documentary etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
documentary etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Haziran 2019 Cuma

12. Documentarist İstanbul Belgesel Film Günleri Başlıyor

Documentarist 12. İstanbul Belgesel Günleri,15-20 Haziran’da İstanbul’da gerçekleşecek. Documentarist’te gösterimler Aynalı Geçit, Vault34/Yeşilçam Sineması ve Kadıköy Sineması’nda, yan etkinlikler ise Yapı Kredi Kültür Sanat’ta. 

Documentarist, bu yıl da, dünya gündeminin nabzını belgesellerle tutan geniş bir seçki sunuyor. Documentarist’te bu yıl Sudan’a özel bir bölüm ayrıldı. İsyanlar ve darbeyle gündeme gelen Sudan’ın yıllar boyunca dikta rejiminde nelerle baş etmek zorunda kaldığını yansıtan Ağaçlardan Bahsetmek (Talking About Trees) ve bu belgeselde bahsi geçen Sudan Film Grubu’nun 1970’lerde ve 80’lerde ürettiği filmlerin restore edilmiş kopyaları, festivalin en dikkat çekici bölümlerinden biri.

Sean McAllister’la bir “Sinema Dersi”
Documentarist’in bu yılki onur konuğu İngiliz belgeselci Sean McAllister. İşçi kökenli bir aileden gelen ve sinemayı kendi olanaklarıyla öğrenerek kamerasını dünyanın farklı noktalarında ezilen sınıflara yönelten McAllister’ın, son filmi A Northern Soul dâhil, Sundance gibi festivallerde ödül almış belgesellerinden bir seçki izleyiciyle buluşuyor.  
Festival kapsamında ayrıca, Altyazı Sinema Dergisi işbirliğiyle Sean McAllister’la bir "Sinema Dersi" gerçekleştirilmesi planlanıyor.
Türkiye panaroması da dikkat çekici
Otuzdan fazla filmin seçildiği “Türkiye Panorama” bölümü, Türkiye’de bağımsız belgesel üretimini takip etmek isteyenler için iyi bir fırsat sunuyor. Bu bölümdeki filmlerin yarısı ilk filmini çeken yönetmenlerin imzasını taşıyor. Documentarist’in gelenekselleşen “Johan van der Keuken Yeni Yetenek Ödülü” bu yönetmenlerden birine gidecek.
Çocuk ve gençler için özel seçki
Festivalin bir başka önemli ödülü ise Uluslararası Film Eleştirmenleri Birliği FIPRESCI üyeleri tarafından belirlenecek. Festivalin bu seneki özel bölümlerinden biri “Çocuklar Büyürken” adını taşıyor. Gürcistan’dan Filistin’e, Rusya’dan Romanya’ya, Ermenistan’dan Avustralya’ya uzanan geniş bir coğrafyadan çocuklar ve gençlere dair belgesellerin bir araya getirildiği seçkide sekiz film yer alıyor.
Ekoloji mücadelesi de gündemde
Documentarist’in yan etkinlikleri kapsamında iki önemli forum düzenlenecek: "Çocuklar İklim Krizini Anlatıyor" Açık Forumu’nda Türkiye’de iklim boykotu için bir araya gelen çocuklar hedef ve yöntemlerini paylaşırken, sinemacıların katılımıyla gerçekleşecek “Sansürle Mücadele” Forumu’ndaysa son dönemde özellikle belgeselcilere yönelik baskılara karşı ortak mücadele yöntemleri masaya yatırılacak
*
Share/Save/Bookmark

20 Mayıs 2012 Pazar

Documentarist 5 yaşında



İstanbul Belgesel Günleri adıyla belgeselseverlerin son yıllardaki vazgeçilmez festivali Documentarist bu yıl beşinci yaşını kutluyor.Her yıl daha da artan ilgiyle belgesel seyircisi kitlesini arttıran organizasyonda yine  belgesel sinemanın iyi örnekleri izleyicisiyle buluşacack.1-6 Haziran tarihleri arasında gerçekleşecek organizasyonun bu yılki onur konuğu belgesel sinemasının en önemli temsilcilerinden Hollandalı Heddy Honigmann.Metal ve melankoli, Yeraltı Orkestrası, El Olvido gibi klasikleşmiş filmlerinin de festival seçkisinde yer aldığı Honigmann ayrıca genç belgeselciler için sinema dersi verecek.

Festival programı ise diğer yıllardaki gibi hayli doyurucu. Dünya ve Türkiye gündeminden yola çıkılarak oluşturulan seçkide; birbiri ardına devrimlerle yıllardır içinde bulundukları karanlığın sebebi yönetimlerini daha doğrusu diktatörlerini başlarından defeden ve dünya siyasi tarihine Arap Baharı olarak geçen olaylara daha yakından bakan Arap Dünyası: Değişim Rüzgarları, komşumuz Yunanistan'ın içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi krizi irdeleyen Kapı Komşumuz Yunanistan gibi güncel konuların yanı sıra toplumsal bellek ve belgesel sinema ilişkinin irdeleneceği Belleğin İzinde, müzik ve sinemanın ortak noktasını anlatan Müzik Belgeselleri ve Türkiye Panorama adı altında Türk belgeselcilerin yapımları izleyiciyle buluşacak.

90'a yakın belgeselin gösterileceği festivalde yakın zamanda aramızda ayrılan Theo Angelopoulos, Ö.Lütfi Akad ve Seyfi Teoman yapılacak özel gösterimlerle anılacak.Film gösterimlerinin yanı sıra Mode İstanbul işbirliğiyle DocNext ağı kapsamında genç belgeselcilere yönelik interaktif bir belgesel atölyesi düzenlenecek.İlki mart ayında gerçekleştirilen Yaratıcı Belgesel Geliştirme Atölyesi'nin de ikincisi  de 1-4 tarihleri arasında gerçekleştirilecek ve atölye sonunda seçilecek 2 proje kasım ayında IDFAcademy'e davet edilecek.

ayrıntılı bilgi için;
http://www.documentarist.org/2012/fest/home.html

Gösterim ve etkinlik alanları ise;
AKBANK SANAT
İstiklal Cad. No: 8 Beyoğlu

FRANSIZ KÜLTÜR MERKEZİ İstiklâl Cad. No: 4 Taksim, Beyoğlu

AYNALI GEÇİT ETKİNLİK MEKANI 
Meşrutiyet Caddesi Avrupa Pasajı No: 8 Kat: 2, Galatasaray, Beyoğlu

SALT BEYOĞLU 
İstiklâl Cad. No: 136, Beyoğlu
SALT GALATA
Bankalar cad., No: 11, Karaköy

DIMITRIE CANTEMIR ROMEN KÜLTÜR MERKEZİ 
Sıraselviler cad., No: 21, Beyoğlu

*
Share/Save/Bookmark

5 Haziran 2011 Pazar

Hayvanlar Alemi Belgesellerden Çekiliyor

documentarist-2011-filmlerinden-goruntuler_2011_860779-13863927355_6640d65853_o“Hayvanlar alemi belgesellerden çekiliyor.” Bu yıl dördüncüsü düzenlenen Documentarist-İstanbul Belgesel Günlerinin sloganı.Ne güzel bibr mottodur öyle. Yıllarca belgesel diye afrika sahanlarında aslanların günlük yaşamını izleye izleye belgesel türünün sadece hayvanları anlatması olarak zannettik.Yakın zamanda belgesel kanallarının artıması bunu değiştirmedi maalesef.Toplumun büyük bir kesiminde hala bu algı devam ediyordu ta ki documentarist ekibinin dört yıl önce bu tabuyu yıkmak için yola çıkmasıyla yavaş yavaş değişmeye başladı.
Bu yılki program  tükettiğimiz dünya,uluslararası panaroma,insan manzaraları:portreler,post komünizm dönemi,Arap dünyasından,mercek altında:Romanya gibi oldukça ilginç bölümlerden oluşuyordu.Oluşuyordu diyorum çünkü bugün saat sekizde  Emek Sinemasının önünde yapılacak törenle kapanacak.Bu haliyle bile sokakta kapanış töreni yapılan ilk festival olacak galiba.
Cumartesi deyim yerindeyse bir maratonla üç seansına katıldım.Öğlen dörtten akşam ona kadar resmen belgesele doydum.İzlediklerim ve izlenimlerim ise;
  •  DİREN İŞ –YASAKLI SANATIN ÇÖLÜ(THE DESERT OF FORBIDDEN ART)
synopsis
Post komünizm bölümünün iddialı yapımlarında biri Yasaklı sanatın çölü.Ekim devrimi sonrası devrimin kalıcılığını sağlamak adına kendi sanatını yaratan Sovyet anlayışı Stalin zamanında yönetime karşı gelen her türlü sanatsal akıma ket vurdu ve o zamanlarda ilerici muhalefet yürüten binlerce sanatçı ya idam edildi ya da sovyet çalışma kamplarına hapsedildi.Sanat meraklısı Igor Savitsky Orta Asya’da Özbekistan’ın kuzeyinde Karakalpak özerk bölgesinde daha önce yasaklanmış ve insanların evlerinin bodrumlarında çürümeyi bekleyen Rus Avangart Sanat akımının örneklerini toplamaya başlaması ve çölün ortasında bir vaha misali nadide parçalarıyla bir müze kurmasını anlatıyor bu belgesel.Tabi bu işi yaparken yeni çalışmaları gün ışığına çıkartmasının heyecanının yanı sıra KGB’nin nefesini her zaman ensesinde hisseden bir adamın yine de davasından ve sanat sevgisinden vazgeçmemesi filmin temelini oluşturuyor. Devlet görevlisiymiş gibi topladığı 40.000’e yakın parçayı Nukus müzesi çatısı altında birleştiriyor ve çölün ve despotizmin hiç bir zaman inanmış insanı işinden alıkoymayacağını çok güzel özetliyor.
http://www.savitskycollection.org/
http://www.desertofforbiddenart.com/
Desert1desert-of-forbidden-art4
  • ORADA HAYAT VAR – 12 KIZGIN LÜBNANLI (12 Angry Lebanese)
12Yakın zamanda kaybettiğimiz yönetmen Sidney Lumet'in efsanevi filmlerinden bir tanesi 12 Kızgın Adam'dan yola çıkan Lübnanlı yönetmen Zeina Daccache (tutukluların deyimiyle erkek gibi kadın Ebu Ali) hapishanedeki mahkumlardan  bir ekip kurar ve bu konuyu tiyatroya taşır.Konunun esas önemi izleyenler bilir 12 Kızgın Adam filmindeki bir kişiyi şuçlu bulmak için başkalarının fikirlerinin öneminden hareketle bu konuyu tiyatroda oynamaya çalışanların hepsinin kendinin suçunun bildigini ve kabul ettiğini  görüyoruz.Yani kısacası belgesel boyunca konusmalarından anladığımız kadarıyla hayatlarını mahvettıklerı olaylardan kendılerını sorumlu tutmaları ve pısmanlık duymaları hapıshane  kosullarının kendılerı acısından ne denlı ogretıcı oldugunu gosterıyor.Ama daha genıs acıdan  ele alınınca bu konu hepsının kaderın ve adaletsız adalet sıstemının bır kurbanı olarak goruluyorlarkı  12 kızgın adam fılmınde de sırf sıyah oldugu ıcın dogustan suclu sayılan bır cocugun hayatını kurtarmaya adayan Henry Fonda karakterının herkesın ıcınde olması gereken vıcdan duygusu ıle eslestırebılıyoruz.Tabı bu belgesel bir baska seyı gosterıyor kı bunu yapacak bir kahraman olmadıgından butun suclular yasamlarını halen hapıshanede devam ettırıyorlar. Sadece kendı ıclerıne kurdukları hapıshaneden kurtulmalarını saglıyor bu tıyatro oyunu.Her ne kadar ısledıklerı konusun ana teması hapıshane ve tutsaklık olsa da son derece keyıflı bır belgesel bu.Insanın ıcıne umut asılıyor resmen.Bır seyı daha anlıyoruz kı ınsan ıcındekı hapıshaneden kurtulmadıkca her yerde tutsaktır dısarıda olsa bıle.
MG_3857
21940_244998502059_243363177059_3766528_2750904_n
site_28_rand_1944810414_12_angry_lebanese_627

  •  Evlilik Hikayeleri : Zuzanna –Stanislav / Evlilik Hikayeleri Yirmi Yıl Sonra :Zuzanna -Stanislav
Zuzana_Stanislav_1 Ünlü Çek belgeselci Helena Trestikova’nın  80’lerde baslayan bır projesı olarak Prag'da bır evlendirme yerinde rastgele gelen ilk 6 çiftin tüm evlilik hayatlarını anlatan bu proje ilki 80’lerde ve cıftlerın ılk yıllarını anlatmasından sonra ikinci proje olarak gunumuzdekı ılıskılerını anlatıyor. 6 çiftin hikayelerınde olusan bu projenın gösterilen bölümü Zuzanna ve Stanislav'ın hikayesi idi.Genç yaşlarında evlenen bu ikili o zamanın komünist rejimindeki zorluklar dolayısıyla evlenmelerınden yaklasık üç-dört sene sonra ayını evde yaşamaya başlamalarının sonuçlarını evliliklerinde de görüyorlar.İkinci kısmı ise komünizmin yıkılmasından sonra(stanislav'ın tabiriyle devrimden sonra) acı bir gerçekle karşılaşıyoruz ki çiftimiz boşanmış ve kendi hayatlarını çizmişler.İlk bölümde bebekliklerini izlediğimiz çocukları  birer genç  olmuşlar ve kendi ayakları üstünden durmaya çalışıyorlar.Beşer onar dakikalık konuşmalarla devam eden film aralarda sene geçişleriyle öyle dramatik hal alıyorki insan izlerken boğazında bir yumru oluşuyor. Sıradan insanların hayatlarında buluyoruz sıradan kendimizi. Sosyalist rejimden kapitalist rejime geçişin izlerini de çok kolay görebiliyoruz ve bunun uzantılarını da karakterimizin yaşamlarında görebiliyoruz
Film sonrası esas süpriz filmin yönetmeni Helena Trestikova’nın filmle ilgili söyleşiye katılmasıydı. Her soruya içtenlikle  yanıtlayan Trestikova bu projenın devam edeceğini ve çiftlerimizin bu sefer ellili yaslarındaki hikayelerini aktaracaklar müjdeledi .Kahramanlarımızın 18’lerinde basladıkları bu röportaj serüveninde karakterlerimizi 50’li yaşlarını görmek son derece ilginç bir deneyim olacağına benziyor. Bu proje ne kadar ileri gidecek bilemem ama doğumlarını ve hayatlarını gördüğümüz insanları sanki bizimde tanıdıklarımızmış gibi gördükten sonra hayatlarının sonuna yaşlaştıklarını görmek insanın içini burkuyor.
759_6593937014a6ec8ff2760112833-default-katalog_2009_freedom_manzelske-etudy_wf-1                

Helena Trestikova;
http://www.documentarist.org/2011/fest/Eng/programme/section_trestikova.html
stoja-tresti-1  beran-helena-trestikova *
Share/Save/Bookmark

15 Mayıs 2011 Pazar

Sexy Girls Have It Easy

Toplumdaki seksi kadın imajına ve ona verilen değeri anlatan çok çarpıcı bir çalışma..





Documentary : Sexy Girls Have It Easy from Bright Hand Pictures on Vimeo. *
Share/Save/Bookmark