30 Ocak 2011 Pazar

43.Siyad Türk Sineması Ödüllerine doğru

Sinema Yazarları Derneği (SİYAD), 43. Türk Sineması Ödülleri için adaylarını belirledi. 2010 yılında gösterime giren 65 filmin toplam 15’inin çeşitli dallarda değerlendirileceği listede, Altın Ayı ödüllü ‘Bal’, Geleceğin Aslanı ve Altın Portakal ödüllü ‘Çoğunluk’ ve Altın Portakal’lı ‘Kosmos’ en fazla kategoride yarışacak üç film olarak öne çıkıyor.24 Şubat'ta gerçekleşecek ödül töreninde yarışacak filmler ve kategoriler şöyle;

balAfisB bes-sehir Bahtı-Kara kosmos 5861_cogunluk_1

EN İYİ FİLM

  • BEŞ ŞEHİR (Yapımcılar: Funda ALP, Orkun ÜNLÜ)
  • KOSMOS (Yapımcı:Ömer ATAY)
  • ÇOĞUNLUK (Yapımcılar: Önder ÇAKAR, Sevil DEMİRCİ, Seren YÜCE)
  • BAL (Yapımcı: Semih KAPLANOĞLU)
  • BAHTI KARA (Yapımcılar: Enis KÖSTEPEN, Yamaç OKUR, Nadir ÖPERLİ)

EN İYİ YÖNETİM

  • Reha ERDEM (KOSMOS)
  • Semih KAPLANOĞLU (BAL)
  • Theron PATTERSON (BAHTI KARA)
  • Onur ÜNLÜ (BEŞ ŞEHİR)
  • Seren YÜCE (ÇOĞUNLUK)

MAHMUT TALİ ÖNGÖREN EN İYİ SENARYO

  • Selim DEMİRDELEN (KAVŞAK)
  • Reha ERDEM (KOSMOS)
  • Semih KAPLANOĞLU, Orçun KÖKSAL (BAL)Onu
  • r ÜNLÜ (BEŞ ŞEHİR)
  • Seren YÜCE (ÇOĞUNLUK)

CAHİDE SONKU EN İYİ KADIN OYUNCU PERFORMANSI

  • Demet AKBAĞ (EYYVAH EYVAH)
  • Sezin AKBAŞOĞULLARI (KAVŞAK)
  • Sevinç ERBULAK (PRENSESİN UYKUSU)
  • Esme MADRA (ÇOĞUNLUK)
  • Türkü TURAN (KOSMOS)

EN İYİ ERKEK OYUNCU PERFORMANSI

  • Tansu BİÇER (BEŞ ŞEHİR)
  • Güven KIRAÇ (KAVŞAK)
  • Bartu KÜÇÜKÇAĞLAYAN (ÇOĞUNLUK)
  • Reha ÖZCAN (BAHTI KARA)
  • Sermet YEŞİL (KOSMOS)


EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU PERFORMANSI

  • Yeşim Ceren BOZOĞLU (BAHTI KARA)
  • Ceyda DÜVENCİ (EJDER KAPANI)
  • Nihal KOLDAŞ (ÇOĞUNLUK)
  • Selen UÇER (BÜYÜK OYUN)
  • Nurcan ÜLGER (PUS)

EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU PERFORMANSI

  • Erdal BEŞİKÇİOĞLU (BAL)
  • Genco ERKAL (PRENSESİN UYKUSU)
  • Volga SORGU (KARA KÖPEKLER HAVLARKEN)
  • Settar TANRIÖĞEN (ÇOĞUNLUK)
  • Cem YILMAZ (AV MEVSİMİ)

EN İYİ GÖRÜNTÜ YÖNETİMİ

  • Florent HERRY (KOSMOS)
  • Uğur İÇBAK (AV MEVSİMİ)
  • Barış ÖZBİÇER (BAL)
  • Barış ÖZBİÇER (ÇOĞUNLUK)
  • Ercan ÖZKAN (PUS)

EN İYİ MÜZİK

  • Alp Erkin ÇAKMAK, Barış DİRİ (KARA KÖPEKLER HAVLARKEN)
  • Tamer ÇIRAY (AV MEVSİMİ)
  • Herve GUYADER, Reha ERDEM (KOSMOS)
  • Cenap OĞUZ (BEŞ ŞEHİR)
  • SELİM DEMİRDELEN (KAVŞAK)

EN İYİ KURGU

  • Ahmet Can ÇAKIRCA (BEŞ ŞEHİR)
  • Selim DEMİRDELEN (KAVŞAK)
  • Ayhan ERGÜRSEL, Semih KAPLANOĞLU,
    Suzan Hande GÜNERİ (BAL)
  • Reha ERDEM (KOSMOS)
  • Mary STEPHEN (ÇOĞUNLUK)

EN İYİ SANAT YÖNETİMİ

  • Ömer ATAY (KOSMOS)
  • Meral EFE (ÇOĞUNLUK)
  • Naz ERAYDA (BAL)
  • Elif TAŞÇIOĞLU (SES)
  • Hakan YARKIN (YAHŞİ BATI)
*
Share/Save/Bookmark

Adile Hanım



Hüsnü Arkan'ın son albümü SOLO'dan Adile Naşit'e saygı duruşu...

aslında adile hanım,
siz gittikten sonra hiç gülmedik
sevmedik adam gibi hiç, sevmedik
bir daha öyle yangın görmedik
bir gün dönersiniz diye bekledik
belki dönersiniz diye bekledik
ürperdik titredik isminiz geçince
mektuplar yazdık, yırttık

sarıldık yattık hayalinizle
şarkılarla avunduk, of of
rinna rina rinanay
ruhlar kıpırdamıyor, bahçemizde biraz rüzgar eksik
olmuyor, ne yapsak yerin dolmuyor
sevmedik bir daha hiç, sevmedik
bir gün dönersiniz diye bekledik
belki dönersiniz diye bekledik... *
Share/Save/Bookmark

29 Ocak 2011 Cumartesi

Oskarlara Lego Bakışı

oskarlar lego bakısı (7) 

  • INCEPTION

oskarlar lego bakısı (5)

  • THE FIGHTER

oskarlar lego bakısı (2)

  • THE KING’S SPEECH

oskarlar lego bakısı 

  • TRUE GRIT

oskarlar lego bakısı (1) 

  • THE BLACK SWAN

oskarlar lego bakısı (6)

  • THE KIDS ARE ALL RIGHT

oskarlar lego bakısı (3) 

  • THE SOCIAL NETWORK

oskarlar lego bakısı (4) 

  • 127 HOURS
*
Share/Save/Bookmark

Oskar Heyecanı Başladı

oskarlar

  • The Social Network
  • Black Swan
  • King Speech
  • The Fighter
  • Inception
  • The Kids are All Right
  • 127 Hours
  • Toy Story 3
  • True Grit
  • Winter's Bone

yönetmenler

En İyi Yönetmen:

  • Darren Aronofsky(Black Swan)
  • David O. Russell (The Fighter)
  • Tom Hooper (The King’s Speech)
  • David Fincher (The Social Network)
  • Coen kardeşler (True Grit)

oyuncular

En İyi Kadın Oyuncu adayları:

  • Annette Bening, "The Kids Are All Right";
  • Nicole Kidman, "Rabbit Hole";
  • Jennifer Lawrence, "Winter’s Bone";
  • Natalie Portman, "Black Swan";
  • Michelle Williams, "Blue Valentine."

En İyi erkek Oyuncu adayları:

  • Colin Firth, "The King’s Speech";
  • Jesse Eisenberg, "The Social Network";
  • James Franco, "127 Hours";
  • Javier Barden, "Biutiful";
  • Jeff Bridges, "True Grit."

yardımcı oyuncular

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu adayları:

  • Amy Adams, "The Fighter";
  • Helena Bonham Carter, "The King’s Speech";
  • Melissa Leo, "The Fighter";
  • Hailee Steinfeld, "True Grit";
  • Jacki Weaver, "Animal Kingdom."

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu adayları:

  • Christian Bale "The Fighter"
  • John Hawkees "Winter's Bone"
  • Jeremy Renner "The Town"
  • Mark Ruffalo "The Kids are all Right"
  • Geoffrey Rush "The King's Speech"

En İyi Orijinal Senaryo:

  • Another Year: Mike Leigh
  • The Fighter: Scott Silver, Paul Tamasy, Eric Johnson
  • Inception: Christopher Nolan
  • The Kids Are All Right: Lisa Cholodenko, Stuart Blumberg
  • The King's Speech: David Seidler

En İyi Uyarlama Senaryo:

  • 127 Hours (2010): Danny Boyle, Simon Beaufoy
  • Toy Story 3 (2010): Michael Arndt, John Lasseter, Andrew Stanton, Lee Unkrich
  • True Grit (2010): Joel Coen, Ethan Coen
  • Winter's Bone (2010): Debra Granik, Anne Rosellini

En İyi Belgesel (Uzun):

  • Exit through the Gift Shop
  • Gasland
  • Inside Job
  • Restrepo
  • Waste Land

En İyi Yabancı Film:

  • Biutiful (Meksika)
  • Dogtooth (Yunanistan)
  • In a Better World (Danimarka)
  • Incendies (Kanada)
  • Outside the Law (Cezayir)

En İyi Kostüm Tasarımı:

  • Alice Harikalar Diyarında: Colleen Atwood
  • I Am Love: Antonella Cannarozzi
  • The King's Speech: Jenny Beavan
  • The Tempest: Sandy Powell
  • True Grit: Mary Zophres

En İyi Müzik:

  • How to Train Your Dragon: John Powell
  • Başlangıç: Hans Zimmer
  • The King's Speech: Alexandre Desplat
  • 127 Saat: A.R. Rahman
  • Sosyal Ağ: Trent Reznor ve Atticus Ross

En İyi Ses:

  • Başlangıç: Richard King
  • Oyuncak Hikayesi 3: Tom Myers ve Michael Silvers
  • Tron: Legacy: Gwendolyn Yates Whittle ve Addison Teague
  • True Grit: Skip Lievsay ve Craig Berkey
  • Unstoppable: Mark P. Stoeckinger

En İyi Görsel Efekt:

  • Alice Harikalar Diyarında: Ken Ralston, David Schaub, Carey Villegas, Sean Phillips
  • Harry Potter ve Ölüm Yadigarları Bölüm 3: Tim Burke, John Richardson, Christian Manz, Nicolas Aithadi
  • Hereafter: Michael Owens, Bryan Grill, Stephan Trojanski, Joe Farrell
  • Başlangıç: Paul Franklin, Chris Corbould, Andrew Lockley, Peter Bebb
  • Iron Man 2: Janek Sirrs, Ben Snow, Ged Wright, Daniel Sudick
*
Share/Save/Bookmark

22 Ocak 2011 Cumartesi

Uçtum şahitlerim var

Türk animasyon sanatçısı Tolga Arı’nın liderliğinde hazırlanan, Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşamış ünlü Türk Muciti Hezarfen Ahmet Çelebi’nin Galata Kulesi’nden gerçekleştirdiği uçuş deneyimini anlatan Hezarfen adlı kısa animasyon film, internette izlenmeye rekorları kırıyor. Tolga Arı’nın takım liderliğindeki bir ekiple hazırlanan kısa animasyon film, Galata Kulesi’nden kendi geliştirdiği kanatlarla uçmayı başaran Hezarfen Ahmet Çelebi’nin uçuş denemesi oldukça eğlenceli bir dille anlatıyor. 1632 yılında, Galata Kulesi’nden Üsküdar’a uçarak geçmeyi planlayan Hezarfen’in atlama deneyiminden önce yaşadıkları ve o anda Galata’da bulunanlara yaşattıklarını konu alan animasyon, internet sitelerine koyulalı henüz bir hafta bile olmamışken, yaklaşık 100 bin kişi tarafından izlendi.

*
Share/Save/Bookmark

18 Ocak 2011 Salı

68. Altın Küre Ödülleri Sahiplerini Buldu

Rüşvet dedikoduları ile hayli çalkantılı geçen ödül töreninin ardından Akademi ödülleri yolunda kazananlar belli oldu.Her ne kadar canımız ciğerimiz Mad Men’imiz John Hamm’a hala ödül vermeyen bir zihniyeti kaale almasam da yine de kazananları anmak lazım.Oskarlar yolunda artık iyiden iyiye öne çıkan yapımlar ve favoriler belirlenmeye başladı. İşte sinema ve Tv dalında Altın Küre’yi kazananlar.

SN_IT_1-SHT_FRND_1    SİNEMA

  • En İyi Film (Drama): The Social Network
  • En İyi Erkek Oyuncu (Drama): Colin Firth (The King’s Speech)
  • En İyi Kadın Oyuncu (Drama): Natalie Portman (Black Swan)
  • En İyi Film (Komedi-Müzikal): The Kids Are All Right
  • En İyi Kadın Oyuncu (Komedi-Müzikal): Annette Bening (The Kids Are All Right)
  • En İyi Erkek oyuncu (Komedi-Müzikal): Paul Giamatti (Barney’s Version)
  • En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Christian Bale (The Fighter)
  • En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu:  Melissa Leo (The Fighter)
  • En İyi Yönetmen: David Fincher (The Social Network)
  • En İyi Senaryo: Aaron Sorkin (The Social Network)
  • En İyi Yabancı film: In A Better World (Danimarka)
  • En İyi Animasyon: Toy Story 3
  • En İyi Müzik: Trent Reznor, Atticus Ross (The Social Network)
  • En İyi Şarkı: ''You Haven’T Seen The Last Of Me'' — Burlesque

f56dd13b024835d8b81ff65408cc94668fd7b146e84f9135c4a7e5c5281953f4

TV

boardwalk-empire-poster

  • En İyi Dizi (Drama): Boardwalk Empire
  • En İyi Erkek Oyuncu - Dizi (Drama): Steve Buscemi (Boardwalk Empire)
  • En İyi Kadın Oyuncu - Dizi (Drama): Katey Sagal (Sons Of Anarchy)
  • En İyi Dizi (Komedi-Müzikal): Glee
  • En İyi Erkek Oyuncu (Komedi-Müzikal): Jim Parsons (The Big Bang Theory)
  • En İyi Kadın Oyuncu (Komedi-Müzikal): Laura Linney (The Big C)
  • En İyi Mini Dizi: Carlos
  • En İyi Erkek Oyuncu (Mini Dizi): Al Pacino (You Don’T Know Jack)
  • En İyi Kadın Oyuncu (Mini Dizi): Claire Danes (Temple Grandin)
  • En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Drama, Müzikal-Komedi ya da Mini Dizi): Chris Colfer (Glee)
  • En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Drama, Müzikal-Komedi ya da Mini Dizi): Jane Lynch (Glee)

  78a77fd13e1e189ccddcbfe21b04f586 777aa9c7607f7904afc01bd3f1adf4dd 

Ve Gecenin ağır abileri,mini dizi dalında altın küreyi alan Al Pacino ve Cecil B. DeMille Ödülünü alan Robert De Niro;

84ee1286f0cff7c062e10164bcc1c0c7 884c91e1dfb2b4ff769a92a8be09aa78

*
Share/Save/Bookmark

4 Ocak 2011 Salı

Efsaneler Ölmez,Pete Postlethwaite(1946–2011)

Pete-Postlethwaite-actor-dies-at-age-64Yeni  yılın ilk yazısında böyle hüzünlü ayrılığı yazmak istemezdim ama sinema emekçilerini bir kez de aramızdan ayrılırken onurlandırmak boynumuzun borcu.Olağanüstü performanslarıyla sayısız filmi kariyerine sığdıran Postlethwaite’ın özgün siması zihnimde en çok Kobayashi karakteri ile özdeşleşmiş durumda.Ben onu her zaman öyle hatırlayacağım.Her zaman dediğimiz gibi efsaneler ölmez ve sinemanın büyülü perdesinden asla inmezler..

bae78_pete-postlethwaite-deathpostlethwaite-as-l_1290482a    petepostlethwaite pete_postlethwaiteinthenameofthefather430

*
Share/Save/Bookmark

26 Aralık 2010 Pazar

Av Mevsimi

av-mevsimiAylar once burdan da haberini vermiştim.Muhteşem kadrosuyla daha o zamanlardan merak uyandırmaya başlamıştı.Önce hayli kasvetli teaser’ı ve ardından daha da meraklandıran fragmanı ve en nihayetinde vizyona girmesiyle daha şimdiden yılın en iyi filmleri arasında gösterilmeye başlandı.İki efsane Yavuz Turgul - Şener Şen’i tekrar buluşturmasıyla zaten beklentiler yeni bir başyapıt mı geliyor havasındaydı.Bu güne kadar Eşkiya -Kabadayı -Gönül yarası gibi nice başyapıt ortaya koyan bu ortaklıktan bir tanesini daha beklememek mütevazilik olurdu.Hele hele son yıllarda az sayıda yapımla perdeye çıkan Şener Şen’i tekrar bizle buluşturduğu için ayrı bir önemi vardı bu işin.Bir de buna artı olarak şimdiden genç yaşında efsane statüsüne erişmiş Cem Yılmaz’ın bu kadroya katılmış olması filme olan beklentileri en üst seviyeye çıkarıyordu.

av-mevsimi2 Sheakespeare’nin "cinayet yerin bütün toprağıyla örtülse yine kendini belli eder.” sözüyle açılan filmde zaten her polisiye filmlerinde olduğu gibi sonunun açıklanmasına dair ipucunu veriyor.Öncelikle bir ormanda suda çalılıkların içinde bulunan kesik bir elle başlayan olaylar görgüsü zaman geçtikçe cinayetin de basit olmadığı birbirinden çok farklı birden fazla şüphelinin varlığı ile ortaya çıkıyor.Zengin bir holding patronunun yanaşması ailesi,uyuşturucu satıcısı sevgili ile birlikte son derece karmaşık olayların bizi beklediği anlaşılıyor.Alfred Hitchcock’un dediği gibi “filmler cinayeti basit ve temiz bir şey gibi önümüze getirir.Bense birini öldürmenin ne kadar zor ve kirli bir iş olduğunu gösteriririm” lafından hareketle işin içine girdikçe polisler kadar izleyenlerde pisliğin içine dalıyor. Her ustanın kendi işini anlatan hayat mottosu olduğu gibi Avcı Ferman (Şener Şen)’ında “bakış açını değiştir” mottosu ile cinayet masası polislerinin ve dolayısıyla izleyenlerin ayrıntılara takılıp kalmamak adına yapması gerekeni baştan söylüyor. Cinayet filmlerinin ana mantığı çevresinde yüksek heyecanlı finale giderken yan rollerde diğer karakterlere ve onların hayatlarından kesitler izliyoruz.Deli İdris(Cem Yılmaz)’ ın deliliklerini ve açmazlarını izlerken diğer yandan Çömez Hasan(Okan Yalabık)’ ın mesleğinin en başında mesleğine girişi ve hayatını sorgulamasını izliyoruz.Tabi ana karakter olarak emekliliğe giden yolda son dosya olarak aldığı bu davanın gittikçe dallanıp budaklanması karşısında bir nevi izzeti nefis meselesi yapan Avcı Ferman’ ın hayatına konuk oluyoruz.Yavuz Turgul sinemasının ana unsurlarından biri olarak olayın kahramanlarının hikayelerine ışık tuttukça cinayet aslında ikinci planda kalıyor,böylelikle izleyici olay örgüsünde kafasında bazı şeyleri kurarken polislerimiz onların arkasından geliyor.Ama sonlara doğru izleyici de çıkmaza girince imdada yine kurtarıcı olarak Avcı geliyor.

av-mevsimi1

Görüşlerini ve yazılarını sevdiğin sinema yazarlarından Mehmet Açar konuyu hayli ilginç bir noktadan ele alıyor ve Avcı Ferman gibi bakış açımızı değiştirerek bize filmi başka bir taraftan bakmamızı sağlıyor..Anlatım bütünlüğünü bozmamak adına kendi yazdıklarına göz atacak olursak;
“...öbür dünyadan sesini duyduğumuz pamuk'un trajedisinin asıl sorumluları, hayatına şekil veren erkekler. ama Turgul, sadece onu bir kurban haline getiren erkekler (baba, ağabeyler, sevgili ve eş) üzerinden okumuyor Türkiye'yi. Katili yakalamaya çalışırken kendi kişisel sorunlarına gömülüp giden üç erkek polisin öykülerine de odaklanıyor. hatta belirli bir noktadan sonra, film tümüyle bu erkeklerin dramları ve çıkmazları üzerinden ilerliyor. Şiddeti, silahı bir çözüm olarak gören deli idris'in (cem yılmaz) kadın düşmanlığı, pamuk'un hayatını karartan erkeklerden çok farklı değil. şener şen (avcı ferman) ise bütün turgul filmlerinde olduğu gibi yine kötülüklerle mücadele eden, şövalye ruhlu bir karakter. yavuz turgul, ferman (kentli orta sınıf bürokrat) - çolakzade (taşralı hür teşebbüs) çatışması üzerinden ilerleyerek, bir tarafa merhamet ve vicdanı, diğer tarafa ise rekabetçi kapitalizmin acımasızlığını koyuyor. bu çatışmada bir çeşit anahtar karakter olan çömez hasan (okan yalabık) ise bir karar aşamasında. bir yanda ölümler ve cesetlerle dolu cinayet masası, diğer yanda müstakbel kayınpederinin vaat ettiği kasap - restoran zinciri... çömez'in ruh sağlığını giderek kaybetmesi filmin pek iyimser olmadığının bir kanıtı.
İşte bu noktada Yavuz Turgul son derece mükemmel işlenen karelerle birlikte kurduğu puslu kirli dünyada sağlam bir sinema dili kullanarak cinayetin soğukluğu paralelinde yine soğuk renklerin hakimiyetinde başarılı kaotik bir atmosfer sunuyor bize.

av-mevsimi-filmi-3

Filmin içeriğine gelecek olursak, senaryonun konuyu ve oyunculukları taşıyamadığı eleştirileri üzerinden hareketle bunun aslında insanların nereden baktığında alakalı olduğunu söylemek gerek. CSI gibi, Without A Trace gibi, Cold Case gibi kafayı karıştıracak ince detaylarla örülmüş polisiye cinayet dizilerine ya da Hollywood’daki örneklerine alışkın izleyicinin bu filmde pek de doymuş olmaması normal. Zira 45 dakikalık bölümlerde temponun hayli yüksek tutulmasını ve sona doğru yaklaştıkça getirdiği gerilimi 180 küsür dakikalık bir filmden beklemek haksızlık olur. Hele Yavuz Turgul gibi karakterlerini ince ince işleyen yönetmen için sadece cinayete odaklanmak pek beklenmedik bir durum olurdu.Zira yukarıda Mehmet Açar’ın yazdıklarında da maktul kızın etrafındaki erkeklerin çıkmazlarını anlatması bakımında bu film polisiye cinayet filminden çok dram türünde de adlandırılabilir.
Diğer bir nokta ise filmi alt metni olarak işlenen av-avcı arasındaki felsefik ikilem.Hayatını katilleri aramaya adayan ama darwinci anlayışla avcılığı pek de seçmeyen naif huylu Avcı Ferman’ın hayatında gerçek anlamda da mecazi anlamda da avcılığı seçmiş hırçın zengin Çolakzade’nin karşılıklı kurduğu ikilem işte bu av-avcı ikilemini çok güzel anlatıyor.Yaşamın devamı için her şeyi mübah gören yani büyük balığın küçük balığı yediği bir dünyanın (Mehmet Açar’ın tabiriyle rekabetçi kapitalizm acımasızlığının) temsilcisi Çolakzade’ nin kurduğu dünyaya elinde silah olmadan dalan Avcı Ferman gerçeğin peşinde hayatını ortaya koyan bir şövalye gibi parlıyor.

av-mevsimi-1-7325

Filmle ilgili bir başka konu ise elbetteki Cem Yılmaz’ın filmdeki konumu.Laz polis Deli İdris’i deyim yerindeyse oynamıyor yaşıyor Cem Yılmaz.Diğer oyuncularla karşılaştırıldığında sinema konusunda daha yolun başında olan Cem Yılmaz filmin en büyük handikapı konumundaydı ama bütün bunları haksız çıkarırcasına olağanüstü bir oyunculuk ortaya koyuyor. Ama filmin en büyük artılarında bir olmasına karşın aynı zamanda eksilerinden biri de oluyor. Zira yıllardır yaratmış olduğu komedi fenomeni ciddi bir iş yaptığı havasını bozuyor. Aynen dr.frankestein gibi kendi yarattığı şey yine kendine zarar veriyor. Oyunculuk anlamında,senaryo anlamında son derece başarlı ve yetenekli olmasına karşın halen kendisi sinemaya tam anlamıyla veremeyişin ve son açıklamalarına göre komediye geri döndüğünü söylemesinin örnek olarak gösterebiliriz. Çok ciddi sahnelerde bile izleyicilerin katıla katıla gülme ihtiyacını yıkması için öncelikle Cem Yılmaz’ın kendini yaratan durumu yine kendisi yıkması lazım.İnsanları katıla katıla ağlatacağı oyunculuklar sergilemeli ki perdede ki inandırıcılığı artsın.

Av-Mevsimi-563071

Sonuç olarak filmin başarısını yine nereden baktığınızla alakalı olarak ortaya koyabiliriz.Csi gibi filmlerin dizilerin örneğinde filme sırf cinayet polisiyesi gözüyle bakarsak pek de tatmin olamayız ama av-avcı kavramının felsefik altyapısını günümüz dünyasıyla harmanlayıp önümüze sunmasını daha önemsersek bir başka Yavuz Turgul-Şener Şen başyapıtıyla karşı karşıyayız demektir.

*
Share/Save/Bookmark

20 Aralık 2010 Pazartesi

Fikirler Hapsedilemez!!!

Free Panahi

“The acclaimed Iranian filmmaker Jafar Panahi was sentenced to six years in prison today, and banned from directing and producing films for the next 20 years, his lawyer said.

Panahi, an outspoken supporter of Iran's opposition green movement, was convicted of gathering, colluding and propaganda against the regime, Farideh Gheyrat told the Iranian state news agency Isna.

"He is therefore sentenced to six years in prison and also he is banned for 20 years from making any films, writing any scripts, travelling abroad and also giving any interviews to the media including foreign and domestic news organisations," she said. Gheyrat said she would appeal against the conviction.

Panahi won the Camera d'Or award at the Cannes film festival in 1995 for his debut feature, The White Balloon, and took the Golden Lion prize at Venice for his 2000 drama, »

Panahi-i-Berlin

- Saeed Kamali Dehghan, Ian Black”

Uzun uzadıya çevirmek anlamsız.Dünya ajansları son dakika olarak geçiyor bu olayı.İran’ın ödüllü yönetmenlerinden Jafar Panini 6 yıl hapis almasının yanı sıra asıl akıl sır ermeyen bir kararla 20 yıl film yapmaktan men ediliyor.Nasıl bir rejim ki bu bütün muhaliflerini susturmak adına onlara olmadık fikri işkenceleri reva görüyor ve kendi saltanatını son sürat sürdürüyor. Zannetmesin ki yaptıkları yanına kar kalacak. Kişileri hapsedebilirsiniz ama fikirleri asla hapsedemezsiniz, özellikle de sanatçının içindeki üretme aşkını nasıl hapsedeceksiniz ki.Ülkemizde de maalesef sabıkamız pek temiz değil. Az sayıda çıkarabildiğimiz, ülkemizi dışarıda en iyi temsil edebilen nadir insanları muhalif fikirlerinden dolayı en üretken yıllarında hapisle, işkenceyle ve ya her türlü fikri baskıyla sindirmedik mi? Ne geçti elimize. Bir arpa boyu yol alamamakla kaldık uygarlık yarışında.Atı alan çoktan üsküdarı geçti. Ama yine de enseyi karatmamak lazım.Her türlü baskıya karşı insanın içindeki isyan ateşi sönmez aksine körüklenir.Yılmaz Güney örneğinde olduğu gibi  mesela. Güney bize şunu göstermişti ki sanat aşkı ne kadar bastırılırsa bastırılsın mutlaka çıkacak bir “YOL” bulur…

  Juliette-Binoche-protests-006

*
Share/Save/Bookmark

Geçmiş zaman olur ki II

Yeşilçam ve sineması bizi biz yapan en büyük unsurlardan biri.Hayatımızdan çıkaramayacağımız gibi aksine tam kalbinde yer alır.Güzel kızlar yakışıklı erkekler arasında bulur her izleyenkendini onlara özenircesine. Sinema her zaman gelişen bir sanat dalı olsa da burda bahsedilen romantizmden başka birşey değil. O zamanların dünyasına,belki bozulmamışlığına,saflığına bir özlemin sonucu galiba bu unutamayışlar. Bizler bu çağın genç kuşağı olarak o devirleri yaşamasak bile eski türk filmleri ile o zamanların tozlu ve küflü havasını koklamaktayız. Bedenimiz genç olabilir ama ruhumuz bu filmlerle yaşıt bir sinema romantizmine sahip. eski zaman olur ki

eski zaman olur ki (7)

eski zaman olur ki (2)eski zaman olur ki (5)

 eski zaman olur ki (1)  eski zaman olur ki (3)   eski zaman olur ki (6)

*
Share/Save/Bookmark