martin scorsese etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
martin scorsese etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Haziran 2012 Pazartesi

Hugo

Hugo-PosterUsta yönetmen Martin Scorsese’nin Brian Selznick’in The Invention of Hugo Cabret isimli ünlü çocuk romanından hareketle günümüzün modasına uyarak 3 boyutlu çektiği filmi Hugo, Ben Kinsley’den Christopher Lee’ye,Jude Law’dan Sacha Baron Cohen’e sağlam kadrosuyla sinema tarihinde ilk bilimkurgu filmlerini çeken George Melies’in hayatını konu ediniyor.Martin Scorsese’yi kelimelerle anlatmak yetmez.Taxi Driver,Goodfellas,Raging Bull,Casino,The Departed gibi daha nice nice amerikan sinemasının kilometre taşlarını oluşturmuş efsane bir yönetmendir kendisi. Son zamanların modası 3 boyutlu çekim tekniğine fazla kayıtsız kalamayarak görsel yönü oldukça ağır basan ama hikaye yönü de bir o kadar sağlam bir yapımla karşımıza çıkıyor.

1123-Film-Review-Hugo_full_600

3 boyutlu film yapacağı söylentileri ilk duyulmaya başlandığında sinema kamuoyu baya bir afallamıştı.Zira simatografisine bakacak olursak görüntü kalitesinden çok hikayenin sağlamlığı üstüne kurulmuş filmleri daha ağır basar ve türler arası dalgalanmalara yer vermeyen bir yönetmendir kendisi.3 boyut teknolojisi de henüz gelişme aşamasında olduğundan ve sadece görsel efektlere dayanan ucuz filmlerin moda olduğu bir devirde ustanın da bu hataya düşebilme ihtimalini düşünüyordu herkes. Brian Selznick’in Hugo Cabret romanından esinlenerek oluşturulmuş senaryoyla hikaye kısmını sağlama alarak yola koyulması görsel yönü şişirilmiş 3 boyutlu filmle karşı karşıya kalmayacağımızın bir kanıtıydı aslında.1896-1910 yılları arasında geliştirdiği efektlerle bilimkurgu sinemasının temellerini atan George Melies’e de ilk 3 boyutlu denemesinde bir saygı duruşunda bulunuyor olması da sonra derece anlamlı.

HUGO

Filme gelecek olursak öncelikle hikayeyi ikiye ayırmak gerekiyor.İlk kısmında aşkın şehri Paris’in kar altındaki mükemmel atmosferinde karşımıza çıkan küçük kahramanımız Hugo  tren istasyonunda saklanarak saatlerin bakımını yapmaktadır.Bir yandan da babasının ölümünden sonra ondan kalan bir mesaj olduğuna inandığı  Automaton denilen mekanik bir robotu tamir etmektedir.Bir gün tamir için gerekli aletleri aşırdığı oyuncuk dükkanının sahibi onu yakalar  ve automaton’un geçmişiyle ilgili masalsı bir yolculuğa çıkarız.
İşte bundan sonrasında automaton’un geçmişini araştıran Hugo ve arkadaşı Isabelle hikayede ikinci plana geriliyorlar ve başrolünde George Melies’in olduğu ikinci bölüm başlamış oluyor.Filmin bu bölümünde de sinemanın ilk yıllarına uzanarak belgeselvari bir gezintiye çıkıyoruz.Sinema tarihindeki bir çok önemli ana tekrardan tanıklık ediyoruz.Mesela Lumiere Kardeşlerin çabaları olsun,ilk sinema filmine insanların tepkileri olsun,zamanın görsel efektlerinin yapılışları olsun son derece keyifli anları izliyoruz.Tabi fon olarak da Scorsese’nin masalsı dünyası eşlik ediyor bize.Filmin bu bölümünü kısaca özetlemek istersek “hayalgücünün gayrı resmi tarihi” diyebiliriz.

atriptothemoonHugo-2

Bilimle sanatın ortak tarihine de göz atmış bulunuyoruz bir anlamda.Şimdiki varolan duruma nerden gelindiği,ne emeklerin verildiği,ne acıların çekildiğini görüyoruz.Aslında Scorsese burda çok güzel bir mesaj veriyor bize.Şimdilerde herkesin ağzı açık seyrettiği,izlerken tüylerini diken diken eden o görsel gücün, ilk sinema emekçilerin koyduğu ilk tuğladan bu yana sabırla ve acıyla örülmüş bir duvarın son tuğlası olduğunu görmemiz gerektiğini söylüyor.Yani Scorsese amca diyor ki en gelişmiş  teknolojiyle en basit teknolojiyi anlatıyorum ama gün gelecek bu son moda teknoloji de eskiyecek ve o zaman kim bilir nasıl görsel bir güce ulaşacağız.

hugo - martin scorsese cameo

Ayrıca ustanın bir sahnede fotoğrafçı olarak gözükmesi oldukça keyifli bir ayrıntı.

*
Share/Save/Bookmark

16 Şubat 2010 Salı

Taxi Driver Volume II



Martin Scorsese filmografisindeki en gözde eserlerden biri olan dünya sinemasının köşe taşı TAXI DRIVER filminin devamı gündemde.Berlin film festivali kulislerindeki dedikodular bile sinema tutkunlarını nefesini kesti.Diğer bir heyecan unsuru ise devam filmini ünlü danimarkalı yönetmen Lars Von Trier çekmeyi planlaması.

Trier'in yapım şirketinden Peter Aalbek verdiği demeçte kulislerdeki dedikoduyu 'ne kabul ettiğini ne de reddettiğini' söylemiş.Bu sözleri iyi tarafından yorumlamak gerek zira umutları korumak adına daha iyi olur.Bekleyip görmek lazım.Ama fikir projeye dökülmese bile yukarıdaki resim insanların tüylerini diken diken ediyor.Eğer çekilirse umarız ki en az ilki kadar kült bir film ortaya çıkar.


*
Share/Save/Bookmark

14 Şubat 2010 Pazar

Üstada Göre En İyi Filmler


Martin Scorsese üstadımız kendince sinema tarihinin en iyi filmlerini sıralamış.Amerikan sinemasından öte dünya sinemasının gelmiş geçmiş en iyi yönetmenlerinden biri olan Scorsese'nin kendi dünyasındaki en iyi filmleri çok iyi bir referans oluşturuyor.

Amerikan / İngiliz Sineması:

  1. Barry Lyndon (Stanley Kubrick)
  2. Duel in the Sun – Kanlı Aşk (King Vidor)
  3. Invaders from Mars (William Cameron Menzies)
  4. Leave Her to Heaven (John M. Stahl)
  5. Moby Dick – Beyaz Balina (John Huston)
  6. Phantom of the Opera – Operadaki Hayalet (Arthur Lubin)
  7. The Red Shoes – Kırmızı Pabuçlar (Michael Powell & Emeric Pressburger)
  8. The Searchers – Çöl Aslanı (John Ford)
  9. Singin’ in the Rain – Yağmur Altında (Gene Kelly & Stanley Donen)
  10. Vertigo – Ölüm Korkusu (Alfred Hitchcock)

Dünya (Avrupa & Uzakdoğu) Sineması:

  1. Le mépris / Contempt – Nefret (Jean-Luc Godard)

  2. Viskningar och rop / Cries and Whispers – Çığlıklar ve Fısıltılar (Ingmar Bergman)

  3. Jigokumon / Gate of Hell – Cehennem Kapısı (Teinosuke Kinugasa)

  4. Fa yeung nin wa / In The Mood For Love – Aşk Zamanı (Kar Wai Wong)

  5. The Last Emperor – Son İmparator (Bernardo Bertolucci)

  6. Il deserto rosso / Red Desert – Kızıl Çöl (Michelangelo Antonioni)

  7. The River – Nehir (Jean Renoir)

  8. Fellini – Satyricon (Federico Fellini)

  9. Senso – Tutku (Luchino Visconti)

  10. Tini zabutykh predkiv / Shadows of Forgotten Ancestors (Sergei Parajanov)

*
Share/Save/Bookmark

24 Kasım 2009 Salı

Hayat Dersi 1:Müzik olmadan Hayat bir hiçtir…

 

new yok stories_thumb[4]

 

*
Share/Save/Bookmark