13 Mayıs 2010 Perşembe

Omnia im numeris sita sunt

9finalposter-590x873

 

“Omnia im numeris sita sunt”.Türkçesi ‘herşey sayılarda gizlidir.’

“9” Shane Acker'ın 2005 de Ucla'da odev olarak yaptıgı aynı isimli kısa filminin Tim Burton tarafından görülüp  begenılmesınden sonra 2009’da yapılan uzun metraj animasyon filmi.Post-apokaliptik bir dünyada geçen filmde insanlığın makinelerle savaşı retro-future distopyası yaratılarak anlatılıyor.Günümüz insanlığına dair temel ozellikleri sayıların sembolik anlamları üzerinden anlatmaya çalışıyor bizlere.

Konu olarak ; 9 doğduğu zaman, Kendini kıyamet sonrası dünyada bulur. Tüm insanlar kendi elleriyle yarattıkları makineler tarafından yok olmuştur  ve o da kendi gibi insanları da yoketmiş, kendilerinin de peşinde olan makinalardan kaçan diğerlerini şans eseri keşfeder. İnsanlığın ve medeniyetin devamını getirmek gibi bir misyonu vardır.Çünkü insanlığın ruhundan bir parçadır,diğerleri gibi.Hayatta kalmak için mutlaka karşı atağa geçerler ve makinların kendilerinden ne istediğini anlamaya çalışırlar.Elijah Wood,Jennifer Connely,John Reilly,Christopher Plummer gibi usta oyuncuların seslendirdiği ekip çuval bezinden yaratılmış olsa da dünyayı ve insanlığı kurtarmayı amaçlayan insanın dokuz şeklini sembolize eden 1’den 9’a numaralandırılmış kahramanlardan oluşur.

İnsanlığın varoluşundan bu yana geliştirdiği tüm anlambilimlerin ortak noktası olarak sayılar üzerinde yarattığı gizemin okunması çok önemli.Hikayenin geçtiği post-apokaliptik dünya insanın medeniyetin gelişmesi adına yapmaya çalıştığı uğraşların kötü güçler tarafından kendi emellerine alet edilmesi ve dünyayı ele geçirmek için insanın yaptığı şeyi yine insana karşı kullanması temelinde başlıyor film.Bunu sonucu olarak tek bir insanın bile kalmadığı bir dünyaya insanlığı kurtarmak adına yaratılan bezden bebeklerin makinelere karşı gelmesi son yıllardaki animasyon örnekleri arasında en iyi denilebilecek kalitede ekrana aktarılmış.Retro öğelerin fantastik dünyaya ustaca uyarlanması görsel bir şölen sunuyor izleyiciye.Bunun üstüne usta oyuncuların seslendirmeleri ve müziğin estetik kullanımı ile heyecan doruk noktasına çıkıyor.

Tabi bu güzelliklerin aksine hikayenin standart film ölçülerine göre kısa olmasının sonucu olarak anlatmak istediğini çabuk anlatma telaşına giriyor.Çok genel felsefik çıkarımları konu edinmesine karşın senaryoda detaylı bir anlatıma gidilmemesi filmin doyuruculuğu adına eksi bir nokta.

 bscap0005

Filmi izlerken daha farklı anlamlar ve geniş bakış açısı yakalamak adına sayıların sembolik anlamlarını bilmek gerek.Sayılardan kısaca bahsetmek gerekirse;

  1. (monad) : tek. hiçbir benzeri olmayan. hiçbir benzeri olmayan önsüz-sonsuz yaşamı, tüm varlıkların bünyesinde çıktığı eril ateşi, tanrının kendisini simgeler. sembolü bir noktadır.Monad, hem makrokozmosu, hem de mikrokozmosu bünyesinde barındırır. mikrokozmos'un yegane hedefinin makrokozmos ile birleşmek olduğunu söyleyen pisagor, "bu ancak inisiyatik eğitimle, kişinin kendisini olgunlaştırması ile mümkün olur. bunun için bir ömür yetmeyebilir. ama ruh, hedefine ulaşmak için ne kadar gerekiyorsa, o kadar yeniden bedenlenecektir" .Vücut bulma hali tüm filmde sayıların yaratılışı üzerinden düşünülebilir.
  2. (duad) : evrende varolan düaliteyi gösterir. bölünmez öz ile bölünebilir cevher; hayatı bahşeden aktif eril prensip ile hayatın oluşumunu sağlayan pasif dişil prensip; osiris ile isis. bir çizgi ile sembolleştirilir.
  3. (tirad) : hikmetten çıkan fikirle oluşan eserdir. Sembolü bir üçgendir ve yaşam skalasının tüm yasalarını ve özellikle de yeniden doğuş yasasını içinde barındıran anahtardır. triad, ilahi kelam, evrenin kendisidir ve topraktaki yaşam cevheridir. insan da, ateş, su ve toprak'tan meydana gelmiş olduğu için yaratıcının tüm görüntülerinde, ruh, can ve beden üçlemesi bulunmaktaydır.Ruh ateşten, can sudan, beden de topraktan türetilmiştir. Müzik, geometri ve astronominin rakamıdır.
  4. (tetrad) : onsuzluğun ve ölümsüzlüğün sembolü. kare ile sembolize edilen tetrad'ın kainatı kaosdan düzene geçiren dört temel gücün ifadesi olduğu kabul edilir. bu dört temel güç, yani ateş, su, toprak ve hava.
  5. (pentad) : insanın" ve üzerinde yaşadığı "dünyanın" simgesi ve beş köşeli yıldızla sembolize edilir.Düad ile triad'ın toplamı olan pentad, dünyasal sevginin ve evliliğin de sembolü olarak görülür.
  6. evrenin altı yönünü, kuzey, güney, doğu ve batı ile yukarı ve aşağıyı simgeler.Altı köşeli yıldızla sembolize edilen bu rakam aynı zamanda ilahi adaletin de ifadesidir.
  7. kutsal üçlü triad ile, düzeni oluşturucu tetrad'ın bileşiminden meydana geldiği için, Olgunlaşma ve evrim yasasının simgesidir.Ayrıca, evrende herşeyin sayılar üzerine kurulu olduğu ispat eden müzik bilimi de, 7 nota üzerine kurulmuştur.Işığın yedi renginin bileşiminin beyazı, saflığı oluşturması gibi, müziğin yedi notasının da 1/2, 2/3, 3/4 veya 5/8 bibi ölçiilerle çalınması müzikteki mükemmel saflığı, ritmi ve armoniyi meydana getirir.
  8. küp(b)ün rakamı. kutsal rakam olarak bilinir. caduceus tan türediği de söylenir. bu da yıldızların ve dolayısı ile evrenin hareketini sembolize eder.
  9. kayıp ve ihmalin rakamıdır. çünkü 10 dan bir eksiktir. insanın rakamı olarak kabul edilir.İnsanın anne karnında dokuz ay durması insanı oluşması için geçen zamana göndermedir.Mükemmelliğe ulaşmayı amaç edinen insanın her zaman eksik olduğunu ve o tüm bu hayatın o eksiği gidermek uğruna olduğunu anlatır.
  10. kusursuz rakam. rakamların en büyüğü. mükemmelliğin, kamil insanın, tanrı ile bir olmasının sembolüdür. sıfır ile bir sayılarının yan yana gelmesiyle yazılan 10 sayısı, hiçlikle tekliğin ahengini de ifade edilir. 10, bu ahengin tezahürü olan makrokozmos'un da sayısal sembolüdür.Yaş, güç, inanç gibi kavramlarla ifade edilir.
*
Share/Save/Bookmark

12 Mayıs 2010 Çarşamba

Altın Koza için 12 film yarışacak


Bu yıl 17.si düzenlenecek Uluslararası Adana Altın Koza film festivalinde ulusal uzun metraj bölümünde yarışmak üzere 12 film seçildi.7-13 Haziran tarihleri arasında yapılacak festival uzun yıllar kesintiye uğrasada tüm sineması adına altın portakal ve altın lale gibi festivaller gibi sinemamızın en prestijli ödüllerinden biri kabul edilir.Bu yıl Altın koza'da diğer yıllara oranla rekor düzeyde başvuru oldu.Ön seçici kurulun 40 filmden 12 filmde indirdiği ulusal uzun metraj bölümünde Semih Kaplanoğlu'nın altın ayı ödüllü filmi Bal ve yeşilçam ödüllerinde en iyi film ödülünü alan Nefes:Vatan Sağolsun gibi iddialı yapımların yarışacağı bölümdeki tüm filmler şöyle;

- Bal – Yönetmen: Semih Kaplanoğlu
- Beş Şehir – Yönetmen: Onur Ünlü
- Bizim Büyük Çaresizliğimiz – Yönetmen: Seyfi Teoman
- Büyük Oyun – Yönetmen: Atıl İnaç
- Denizden Gelen – Yönetmen: Nesli Çölgeçen
- Eyvah Eyvah – Yönetmen: Hakan Algül
- Kanatsız Taklalar – Yönetmen: Savaş Baykal
- Kavşak – Yönetmen: Selim Demirdelen
- Kıskanmak – Yönetmen: Zeki Demirkubuz
- Nefes – Yönetmen: Levent Semerci
- Orada – Yönetmenler: Melik Saraçoğlu / Hakkı Kurtuluş
- Ses – Yönetmen: Ümit Ünal
*
Share/Save/Bookmark

63.Cannes Film Festivali'ne Doğru


Bu yıl 63.sü düzenlenecek Avrupa ve Dünya sinemasının en prestijli festivallerinden Cannes Film Festivali yarın başrollerini Russell Crowe ve Cate Blanchet'in paylaştığı Ridley Scott'ın ''Robin Hood'' filmi ile açılacak.Yarışma bölümünde bu yıl Türkiye adına hiçbir filmin yarışamayacak olması festival heyecanın adına biraz eksik olacağa benziyor Türk sineması açısından.Juri başkanlığını Tim Burton'un yapacağı bu yılki yarışma bölümünde yarışacak filmler şöyle;


- 'Another Year' (Mike Leigh)
- 'Biutiful' (Alejondro Gonzales Inarritu)
- 'Copie Conforme/Certified Copy' (Abbas Kiarostami)
- 'Des Hommes et des dieux/ Of Gods and men' (Xavier Beauvois)
- 'Fair Game' (Doug Liman)
- 'Hors la Loi/ Outside of the Law' (Rachid Bouchareb)
- 'La Nostra Vita/ Our Life' (Daniele Luchetti)
- 'La Princesse de Montpensier/ The Princess of Montpensier' (Bertrand Tavernier)
- 'Lung Boonmee Raluek/Uncle Boonme Who Can Recall His Past Lives' (Apichatpong Weerasethakul)
- 'Outrage' (Takeshi Kitano)
- 'Poetry' (Lee Chang-Dong)
- 'Rizhao Chongqing/ Chongqing Blues' (Wang Xiaoshuai)
- 'Schastye Moe/ My Joy (Sergei Loznitsa)
- 'Szelid Teremtes - a Frankenstein Terv/ Tender son - The Frankenstein Project (Kornel Mundruczo)
- 'The Housemaid' (IM Sangsoo)
- 'Tournee/ On tour' (Mathieu Amalric)
- 'Un homme qui crie/ A screaming man' (Mahamat-Saleh Haroun)
- 'Utomlyonnye Solntsem 2: Predstoyanie/ The Exodus- burnt by the sun 2' (Nikita Mikhalkov)
Bu yıl ilk kez olarak internetten sekiz dilde yayınlanacak olan festival 23 Mayıs günü kapanış filmi ile sona erecek.
*
Share/Save/Bookmark

10 Mayıs 2010 Pazartesi

Stop Wars!!!

natalie-portman *
Share/Save/Bookmark

9 Mayıs 2010 Pazar

Efsane Geri Dönüyor

Fötr şapkası, kırmızı-yeşil çizgili kazağı ve dört bıçaklı eldiveniyle korku salan efsane korku serisi  Elm Sokağı Kabusu ve çok sevdiğimiz kötü adamımız Freddy Krueger geri döndü.Korku üstadı Wes Craven’in 1984’de hayat verdiği Freddy’nin bu güne kadar 9 filmi çekilmişti.Senaryosunu Wesley Strick ve Eric Heisserer'ın yazdığı filmin yönetmenliğini, ödüllü müzik klibi ve reklam filmi yönetmeni Samuel Bayer üstendi.80’ler sinemasının en önemli korku örneklerinden biri olan seride bugüne kadar yapılmış en iyi ‘kötü karakterler’ listelerinde her zaman liste başı olan bir korku klasiği  efsane ''Freddy Krueger'' rolünü, bugüne kadar çekilen 7 seride canlandıran Robert Englund'un yerine Jackie Earl Haley üstlendi.Bakalım usta oyuncu Haley bu rolün ağırlığı atından kalkabilecek ve Freddy Kruger fanatiklerini tatmin edebilecek mi?

robert-englundfreddy-kruger jackie-earle-haley-zumaredwestphotos183909

*
Share/Save/Bookmark

Festival Hekate’nin Şarkısıyla Açılıyor

İKSV’nin düzenlediği 17.İstanbul Tiyatro Festivali 10 Mayısta Shakespeare’ in Macbeth oyunun üzerine gerçekleştirilmiş bir müzikal uyarlama olan Hekate’ nin Şarkısı ile perdelerini açıyor.Genel olaraak 18 ayrı mekanda 90 gösterinin yanı sıra ünlü konukların katılacağı söyleşiler ve atölye çalışmaları da gerçekleştirilecek.10 Hazirana kadar sürecek olan festivalde göze çarpan oyunlardan biri de ünlü oyuncu John Malkovich’in oynadığı Şeytani komedya – John Malkovich’le Podiumartists 14 Mayıs Cuma günü Lütfi Kırdar Kongre Ve Sergi Sarayı’nda izleyiciyle buluşacak.Kaçırılmaması gereken bir fesival.

 100323tiyatrofestivali1

Festivalin açılışını yapan Hekate'nin Şarkısı 10 Mayıs'ta Cemal Reşit Rey'de, 28 ve 29 Mayıs'ta ise Caddebostan Kültür Merkezi'nde izlenebilir.

Şiirler: William Shakespeare
Çevirenler: Talat S. Halman, Sabahattin Eyüboğlu, Can Yücel
Müzik ve Proje: Selim Atakan
Yöneten: Engin Alkan
Yapım: KRATER/Zeynep Özbatur Atakan
Oyuncular: Ayça Varlıer, Emre Çelik, Banu Kunt, Begüm Günceler, Bülent Tekakpınar
Dekor Tasarımı: Gamze Kuş
Kostüm Tasatımı: Duygu Türkekul
Işık Tasarımı: Murat İşçi
Proje Koordinatörü: Aslı Atasoy
Yönetmen Yardımcısı: Volkan Keleş
Asistanlar: Fatih Gençkal, Cansev Erdemir
Tanıtım Kostümleri: Mehtap Elaidi

100427hekate.widec

Diğer yapımlar ve program hakkında ayrıntılı bilgi için;

http://www.iksv.org/tiyatro/program.asp

*
Share/Save/Bookmark

7 Mayıs 2010 Cuma

Büyük Yönetmenlerden (L)aforizmalar

QuentinTarantino

It's very important that every movie I do makes money because I want the people that had the faith in me to get their money back.
Quentin Tarantino

arts-graphics-2008_1184863a

There's no such thing as simple. Simple is hard.
Martin Scorsese

 

Film as dream, film as music. No art passes our conscience in the way film does, and goes directly to our feelings, deep down into the dark rooms of our souls.
Ingmar Bergman    

spielberg

Every time I go to a movie, it's magic, no matter what the movie's about.
Steven Spielberg

kubrick

A film is - or should be - more like music than like fiction. It should be a progression of moods and feelings. The theme, what's behind the emotion, the meaning, all that comes later.
Stanley Kubrick

woody-allen

What if nothing exists and we're all in somebody's dream?
Woody Allen

The essence of cinema is editing. It's the combination of what can be extraordinary images of people during emotional moments, or images in a general sense, put together in a kind of alchemy.
Francis Ford Coppola

 tim-burton

I have a problem when people say something's real or not real, or normal or abnormal. The meaning of those words for me is very personal and subjective. I've always been confused and never had a clearcut understanding of the meaning of those kinds of words.
Tim Burton

All directors are storytellers, so the motivation was to tell the story I wanted to tell. That's what I love.
Spike Lee

662125002393120_1261490035

The ideas dictate everything, you have to be true to that or you're dead.
David Lynch

The very reasons sometimes that you make a film are the reasons for its failure.
Sydney Pollack

*
Share/Save/Bookmark

4 Mayıs 2010 Salı

Frost/Nixon

frost-nixon-poster

 

 

Amerikan tarihinin en tartışmalı başkanlarından biri olan Nixon'un Watergate skandalı sonrası istifası ile ilgili iddialara yanıt vermek amacıyla 1977'de David Frost'la yaptığı meşhur röportajın ana ekseninde deyim yerindeyse oyunculuk dersi veren bir film Frost/Nixon.Ron Howard yönetmenliğinde David Frost rolünde The Queen'de de Tony Blair'ı canlandıran Michael Sheen,Nixon rolünde ise Frank Langella yer alıyor."when the president does it, that means that is not illegal" yani türkçe mealiyle "başkan yaparsa,yasadışı olmaz" sözünü dünya siyaset literatürüne sokan Richard Nixon'ın soğuk savaş yıllarının derin psikolojilk çekişmelerini siyaset hayatında kullanması ekseninde David Frost'un küçük görülen ama ummadık taş baş yararmış misali Nixon'a ters köşe yapması filmin sonuna doğru artan gerilimin boşalmasını sağlıyor.Demokrasilerde "debate" denilen sözlü tartışma geleneğinin bir örneği olarak yayınlandığı tarihte dünayda en çok izlenen haber programı özelliğini taşıyor.Bunun üstüne kurulu olan filmde bir nevi belgesel havası korunarak olaylara daha objektif bakılması amaçlanıyor ama sonlara doğru only one of us can win sözü ile bu durumda kimsenin tarafsız kalamayacağı vurgulanarak açıkça taraf tutulma görülüyor.frostnixon_2-09

Bizim ülkemizde de bir ara çıkan her skandala 'gate' takısı eklenirdi.Civangate skandalı vardı bir aralar gündemimizde.Bunun gibi dünyadaki bir çok olaya referans gösterilecek kadar dünyayı sarsan bu olay bir bakıma Amerikan'ın iç işleri olarak kalamıyor.Soğuk Savaşın çetin geçtiği zamanlarda tüm dünyada korku imparatorluğu kurmak isteyen amerikan hükümetinin biz yaparsak yasadışı olmaz diyip yüzlerce yıllık demokrasi kültürünü yoketmeye girişmeleri sonucunda hiç kimsenin bu duruma kayıtsı kalamıyacağını düşünüyorum.Özellikel Cumhuriyetçiler/Demokratlar arasında hüküm süren mücadelede demokratlar lehine çokca kullanılmıştır.Filmin zamanlaması da ayrı bir konudur.Zira Nixon Vietnam savaşını yenilgiyle sonlandırıp üstüne butün bu skandalları yaşayınca tüm saygınlığını kaybetmişti.Aynı durum şimdi de Bush'un vedası ve Obama'nın yaşadıklarıyla da örtüşüyor.Irak Savaşının sonunun ne olacağını kestiremeyen Amerikan Halkı seçim sırasında vaat edilen tüm değişim ümitlerinin yavaş yavaş boş olduğunu düşünmeye başlıyor.Bu bakımda bir nevi uyarı özelliği de taşıyor bu film.

frostnixon
Yapılan bir başka gönderme ise televizyonun siyaset propagansadası üzerindeki etkisi.Kennedy ile başlayan televizyon çağı siyaset üzerindeki klasik lider protipinden çok insanların görmek istedikleri liderleri yaratma noktasına gelmişti.Ekran karşısında kendinden emin Kennedy'nin terleyen Nixon karşında kazandığı zafer sonrası Nixon siyasi arenadaki son yenilgisini yine televizyon karşısında almıştı.David Frost'un amansız soruları karşısında skandal sonrasındaki masum duruşunu koruyamayan Nixon meşhur sözü ile bir nevi bütün suçlamaları kabul etmişti.Bazı kesimler tarafından hala haklı bulunsada amerikan halkı nedzinde mahkum olmuştu.Bu o zamanlar kimsenin televizyonun gücü üzerine düşünemeyeceği birşeydi.Filmin sonunda vurgulanan sözler çok çarpıtıcı; “Televizyonun ilk ve en büyük kusuru veya aldatmacası… büyük ve karmaşık fikirleri, zaman dilimlerini…basitleştirmesi, ufaltmasıdır.Tüm bir kariyeri tek bir kareye sığdırabilirsiniz. Nixon’un tüm kariyeri işte bu son görüntüde saklıdır. 

"when the president does it, that means that is not illegal" meşhur sözünün gerçek görüntüsü için;


Filmin sonunda asıl anlatılan ise her ne yaşanılırsa yaşansın unutkan bir yaratık olan insanın her şeyi unutması ve gelecek kuşaklara daha sağlam temeller bırakamamasıdır.Watergate olayının da dünya tarihine mirası,bahsedildiği gibi bütün skandalların sonuna gate kelimesinin eklenmesi oldu.

*
Share/Save/Bookmark

Festivaller Zamanı


100430işçifilmlerifestivali2.widec

Yazın yaklaşmasıyla birlikte insanın içindeki kış uykusundan uyanan sonsuz enerji Türkiye’nin dört bir yanında başlayacak sinema festivalleri ile doruğa ulaşacak.Yeni başlayan festivallerden bir kaçı;

Bu yıl beşincisi düzenlenecek Uluslararası İşçi Filmleri Festivali 1–9 Mayıs tarihleri arasında İstanbul, İzmir ve Ankara'da eş zamanlı olarak gerçekleştirilecek, daha sonra uzun bir Türkiye turuna çıkacak.İlk durak olarak da 8 Mayıs’ta Bolu’da, 19 Mayıs’ta Diyarbakır’da sinemaseverlerin karşısında olacak.Festivalin açılış töreni 2 Mayıs Pazar günü saat 19:00’da Beyoğlu Yeni Rüya Sineması’nda gerçekleştirildi. Törenden önce saat 18:00’de Taksim Tramvay durağında sanatçıların ve festival dostlarının katılacağı ‘Geleneksel Festival Yürüyüşü’ yapıldı.

Festivalle ilgili ayrıntılı bilgi için festival sitesi;

http://www.iff.org.tr/

eskisehir

1-11 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek Uluslararası Eskişehir Film Festivali, Anadolu Üniversitesi (AÜ) Sinema Anadolu'da gerçekleştirilen törenle açıldı.Törende, Cüneyt Arkın ile Zühal Olcay'a ''Onur Ödülü'', Hilmi Etikan ile Sadi Çilingir'e ''Sinemaya Emek Ödülleri'' verildi.Açılış filmi olarak da Fransız yönetmen Christian Carion’un The Farewell ''Elveda'' adlı filmi gösterildi.Ayrıntılı bilgi için;

http://eskfilmfest.anadolu.edu.tr/

*
Share/Save/Bookmark

Sanata ve Sanatçıya Sansür

100502-panahiDestek.hlarge

Binlerce yıllık insanlık tarihinin en başından beri hüküm süren bir çatışma bu aslında.Muktedirlerle yaratıcı insanlar arasındaki çekişmede hakim konumda olan için vazgeçilmez bir araçtır sansür.Ortaçağ döneminden kalma,insanların aydınlanmasını istemeyen bu düşünce her türlü engelleme yolunu kendine mübah olarak görür.Yönettikleri halkı hayvanlar gibi güttüklerini sanan zihniyetlerin karşılarındakileri bir insan olarak görmeyip sosyal ve sanatsal açıdan gelişmelerini engellemeye çalışmaları iktidarlarını sağlamlaştırma için başvurdukları ilk yol oluyor.Ama bir gerçek varki”Yassah kardeşimci” dayatmacı resmi ideoloji ne yaparsa yapsın sanatın insanı saran o sonsuz enerjisi karşısında boyun eğecektir.

İşte bu dayatmaya başkaldıran birkaç girişimden biri dünyaca ünlü yönetmenlerden geldi.Politik dayatmanın en yoğun yaşandığı İran’da 1 marttan beri tutuklu bulunun İran Yeni Dalga sinema akımının önde gelen yönetmenlerinden Cafer Panahi’nin serbest bırakılması için aralarında Steven Spielberg ,Martin Scorsese,Robert de Niro, Robert Francis Ford Coppola, Joel ve Ethan Coen, Michael Moore ,Oliver Stone gibi ünlü yönetmenler ortak bir dilekçe hazırlayıp imzaladılar.İran’lı yöneticiler Panahi'yi, Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ın Haziran 2009'da yeniden seçildiği Cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından başlayan gösterilerle ilgili bir film hazırlamakla suçluyordu.Böyle demokratik başkaldırı İran’da nasıl karşılanır bilinmez ama sanatın birleştiriciliği adına güzel bir örnek.

Ayrıntılı bilgi için Facebook’daki FREE Jafar PANAHİ grubu; ve dilekçe örneği ;

http://www.petitiononline.com/FJP2310/petition.html

Bir başka sansüre tepki olayı ise ünlü dizi South Park’ın yapımcılarından geldi.Yakın zamanda Hz.Muhammed ile ilgili yine sansürle alakalı bölümden sonra islam dünyasından gelen yoğun tepkiler sonucu devam etmesi gereken bölüm otosansüre uğradı ve kesintiye uğradı.Bunun üzerine dizinin yaratıcı ekibi yine yaratıcılıklarını kullanarak dizini fanlarına bir mektup yayınladılar.İşte mektubun tam metni;

Michael Lloyd, Production Assistant:


Dear South Park Fans,
Bleeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee
eeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee
eeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee
eeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeep!
Blee-b-b-b-bleeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeep.
Bleep!

89a_production_office_censored

*
Share/Save/Bookmark