sansür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sansür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Aralık 2012 Pazar

F Tipi'ne sinemalarda bile rahat yok

19 Aralık 2000'de Hayata Dönüş adı verilen 20 hapishanede eş zamanlı yürütülen insanlık dışı operasyonlar sonrası açılan F tipi hapishanelerdeki tecrit uygulamasını anlatan yapımcılığını Grup Yorum'un üstendiği F Tipi Film 21 aralık'ta vizyona girmişti.Her türlü baskı ve yıldırmaya rağmen ilk dört günde 20.000 izleyiciyle buluşan filme engellemeler halen devam ediyor. F Tipi Film'in tanıtım çalışmaları resmi kurumlar tarafından engellenmeye devam ediyor.Daha önce afişlerini asan insanlar gözaltına alınmış, her türlü ücreti ödenmesine rağmen afişleri Ulaşım A.Ş. tarafından metro ve tramvaylara asılmamıştı. En son da Zabıta Müdürlüğünden sansür haberi geldi. İdil Yapım'ın İstanbul Zabıta Müdürlüğü'ne filmin tanıtım masaları, afişleri, el ilanları ve pankartları için izin talebiyle çektiği faksa hiçbir gerekçe göstermeden "uygun görülmemiştir" yanıtın gelmesi sansür furyasına bir yenisini eklemiş oldu. işte o utanç belgesi;

F Tipi Film’e daha önce uygulanan sansürler:
·         Filmimizin afişi İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yasaklanmıştır. Filmimiz Kültür Bakanlığı’ndan onaylanmış yasal bir filmdir. Ülke çapında vizyona girdi. Ama belediye yetkilileri tarafından, afişler engellemeye çalışılmaktadır

·         Samsunda filmin yayınlanacağı sinema salonu polis ve MHP’lilerin provokasyon çıkacak şeklindeki tehdit ve korkutması sonucu filmi yayınlamaktan vazgeçmiştir.




*
Share/Save/Bookmark

9 Ekim 2011 Pazar

Sanatçı Duruşu

rutkay-aziz

 

 

 

 

Bu yılki Altın Portakal film festivali hayli hareketli başladı.Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Antalya Kültür ve Sanat Vakfı(Aksav)’nın ortaklaşa düzenlediği festival “Açılış ve Onur Ödülleri” töreni ile bir açıldı pir açıldı.Tüm haberlerde özellikle sosyal medyada hayli yer alan Rutkay Aziz’in konuşması büyük bir olay yarattı.Uzun zamandır unutulan sanatçı duruşuna dair deyim yerindeyse ders vardi Rutkay üstad.Kendisine verilen sanatta sosyal sorumluluk ödülüne yaraşır şekilde bunu sonuna kadar hakettiğini bir kez daha ortaya koydu.Sanatçının toplumun aynası olduğu ve her zaman ona ışık götürme,aydınlatma sorumluluğunu göstererek son dönemlerdeki ülkemizde olanlara kayıtsız kalmadığını açıkca gösterdi.Bunu yaparkende eylemden çok sözün gücüne sığınarak yapması sanatçı duruşunun ve yaratıcılığın en büyük örneğiydi.

Üstad’ın sözlerini bir kez daha dikkatli okumak ve anlamak lazım..

''Umarım faşizm ve darbe döneminden geçen ülkelerin sinemacıları da bu örneği kendi ülkelerinde paylaşırlar. Dilerim bu ödülü hak etmişimdir. Ola ki moda deyimle 'bir döneklik' olursa, bu verdiğiniz ödülü özgürce geri alma hakkına sahipsiniz. Gerçek sanatçılar ülkesinin ve dünyanın gerçeklerine tanık olmakla yükümlüdür. Benim ülkemde tanık olduğum, hukukun üstünlüğünün yittiği, adaletsiz bir kalkınma girişiminin hızla yol aldığı, parasız eğitim pankartı açan öğrenci arkadaşımın 16 ay hapis yatması... Dünyanın hiçbir ülkesinde kadın, çocuk bu kadar tacize, cinayete maruz kalmıyor. Dünyanın gerçeği, savaş çığlıkları, açlık, işgal, sömürü... Sinema, Şarlo'nun dediği gibi bir barış sanatıdır ve kendi içindeki barış niteliğini koruyarak dünyaya katkı sağlayacaktır.''

*
Share/Save/Bookmark

20 Ağustos 2011 Cumartesi

Geç Gelen Altın Portakallar


Ülkemizin en köklü sinema festivallerinden Antalya altın portakal film festivali bu yıl bir ilki gerçekleştirerek 1979 ve 1980 yıllarında verilemeyen ödülleri bu yıl vermeyi planlıyor.Geç gelenler altın portakallar başlığı altında verilecek ödüllerde o zamanın şartları yüzünden onurlandıralamayan filmlere bu yıl iade-i itibar yapılacak.1979 yılında sansür kurulunun Yavuz Pağda'nın yönettiği "Yolcular",Yavuz Özkan'ın yönettiği "Demiryol" ve Ömer Kavur'un yönettiği "Yusuf ile Kenan" filmlerini yasaklayıp bazı bölümlerini kesmek istemesi üzerine tüm yapımcı ve yönetmenler tepki için bütün filmleri yarışmadan çekmişti.Bunun üstüne festival yönetimi onurlu bir duruş sergileyerek sansür konusunda dikkat çekme adına ödül törenini iptal etmişti.Ertesi yıl da açılış gününden bir gün önce gerçekleşen 12 Eylül Darbesi bırak sinema dünyasını ülkedeki bütün herşeyi ve her kurumu derinden etkilemiş ve Türk siyaseti ve bunun uzantılarından biri olarak Türk Sineması yıllar boyunca sürecek bir duraklama dönemine girmişti.

Yarışmanın juri üyeliklerini o zamanın da juri üyelerinden Emre Kongar, Hale Soygazi, Doğan Hızlan, Atilla Dorsay ile dönemin Antalya Belediye Başkanı Selahattin Tonguç üstlenecek.

1979 yılında O yıl, Feyzi Tuna'nın "Seninle Son Defa", Ümit Efekan'ın "Töre", Orhan Aksoy'un "Altın Şehir" ve "İsyan", Erden Kıral'ın "Kanal", Cüneyt Arkın'ın "Vatandaş Rıza", Metin Erksan'ın "Sensiz Yaşayamam", Korhan Yurtsever'in "Kara Kafa", İhsan Yüce'nin "Bebek", Yavuz Pağda'nın "Demiryol", Yavuz Özkan'ın "Demiryol" ve Ömer Kavur'un "Yusuf ile Kenan" adlı filmleri yarışacaktı. 




 1980 yılında ise ülke adım adım terörün içine batarken ve askerin postal sesleri yavaş yavaş duyulmaya başlanladığı bir ortamda 17. kez açılan festival açılış gününden bir gün önce gerçekleşen darbe ile sıkıyönetimin sokağa çıkma yasağı yüzünden iptal edilmişti.O yıl yarışma bölümünde Atıf Yılmaz'ın "Adak", Zeki Ökten'in "Sürü" ve "Düşman", Zeki Alasya'nın "Doktor", İhsan Yüce'nin "Bebek", Yavuz Pağda'nın "Yolcular", Yavuz Özkan'ın "Demiryol", Ömer Kavur'un "Yusuf ile Kenan", Erden Kıral'ın "Bereketli Topraklar Üzerinde", Tuncel Kurtiz'in "Gül Hasan" ve Süreyya Duru'nun "Derya Gülü" adlı filmleri yarışacaktı. *
Share/Save/Bookmark

16 Mayıs 2011 Pazartesi

BSG BTK VE TİB


Her ne kadar üç maymunu oynayan medyaya rağmen geçen pazar onbinler istiklalde internet yasaklarını protesto etti.Kimi Avrupa ülkesinde internet, elektrik su gibi halkın doğal ihtiyacı sayılıyor ve temel hak ve özgürlükten sayılırken dünyanın en eski uygarlıklarına ev sahipliği yapmış uygarlıkların beşiği sayılan Anadolu toprakları böyle keyfi uygulamalar görmedi.İnsanların bilgiye bu kadar kolay ulaşabildiği bir tıkla binlerle kişiyle aynı ortamda bulunduğu durumlar eskiden yoktu ve diğer baskıcı rejimleri bu kadar korkutmuyordu.Eskiden insanların birlik olmasını önlemek için sokağa çıkma yasağı koymak yetiyordu ama internet öyle güçlü bir ortak alanki muktedirlerin ne kadar korktuğuna bakarak bunu çok kolay anlayabiliriz..

Velhasım kelam bu dünya sultan üleymana kalmamış mutlaka rüzgar eken fırtına biçecek,geldiği gibi gidecektir ve asıl önemlisi kimse halkın temek hak ve özgürlüklerine dokunamayacaktır.Bunu bir kez  daha binlerin Taksimde buluşmasıyla gördük..

Konuyla ilgili daha detaylı bilgi için mutkala girilmeli ve takip edilmeli;

http://sansuresansur.blogspot.com/





*
Share/Save/Bookmark

2 Mart 2011 Çarşamba

Ses Çıkarmamak Boyun Eğmektir.

http://www.sansursuzinternet.org.tr

işte ibret belgesi;

 diyarbakir-page1

diyarbakir-page2 (1)

*
Share/Save/Bookmark

4 Mayıs 2010 Salı

Sanata ve Sanatçıya Sansür

100502-panahiDestek.hlarge

Binlerce yıllık insanlık tarihinin en başından beri hüküm süren bir çatışma bu aslında.Muktedirlerle yaratıcı insanlar arasındaki çekişmede hakim konumda olan için vazgeçilmez bir araçtır sansür.Ortaçağ döneminden kalma,insanların aydınlanmasını istemeyen bu düşünce her türlü engelleme yolunu kendine mübah olarak görür.Yönettikleri halkı hayvanlar gibi güttüklerini sanan zihniyetlerin karşılarındakileri bir insan olarak görmeyip sosyal ve sanatsal açıdan gelişmelerini engellemeye çalışmaları iktidarlarını sağlamlaştırma için başvurdukları ilk yol oluyor.Ama bir gerçek varki”Yassah kardeşimci” dayatmacı resmi ideoloji ne yaparsa yapsın sanatın insanı saran o sonsuz enerjisi karşısında boyun eğecektir.

İşte bu dayatmaya başkaldıran birkaç girişimden biri dünyaca ünlü yönetmenlerden geldi.Politik dayatmanın en yoğun yaşandığı İran’da 1 marttan beri tutuklu bulunun İran Yeni Dalga sinema akımının önde gelen yönetmenlerinden Cafer Panahi’nin serbest bırakılması için aralarında Steven Spielberg ,Martin Scorsese,Robert de Niro, Robert Francis Ford Coppola, Joel ve Ethan Coen, Michael Moore ,Oliver Stone gibi ünlü yönetmenler ortak bir dilekçe hazırlayıp imzaladılar.İran’lı yöneticiler Panahi'yi, Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ın Haziran 2009'da yeniden seçildiği Cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından başlayan gösterilerle ilgili bir film hazırlamakla suçluyordu.Böyle demokratik başkaldırı İran’da nasıl karşılanır bilinmez ama sanatın birleştiriciliği adına güzel bir örnek.

Ayrıntılı bilgi için Facebook’daki FREE Jafar PANAHİ grubu; ve dilekçe örneği ;

http://www.petitiononline.com/FJP2310/petition.html

Bir başka sansüre tepki olayı ise ünlü dizi South Park’ın yapımcılarından geldi.Yakın zamanda Hz.Muhammed ile ilgili yine sansürle alakalı bölümden sonra islam dünyasından gelen yoğun tepkiler sonucu devam etmesi gereken bölüm otosansüre uğradı ve kesintiye uğradı.Bunun üzerine dizinin yaratıcı ekibi yine yaratıcılıklarını kullanarak dizini fanlarına bir mektup yayınladılar.İşte mektubun tam metni;

Michael Lloyd, Production Assistant:


Dear South Park Fans,
Bleeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee
eeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee
eeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee
eeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeep!
Blee-b-b-b-bleeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeep.
Bleep!

89a_production_office_censored

*
Share/Save/Bookmark