leonardo di caprio etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
leonardo di caprio etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Şubat 2013 Pazar

Django; D is silent



 
--Dikkat aşırı dozda Tarantino içerir--

Buradan amerikan akademisine seslenmek gerek. Tarantino’nun filmleri başlamadan bu uyarıyı koymayı kural haline getirmeliler. Nevi şahsına münhasır Tarantino belki de sinema dünyasında karakteri en belirgin yönetmenlerin başında geliyordur. Her sahnesinde kendine özgü hareketlerini görebiliriz. Daha doğrusu kendine özgü derken artık yediden yetmişe herkesin bildiği üzere gençken video dükkanında çalışması ve deyim yerindeyse bütün filmleri izlemiş olmasından mütevellit özellikle ikinci sınıf filmlerden kaptığı numaraları kendi karakteriyle birleştirmesidir onun sineması.Tüm slasher ve ya istismar sineması örneklerini hatmetmiş biri olarak filmografisindeki bütün filmleri esinlendiği filmlere birer saygı duruşu niteliğindedir.


Filme giriş yapmadan filmin kökeni olarak spagetti western türünü biraz açmak gerek. Spagetti western’i 60’lı ve 70’li yıllarda italyan yapımcı ve yönetmenlerin düşük bütçeli western filmleri çekmesi olarak adlandırabiliriz. İlk başlarda western kökeninden gelmedikleri için alay edilen italyan sinemacıların filmlerini rencide etmek anlamında bu isim takılmıştı. Yıllar geçtikçe Sergio Leone gibi usta sinemacıların çektiği spagetti westernler, western türü altında en geniş ve en saygın bir alt tür haline gelmiştir.
Türün ortak özelliklerini ise;
  • Hemen hemen bütün filmler yukarıda da belirttiğimiz gibi İtalyan sinemacılar tarafından çekilmiştir. Düşük bütçeli olmalarından dolayı ünlü yüzlere rastlanmaz. Genel olarak filmlerden sonra oyuncuları ünlü olmuştur.
  • Set olarak amerikan taşrasına benzer nitelikteki İspanya’nın güney bölgelerinde çekilmiştir.
  • Yönetmenlik açısından amerikan filmlerine benzer olmayan farklı çekim tekniklerine yer verilmiştir. Yakın çekimler, panaromik çekimler, baş döndüren hızlı zoomlar, hızlı kurgu ve abartılı ses efektleri olarak sayabiliriz.
  • Maço karakterli erkek tasviri çok yapıldığı için kadın karakterlere genellikle yer yoktur. Kadınlar sadece dulları ve fahişeleri canlandırmışlardır. Yine aynı şekilde siyahi karakterlerde yok denecek kadar azdır.( Tarantino’nun Djangosunun başlangıcı da işte burasıdır). Filmdeki meksikalılar ya hayduttur ya da din adamı. Ortası yoktur.
  • Müzikler en az görsel kadar önemlidir. Enrico Marricone gibi usta müzisyenlerin müzikleri bu türe ait olduğu karakteri vermiştir. Kullanılan enstrümanların yanı sıra insan ve ıslık sesi gibi daha doğal sesleri de kullanmışlardır.
  • Bu filmlerde bilinen anlamda iyi karakterlere yer verilmez. Bütün karakterler aslında birer anti-kahramandır. Genelde intikam, soygun, ödül avcılığı gibi uç konular hikaye edilir.  
  • Spagetti Westernler Amerikan sinemasının yanı sıra dünya sinemasına da bir örnek teşkil etmiştir. Ülkemizde de yeşilçam westernleri adı altında 70lerde oldukça popüler olan ve zamanında gişe rekorları kıran yerli westernlerin yapılmasına vesile olmuştur.

Tarantino’nun Django’su ise yine köken olarak referans aldığı spagetti westernler gibi intikam üzerine kuruludur. Tabi tarantino bu, klasik intikam hikayesi onun için yeterli değildir ve o zamanın köleleri siyahlara bir nevi iade-i itibar yapar. Aslında bu durum tarantino açısından bir ilk değil. Bir önceki filmi Inglorious Basterds’da da alternatif bir tarih yazmış ve Yahudilerin Nazi avlamasına izin vermişti. Burada da yine alternatif bir tarih yazıyor ve siyahların beyazlardan intikam almasına izin veriyor. Yine eski spagetti filmlerinin aksine bunu bir kadın için yapıyor. 

Oyuncu seçimleri ise tam onikiden diyebiliriz. Samuel Jackson belki de kariyerinin en iyi performasını sergiliyor. Kraldan çok kralcı bir siyahı o kadar itici bir o kadar da içten canlandırıyor ki karakter olarak belki de beyaz köle sahibinden daha çok nefret ediyoruz. Ki bu ne kadar başarılı oynadığının göstergesi. Leonardo DiCaprio her ne kadar sinema çevrelerinde çok övülse de ben yeteri kadar başarılı bulamadım. Oynadığı karakterin delilik sınırını yeteri kadar aşamadığını düşünüyorum. Daha uçuk bir karakter olmasını beklerdim. Jamie Foxx ise siyah kovboy imajını gerektiği kadar iyi yansıtıyor. Ama benim asıl adamım Christopher Waltz . Inglorious Basterds da da yine efsane bir yan rol çizmişti ve oskarı evine hakkıyla götürmüştü. Yine bu rolüyle de en iyi yardımcı erkek oyuncu kategorisinin en öne çıkan adayı ve çoğu yorumcuya göre ipi en önde göğüsleyecek gibi.

Filmin müzikleri için ayrı bir paragraf açmaktansa koca bir yazı yazsak yeridir. Sırf müzikleri için tekrar tekrar izlenebilir. Zaten vahşi batı zamanlarını anlatan hemen hemen bütün filmlerin ortak yanıdır müziklerinin iyi oluşu. ‘İyi kötü çirkin’ olsun bu filme öncülük eden ‘Django’ olsun efsane müzikleriyle hatırlanırlar. Tarantino’nun bu filmlerin köklerin e bağlı kalıp sağlam bir soundtrack seçimi de filmin en büyük artılarından. Ne kadar anlatsam boş işte filmin müzikleri;



Sonuç olarak Django türüne ve köklerine bağlı kalarak Tarantinovari bir şekilde saygı duruşunda bulunan kaliteli film. 3 saate yakın süresi zaman zaman sıksa da genel anlamda temposu yüksek bir film. Özellikle bazı yerlerinde şiddetin ipinin ucunun kaçması insanda mide bulandırsa da en başta belirtmiştik. Dikkat aşırı dozda tarantino içerir. Çünkü amerikan sinemasında Tarantino demek şiddetin önemsizleştirilmesi demektir. Bunu kabul edip izlemek gerek filmlerini.
Tarantino’nun filmografisinde bir yere koyacak olsak maalesef en üste koyamıyoruz. Rezervuar Köpeklerinden beri bir türlü çıtayı kendi adına aşamadığı düşüncesindeyim. Özellikle son yıllarda intikam hikayeleri kabak tadı verse de alternatif tarif yaratma isteği sinemasal anlamda keyifli seyirlikler sunuyor. Tarantino hakkında ne desek boş. Zaten yakın zamanda erken emekli olacağını açıkladığı için değişik filmlerinden mahrum kalacak olmamız o güne kadar çekeceği her filmi ultra önemli hale getiriyor.

Meraklısına da filme öncülük eden 66 yapımı django youtube da mevcut. Keyifle izlenilesi;


*
Share/Save/Bookmark

3 Haziran 2012 Pazar

Tarantino iş başında

Her işi merakla beklenen Tarantino’nun 25 aralıkta vizyona girecek filmi Django Unchained filminden ilk kareler yayınlandı.Jamie Foxx, Christoph Waltz, Kerry Washington ve Leonardo DiCaprio gibi yıldızların yer alacağı film Vahşi Batı’da Django isminde siyahi bir kölenin,bir Alman ödül avcısıyla beraber  karısını kötü toprak sahibinden kurtarma öyküsünü anlatıyor.

1138856 - Django Unchained

1138856 - Django Unchained

1138856 - Django Unchained

1138856 - Django Unchained

1138856 - Django Unchained

120529-django5.hlarge

*
Share/Save/Bookmark

3 Ekim 2010 Pazar

Yeni Sinemanın “Başlangıç”ı mı?

inceptionChristopher Nolan’ın son filmi Inception için okuduklarım içinde en iyi yorum şuydu galiba; “Inception: Christopher Nolan’ın en iyi filmi,şimdilik…” .Bu yorumu sonuna kadar hakedecek derecede son yılların en iyilerinden biri olan Christopher Nolan ve son şaheseri Inception daha şimdiden sinema dünyasının efsaneleri arasında anılmaya başladı.Her ne kadar her film sonrası en iyi olduklarına dair iddialar ortaya atılsa da ve asıl değerlerii zaman içinde anlaşılsa da , Inceptin açısından bu böyle değil.Hakkında yapılan yorumların temelinde, iyi ve kötü olmasının çok çok ötesinde Matrix’in ikibinlerin başında yaptığı görsel ve felsefik devrimin devamı niteliğinde olduğu ve ikibinonların yeni sinema anlayışına ön ayak olduğunda dair iddialar ekseninde ilerleyen film eleştirilerine sahip bir film.Bir filmi efsaneler arasına sokacak temel unsurun onun tüm zamanlara yayılan bir referans kaynağı olması gerektiğini unutmadan Matrix’in getirmiş olduğu aksiyona ek olarak derin felsefik donanımının başarısına katkısını gördükten sonra Inception’ın da aynı temele sahip bir film olduğunu ve bir nevi Matrix’in açtığı yoldan onun devamı olduğu iddiaları kuvvet kazanıyor.

Inception_still2323

Öncelikle yukarıda da dediğim gibi iki bölümde bakacak olursak filme ilk olarak görselliği üstünde durmalıyız.Ağzımızdan sular akarak izlediğimiz bir önceki filmleri Batmam The Dark Knight’ı ve Batman Begins’i sırf bu film için araya alması ve görsel efektler için bir nevi staj muamelesi olarak görmesini açıkladıktan sonra görsellik için neleri yapabileceğini görüyoruz Nolan üstadın.Rüya içinde rüya konseptini yaratmak için beynimizde kurguladığımız dünyayı perdeye yansıtmanın günümüz teknolojisiyle cok zor olduğunu bilen Nolan bunu en mükemmel şekilde yapmak için kolları çok önceden sıvamış.Kendi hayatına ve sinemasına dair röportajlarda vurguladığı gibi bu film ve asıl olarak ‘rüya’ konusu çocukluğundan beri kafasında yer alan bir olgu.Tüm sinema hayatına buna endeksli kuran biri için amaca doğru giderken yaptıkları daha bir anlam kazanıyor.Dediğim gibi bizim ağzımızın suyunun akarak izlediğimiz Kara Şovalye onun için oss’ye hazırlanan gençler gibi hazırlık sınavı şeklinde geçiyor.Ki bu durum ne son filmine artı anlam kazandırır ne de bir önceki filmine eksi bir anlam katar.Bu onun bu sanata verdiği tutkuyu anlatır.Bu bağlamda bakıtığımzda karşımızda aslında bir filmden öte bir inanç öyküsü duruyor.

inception01

İkinci açıdan bakarsan felsefik tarafına,bu sonsuz boş sayfa piksel piksel bile yetmez bile.Bir bilinememezlik yumağı “rüya” aleminin içinde bilinememezliğimizi daha da arttırarak kısa bir gezintiye çıkarıyor Nolan bizi.Bilincimizin arka bahçesi rüyalarımızın sonsuz ve karanlık dünyasını yine suç dünyasının karanlığıyla birleştirerek oluşturduğu olay örgüsü hem içinden çıkılamaz bir duruma geliyor hem de tüm sorularımıza ek olarak başka sorularda sokuyor kafamızın içine.Sanki filmde kahramanlarımın amacına uygun olarak Nolan da bizim beynimize bir fikirden ziyade daha önce sor(a)madığımız,içi açılmamış soruları deyim yerindeyse bir bomba misali atıveriyor .Yoksa o filmin içinde biz de mi vardık hissiyatına giriyorsa sinemadan çıkan insan,eve geldiğinde de hala devam ediyorsa bu etki işte o zaman o film iyi bir filmdir.Inception ise bunu kendini anlattığı biçimde bizi bir rüya yaşatarak beynimizin içine yerleştiriyor sanki bu filmin iyi bir film olduğunu.

inception45

Sonuç olarak sinemaya getirdiği yeni bakış açılarıyla bir çok anlamda ve uzun yıllar kendinden bahsettirecek bir film Incepiton.Yoksa bir sinema efsanesi mi “başlıyor”….

inception2

Ayrıca Homer amcamızın da kendi bakış açısıyla Inception yorumu homer’ı tanıyanlara açısıdan hiç de şaşırtıcı değil:)

inception123

*
Share/Save/Bookmark