amy adams etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
amy adams etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Haziran 2010 Çarşamba

Bon Appetit

julie_and_julia_ver2Nora Ephron'un 2009 yapımı filmi Julie&Julia iki ayrı gerçek hikayeden yola çıkarak sinemayla yemek kültürünün ortak noktasında en iyi örneklerden biri sayılabilecek güzel bir film.Mastering the art of French Cooking kitabının yazarı Baking with Julia Child yemek programı ile efsaneleşen Julia Child'ın yemek yapmaya başlama hikayesiyle,Julie&Julia Project adında yemek blogu ile meşhur olan Julie Powell'ın ortak noktası yemek olan hikayelerinin birleşiminden oluşan filmde Julia Child'ı efsane aktör Merly Streep yine olağanüstü bir performansla canlandırıyor.Julie Powell'ı ise yine genç kuşağın başarılı oyuncularında Amy Adams canlandırıyor.Bu ikilinin eşleri olarak Stanley Tucci ve Chris Messina eşlik ediyorlar.

fo-julie-julia-movie-6081

İkilinin hayatlarındaki paralellikler üzerinden ilerleyen filmi daha iyi anlamak için Julia Child ve Julie Powell'ın hayatlarını iyi bilmek gerekiyor.Julia Child efsanesi konsoloslukta çalışan eşi Paul Child ile birlikte gittiği Paris'te memuriyet hayatının sonunda can sıkıntısı atmak için ahçılık kursuna gitmesiyle başlar.Amerikan yemek kültürüne Fransız yemeklerinin tadını sokmaya çalışan Child önde gelen ahçılık okulundan mezun olur ve tüm tariflerini toplayabileceği bir kitap yazmaya koyulur.Yıllar geçtikçe işler daha da zorlaşır ama en büyük desteği eşi Paul'dan alır.Amerika'ya dönüşlerinde kitabının basılmasıyla bir anda ünlenen Child daha sonraki yıllarda Baking with Julia Child adlı programıyla amerikan televizyonlarının en ünlüleri arasına girer.Julia Child'ın uzun ve sağlıklı yaşamı 2004 yılında 92 yaşında son bulur.

398-film_review_julie___julia_nyet563_standalone_prod_affiliate_81

Julie Powell ise sıkıcı iş hayatından ve özel yaşamından bunalıp kendine Julia Child'ı idol olarak Julie&Julia Project adlı bir blog açar.Amacı bir yılda Child'ın bütün tariflerini denemek.Günler geçtikçe blogu meşhur olur ve filme esin kaynaklarından biri olan kitabını yazması için ortam hazırlanmış olur.

julie-julia-movie-0809-dejulie_and_julia-jonathan-wenk2

Yemek üzerine kurulu bir filmin kötü olma şansının olmayacağı gibi bu filmde konu olarak aldığı yemek efsanesi Julia Child'ı ekrana çok iyi yansıtıyor.Merly Streep hakkında ekstra birşey söylemek gereksiz zira bu rolüyle beraber kırılması zor bir rekorla 16. oskar adaylığını almıştı.İki oskarı bulundan efsane oyuncu yine tek kelimeyle döktürüyor.Julie Powell'ı canlandıran Amy Adams da yine güzelliği ve şirinliği ile rolünü çok iyi kotarıyor.Gerçi kendisine karşı fazlasıyla sempatim olduğundan objektif bir yorum getiremiyorum:)

Sonlarına doğru temposu biraz düşse de genel olarak orta karar bir tempoda ilerleyen filmin finali çoğu görüşe göre havada kalmış.Bunun sebebi genel olarak Hollywood sinemasının bizi her filmin mutlu sonla bitmesi gerektiğini empoze etmesidir.İki gerçek hikayeyi anlatmasıyla beraber kurguyla gerçeğin ortak noktası olarak filmin sonu hayat kadar gerçekçi bir bitişle sona eriyor.Çünkü her ne kadar aynı konu üstünden gitsede hayatlar,aslında birbirlerinden uzak bambaşka hayatlar yaşıyorlar.Esas vurgulanan her ikisininde filme konu olan kitap yazma süreçlerinde yaşadıklarının aynı olması ve en büyük desteklerini eşlerinden almaları.Sonuç olarak özellikle Merly Streep’i performansı görülmeye değer.

Filme alakalı ekstra bir bilgi ise filmde bahsedilen blogun hala var olması. http://blogs.salon.com/0001399/2002/08/25.html  sitesinden ulaşılabilen blog filmi daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir..

*
Share/Save/Bookmark

29 Mayıs 2010 Cumartesi

Aşka Yolculuk – Leap Year

leap-year-movie-poster

The Leap Year(Aşka Yolculuk) 2010 yapımı başrollerini güzeller güzeli Amy Adams,Matthew Goode,Adam Scott’ın paylaştığı romantik komedi.Hollywood sinemasının romantik komedi türü için  söylenebilecek bütün klişe durumların hepsi mevcut.Filmin konusu uzatmalı sevgilisiyle evlenmek isteyen ama bir türlü isteği yerine gelmeyen Anna(Amy Adams) bir inanışa göre 29 Şubatta kadınların evlenme teklif etmelerinin şanş getireceği inanıldığından evlenme hayalini yerine getirmek için Boston’dan İrlanda’ya zorlu bir yolculuğa çıkar.Dublin’e zamanında varmak için Declan’la (Matthew Goode) bir anlaşma yaparlar ve kendisini Dublin’e götürmesini ister.Böyle başlayan yolculukta çiftimizin yaşadığı türlü güçlükler birbirlerine yakınlaşmalarını sağlar.Romantik komedilerin olmazsa olmaz unsuru aşk yaşaması olası çiftin yol boyunca bütün nefrete ve çekişmeye rağmen aşka söz dinletememeleri olayı aynen bu filmde  de mevcut.

Vakit geçirmek için iyi bir seyirlik sunan film iki özelliğiyle birlikte insana keyif veriyor.Birincisi benim favorim güzeller güzeli Amy Adams.Son derece güzel ve sempatik olmasının yanında Sunshine Cleaning,Doubt,Night at the museum 2,Julia&Julia gibi filmlerde de gösterdiği iyi oyunculuğuyla bu filmde de kalitesini ortaya koyuyor.Filmin diğer bir artısı da konunun geçtiği İrlanda.El değmemiş doğanın saflığı ve güzelliği ekrana çok iyi yansıtılmış.

Seyretmeseniz çok bir şey kaybetmeyeceğiniz ama seyrederseniz de  keyif alacağınız orta karar bir film Leap Year.Filmden ve İrlanda’dan aklımda kalan güzel kareler ise;

leap year bscap0001

bscap0003

bscap0011   bscap0015bscap0016  bscap0018 bscap0020bscap0019

*
Share/Save/Bookmark

30 Mart 2010 Salı

Life’s a messy business

sunshine_cleaning

 

 

 

 

 

Little Miss Sunshine’ın yapımcılarından yine onun kadar saf,onun kadar temiz küçük insanların hayatlarını anlatan bir film SUNSHINE CLEANING(Günışığı Temizleme Şirketi).Yönetmenliğini Christine Jeffs ‘in yaptığı filmde senaryo Megan Holley’e ait.Başrollerinde Amy Adams,Emily Blunt,Jason Spevack,Steve Zahn ve yılların eskitemediği oyuncu Alan Arkın yer alıyor.Rose(Amy adams) ve Norah(emily blunt) adlı iki kardeşin hayatın tüm zorluklarına karşı yaşama tutunmalarını anlatan her ne kadar kaybetselerde aslında kazanan olduklarına dair amerikan bağımsız sinemasının en güzel örneklerinden biri.

Rose okul yıllarında amigo lideri,son derece güzel,popüler bir kızdır ama yıllar geçtikce hiçbir şey istediği gibi gitmez ve evlere temizliğe giderek evlilik dışı oğlu Oscar ile yaşamaya çalışır .Lisedeki saplantılı aşkı polis Mac(Steve Zahn) ile de evli olmasına karşı bir ilişki yürütür.Kardeşi Norah ise de okuyamamış,başkaların emri altında çalışamayacak kadar asi ruhlu bir genç kızdır.Arada sırada kardeşinin oğlu Oscar’a göz kulak olur.Rose ve Norah’ın yaşlı babaları Joe (Alan Arkın) en az Little Miss Sunshine’da ki kadar deli bir dededir.Sürekli söz vermesine rağmen pek tutmayan ama yinede insanlara umut aşılayan biridir.Ailenin küçüğü Oscar ise babasız büyümenin sorunlarını yaşayarak çocuklar arasına pek karışmaz ve teyzesi Norah’ın anlattığı hikayelere inanarak okulda öğretmenleri tarafından sorunlu olduğu zannedilir ama sadece sıradan bir çocuktur.Tüm bunlar yaşanırken Rose’un polis sevgilisi Mac cinayet,intihar gibi suçlardan sonra olay yeri temizleme işini tavsiye eder,çünkü kimsenin pek istemediği bir iş olduğu için parası boldur.Rose da Oscar’ı okulda yaşadığı problemlerden sonra özel bir okulda okutmak ister.Ve en sonunda Rose ve Norah Günışığı Temizleme adıyla hayatın tüm pisliklerini temizlemeye çalışırlar ama herşey istedikleri gibi gitmeyecektir.

sunshine-cleaning-film-

Little Miss Sunshine gibi onun izinden giden küçük insanların küçük hayatlarını anlatan kocaman filmlerden biri bu film.Yönetmeni,yazarı,oyuncularıyla tam bir kadın filmi diyebiliriz.Kadınların hayat içindeki konumları coğrafyalar veya kültürler değişsede hep sabit kalıyor.İnsanların yaptıkları pislikleri temizlemek veya kafelerde insanların karınlarını doyurmak gibi.Kadına biçilen rol hep bu ;yedirecek,içirecek,temizleyecek ve doğuracak.Bu filmde de her ne kadar bu dediklerimizi de yapsalar aslında varolma savaşlarını kazanıyorlar onlara biçilen işleri yapsalar da.Çünkü esas sorun kadının toplumda hep başkalarına bağlı yaşadıkları hayatları.Kadınların esas isteği bağımsızlıklarını elde etmek ya da daha genel bir deyişle bir birey olarak hayatta yer almaları.Bu gibi sorunlar hemen  çozülecek gibi değil zira binlerce yıllık bir erkek egemen kültürün bir anda yok olması beklenemez.Bu gibi filmlerle aslında verilmek istenen kadınlara isterlerse ve savaşırlarsa bunu başarabilecekleri yönünde.Kadının isterse onun önünde hiçbir engel durumaz.

İnsanların iğrenerek dinledikleri işleri yapan iki kadın olarak küçük insanmış muamelesi görselerde aslında kocaman yürek taşıyorlar.Mesela Rose’un eski okul arkadaşlarını ziyaret ettiği zaman tüm arkadaşlarının zengin birisiyle evlenip çocuk sahibi olmaları ve rahat bir hayat sürmeleri her ne kadar dışarıdan bakıldığında güzel gibi gözüksede bir teslimiyetten başka birşey değildir.Rose da işte burda asıl kazanandır.Çünkü tüm kadınlığıyla önüne çıkan tüm engelleri aşmaya çalışmaktadır.Aşıp aşmaması önemli değil,asıl önemli olan bunu yapmaya cesareti olması.Zira diğerleri buna cesaret edemeyip erkek egemen bir anlayışa boyun eğmişlerdir.Rose eğer sonunda yenilse bile savunacak durumu vardır,çünkü her ne olursa olsun denemiştir.

sunshine_cleaning12

Filmin feminist altyapısının dışında oyunculuklara da değinmek gerekir.Amy Adams ve Emily Blunt bu kavgada varolmaya çalışan iki kardeşi çok güzel yansıtıyorlar.İkisi de son dönemde yükselişe geçen iyi oyuncular.Hele Amy Adams bir başka güzel oynuyor.Piyasa filmleri için gereken güzelliğe sahip olup daha hafif filmlerde oynamanın ona getireceği maddi kazanç ne olursa olsun iyi oyunculukların mutlaka bağımsız yapımlarda çıkması gerçeğinden hareketle samimi oyunculuğuyla göz dolduruyor.Alan Arkın’a ise söylenecek birşey yok.Bundan önce oskar aldığı Little Miss Sunshine’daki dede rolünün devamı gibi yine döktürüyor.Özellikle filmin kadınları üzerindeki ağır dramının biraz olsun hafiflemesi için çok iyi yazılmış bir karakter Alan Arkın’ın canlandırdığı baba figürü.Torunla olan muhabbetleri,olaylara hep pozitif yaklaşması,yapamayacağını bile bile herkese umut dağıtması kısacası her zaman yanınızda bulunmasını istediğiniz bir akrabanız gibi filme de ayrı bir umut aşılıyor.

Kısacası sizi sıkmadan,dramın dozunu kaçırmadan yüzünüzde kocaman bir tebessümle bitireceğiniz güzel bir film Sunshine Cleaning.

 

*
Share/Save/Bookmark

15 Aralık 2009 Salı

Amelia Earhart

Amelia-2009











AVRUPA KÜLTÜRLERİ İSTANBUL BULUŞMASI teması ekseninde Türkiye ve Avrupa'nın ortak mirasını ve bu mirasın uçsuz bucaksız zenginliğini ilk edinen bu yıl 12’ncisi düzenlenen İstanbul Sinema Tarih Buluşması’nda açılış filmi Amelia’da Atlantik’i tek başına geçen ilk kadın pilot ve Pasifik’i yalnız geçen ilk insan unvanlarını kazanan Amelia Earhart’ın hayatını anlatılıyor.Bu güne kadar bir çok filmde yan karakter olarak yer alsa da hakkında ayrıntılı bir film çekilememişti.Bu yönüyle bir ilki içeriyor Amelia filmi.


79813-050-3CF3C6E4




Amelia Earhart çağımızın en ilginç simalarından biri.Sivil Havacılık tarihinde çok önemli yer tutan Earhart birçok ilke imza atmış biri.Ayrıca sansasyonel yaşamı da bu ilginçliğe katkı sağlıyor.Ama hakkında en büyük gizem ölümü ile ilişkili.Dünyanın çevresini Ekvator’u izleyerek uçarak dolaşma girişimi sırasında Güney Pasifik üzerinde 1937’de gizemli bir şekilde kaybolan Earhart üzerindeki esrar perdesi kalkmış değil.National Geographic kanalında ölümüyle ilgili ayrıntılı bir belgeselde ölümüne dair çok çarpıcı komplo teorileri yer alıyor.(burdan izlenilebilir)Bunlardan en ilginci Pasifik’te bir Japon adasına düştüğü ve o sıralar savaşta oldukları için savaş esiri olarak alıkonulduğu.Daha da ileri gidilerek Pasifik’te yaptığı bu denemenin savaşta kullanmak üzere bilgi toplamak amacıyla yapıldığı öne sürülüyor.O sıralar yapacağı bu seyahattan önce basında bolca yer alması,reklamının çokca yapılması gizli görevinin üstünü örtmek adına yapıldığına dair birçok iddia yer alıyor bu belgeselde.Anlatılanlar ne kadar doğru bilinmez ama hakkında bu kadar komplo teorisi üretilmesi Amelia Earhart’ın ne kadar sıradışı bir kişilik olduğunun kanıtı..

amelia01

Ayrıca bir başka nokta da oyuncu seçiminde ki başarı. Tam nokta atışı olmuş Earhart’ı canlandıran Hilary Swank.Fiziksel benzerliğinin bu kadar iyi olması sanki birebir Earhart’ın kendisi oynuyor duygusu yaratıyor.Son derece başarılı bir seçim olmuş.Mesela karşılaştıracak olursak yukarıda bahsettiğimiz gibi ana karakter olmasada birçok filmde yan karakter olarak canlandırılmıştı.Müzede Bir Gece 2’de Amy Adams tarafından canlandırılmıştı.Earhart’ın keskin hatlarının aksine tamamen şirinlik abidesi olan Amy Adams da gayet başarılı bir oyun ortaya koymuştu ama benzerlikte Hilary Swank’la boy ölçüşemez.Olsun farketmez iyi canlandırmasa da olur,zira kendisini ailecek severiz beğeniriz.Amy Adams’ın gönlümüzdeki yeri başkadır,Hilary Swank’ın başka.

amy_adams

*
Share/Save/Bookmark