iyiden iyiye öne çıkan yapımlar ve favoriler belirlenmeye başladı. İşte sinema ve Tv dalında Altın Küre’yi kazananlar.

SN_IT_1-SHT_FRND_1    SİNEMA

  • En İyi Film (Drama): The Social Network
  • En İyi Erkek Oyuncu (Drama): Colin Firth (The King’s Speech)
  • En İyi Kadın Oyuncu (Drama): Natalie Portman (Black Swan)
  • En İyi Film (Komedi-Müzikal): The Kids Are All Right
  • En İyi Kadın Oyuncu (Komedi-Müzikal): Annette Bening (The Kids Are All Right)
  • En İyi Erkek oyuncu (Komedi-Müzikal): Paul Giamatti (Barney’s Version)
  • En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Christian Bale (The Fighter)
  • En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu:  Melissa Leo (The Fighter)
  • En İyi Yönetmen: David Fincher (The Social Network)
  • En İyi Senaryo: Aaron Sorkin (The Social Network)
  • En İyi Yabancı film: In A Better World (Danimarka)
  • En İyi Animasyon: Toy Story 3
  • En İyi Müzik: Trent Reznor, Atticus Ross (The Social Network)
  • En İyi Şarkı: ''You Haven’T Seen The Last Of Me'' — Burlesque

f56dd13b024835d8b81ff65408cc94668fd7b146e84f9135c4a7e5c5281953f4

TV

boardwalk-empire-poster

  • En İyi Dizi (Drama): Boardwalk Empire
  • En İyi Erkek Oyuncu - Dizi (Drama): Steve Buscemi (Boardwalk Empire)
  • En İyi Kadın Oyuncu - Dizi (Drama): Katey Sagal (Sons Of Anarchy)
  • En İyi Dizi (Komedi-Müzikal): Glee
  • En İyi Erkek Oyuncu (Komedi-Müzikal): Jim Parsons (The Big Bang Theory)
  • En İyi Kadın Oyuncu (Komedi-Müzikal): Laura Linney (The Big C)
  • En İyi Mini Dizi: Carlos
  • En İyi Erkek Oyuncu (Mini Dizi): Al Pacino (You Don’T Know Jack)
  • En İyi Kadın Oyuncu (Mini Dizi): Claire Danes (Temple Grandin)
  • En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Drama, Müzikal-Komedi ya da Mini Dizi): Chris Colfer (Glee)
  • En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Drama, Müzikal-Komedi ya da Mini Dizi): Jane Lynch (Glee)

  78a77fd13e1e189ccddcbfe21b04f586 777aa9c7607f7904afc01bd3f1adf4dd 

Ve Gecenin ağır abileri,mini dizi dalında altın küreyi alan Al Pacino ve Cecil B. DeMille Ödülünü alan Robert De Niro;

84ee1286f0cff7c062e10164bcc1c0c7 884c91e1dfb2b4ff769a92a8be09aa78

*
Share/Save/Bookmark

4 Ocak 2011 Salı

Efsaneler Ölmez,Pete Postlethwaite(1946–2011)

Pete-Postlethwaite-actor-dies-at-age-64Yeni  yılın ilk yazısında böyle hüzünlü ayrılığı yazmak istemezdim ama sinema emekçilerini bir kez de aramızdan ayrılırken onurlandırmak boynumuzun borcu.Olağanüstü performanslarıyla sayısız filmi kariyerine sığdıran Postlethwaite’ın özgün siması zihnimde en çok Kobayashi karakteri ile özdeşleşmiş durumda.Ben onu her zaman öyle hatırlayacağım.Her zaman dediğimiz gibi efsaneler ölmez ve sinemanın büyülü perdesinden asla inmezler..

bae78_pete-postlethwaite-deathpostlethwaite-as-l_1290482a    petepostlethwaite pete_postlethwaiteinthenameofthefather430

*
Share/Save/Bookmark