Türk sinemasının gurur anları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türk sinemasının gurur anları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Temmuz 2011 Salı

Türk Sineması Dünya Turunda

seattle film festivali logo

Yakın zamanda büyük bir atağa geçen Türk sineması dünya festivallerinde de boy göstermeye devam ediyor. Nuri Bilge Ceylan’ın Cannes film festivalinin gediklisi olmasıyla ve en son aldığı juri büyük ödülü ile doruk noktasına ulaşan filmlerimizin başarı okyanusun öteki tarafında da duyulur olmaya başladı.Bugün sona eren Seattle Uluslararası Film Festivalinde son dönem sinemamızın ödüllü filmleri boy gösterdi.Semih Kaplanoğlu’nun Altın Ayı ödüllü filmi BAL,yine Reha Erdem’in bol ödüllü filmleri Kosmos ve Beş vakit, Altın portakallı Çoğunluk bu yıl Seattle seçkisinde kendine yer buldu.Okyanusu aşan bu ilgi karşısında ne kadar övünsek azdır.Gerçi bu övünme işini genel anlamda kanımızda olan bir şekilde fazlasıyla abartarak yapsakta sinema anlamında verdiğimiz örneklere bakınca dünya sinemasında saygın bir konumda olduğumuzu gözardı etmememiz gerekir.Bir ulus sinema perdesinde en net bir şekilde görülebilir.Ülke olarak ortaya çıkardığımız çok iyi ve çok kötü yapımlar arasındaki uçuruma bakarak aslında çokca sosyolojik çıkarımlar elde edebiliriz.Aynı İran sinemasın da olduğu gibi ülkenin dışarıdaki algısını(ki çoğu zaman yanlış anlaşılandır) değiştirmek adına çok önemlidir bu tarz festivaller. Kalıplarımızı yıkmak ve üstümüze yapışan dünyayla entegre olamıyan toplum yaftasını yıkmak için en büyük silahımız sanatımız ve özellikle sinemamızdır.Çünkü bir ulus en iyi perdesinden yansır.

seattle film festivali *
Share/Save/Bookmark

22 Mayıs 2011 Pazar

Yalnız ve Güzel Ülkenin Gururu

64. Cannes film festivali güzel bir törenle kapandı ve dünya sinemasının en prestijli ödülleri sahiplerini buldu.Bu günü daha anlamlı kılan olay ise milli gururumuz Nuri Bilge Ceylan'ın son filmi Bir Zamanlar Anadolu'da(Once upon a time in Anatolia) ve Dardenne kardeşlerin The Kid with a Bike filmi ile başkanlığını efsane oyuncu Robert De Niro'nun yaptığı juriden Juri Büyük ödülüne layık görülmesiydi..

Gecenin diğer kazananları ise


  • Palme d'Or -- The Tree of Life (Terrence Malick)
  • Juri Büyük Ödülü ;
  • -- Bir Zamanlar Anadolu'da (Nuri Bilge Ceylan)
  • --The Kid with a Bike( Jean Pierre Dardenne-Luc Dardenne)
  • En iyi yönetmen -- Nicolas Winding (Drive)
  • En iyi kadın oyuncu -- Kirsten Dunst (Melancholia)
  • En iyi erkek oyuncu -- Jean Dujardin(The Artist)
  • En iyi senaryo -- Joseph Cedar(Footnote)
  • Juri özel Ödülü - Polisse
  • En iyi kısa film -- Cross(Maryna Vroda)



*
Share/Save/Bookmark

6 Aralık 2010 Pazartesi

Türk Sinemasının Gurur Anları; Zeynep Özbatur Atakan

Avrupa Film Akademisi’nin düzenlediği 2010 Avrupa Film ödülleri Estonya’nın Tallinn kentinde sahiplerine verildi.Semih Kaplanoğlu’nun Bal, Fatih Akın’ın Soul Kitchen filmleri de dahil olmak üzere yılın en iyi filmlerinden oluşan yarışma kategorisinde büyük ödülleri Roman Polanski’nin Ghostwriter deyim yerindeyse silip süpürdü.

Gecenin Türk Sineması adına güzel tarafı aday olan filmlerimiz dışında yılın yapımcısı ödülünü alan Zeyno Film’in kurucusu Zeynep Özbatur Atakan’dı.Nuri Bilge Ceylan’ın bol ödüllü filmleri Üç maymun ve İklimler’in de yapımcısı olan Atakan“ büyük bir gururla, Avrupa standartlarında projeler üretmesi ve Avrupa ülkeleri ile uzun yıllardır uyumlu çalışması nedeniyle Türk sinemasının son yıllarda en çok konuşulan ve dünyada da ses getiren filmlerine imza atan  yapımcı ” olmasından dolayı bu ödüle layık görüldü.Ödül konuşmasında"Bir yapımcı olarak hep kamera arkasında kalmayı seçtiğimden şu anda kamera önünde olmaktan dolayı çok heyecanlıyım" diyen Zeynep Özbatur Atakan son yıllarda sanatsal alanda aldığımız başarılara ek olarak bu işi yavaş yavaş piyasa anlamında da iyi yapmaya başladığımızın en güzel örneği.

The 23rd European Film Awards

*
Share/Save/Bookmark

21 Şubat 2010 Pazar

Türk Sinemasının Gurur Anları - Ayı Bal'a Gitti




















Son dönem Türk Sineması adına Berlin'den bir mutlu bir haber daha geldi.Bu yıl altmışıncısı düzenlenen Berlin Film Festivali'nde Semih Kaplanoğu'nun "BAL" filmi ökümenik(bağımsız) Jüri Ödülü verilmesinin ardından bugün de Avrupa sinemasının en prestijli ödüllerinden Altın Ayı Ödülüne layık görüldü.Bu ödülle birlikte Almanya'nın en büyük ödülünü 46 yıl sonra yine bir Türk filmi aldı.
Yusuf üçlemesinin tersten anlatılan hikayesinin sonuncu filmi olan "BAL" çoğu sinema çevrelerine göre diğer iyi yapımlar arasından sıyrılarak sürpriz yaptı.

Die Welt ödülle ilgili yazısına "Bu defa Ayı Bal'a gitti." başlığını kullanarak, Berlinale'de son 5 yılda ödül alan ülkelerin Güney Afrika,Peru,Bosna,Brezilya ve son olarak Türkiye'nin olduğunu vurgulayarak gelişmekte olan ülkelerin sinemalarının da büyük bir çıkış yaşadığı yorumunda bulundu.



BERLİNALE’NİN EN İYİLERİ

Altın Ayı-En iyi film: Bal (Semih Kaplanoğlu)
Gümüş Ayı-En iyi film: Sebbe
En iyi rejisör: Roman Polanski (The Ghost Writer).
En iyi senaryo: Tuan Yuan (Çin filmi)
En iyi kadın oyuncu: Shinobu Terajima (Caterpillar)
En iyi erkek oyuncu: Grigori Dobrygin-Sergei Puskepalis (How I Ended This Summer)
Jüri Büyük Ödülü: Rejisör Florian Serban
En iyi kamera: Pavel Kostomarov (How I Ended This Summer)
Alfred Bauer Ödülü: If I Want Whistle, I Whistle
Berlinale Kamera Ödülü: Yoji Yamada



*
Share/Save/Bookmark

29 Ocak 2010 Cuma

Coen Biraderler sunar;Dünya Sineması

İnternette gezerken rastladım.Olay biraz eski."Chacun son Cinéma" projesi kapsamında ilk gösterimi 2007 Cannes Film Festivalinde yapılan Coen kardeşlerin kısa filmi "World Cinema" kısa filmi.Oyuncular ; Josh Brolin,Grant Heslov,Brook Smith..Nuri Bilge Ceylan’ın sitesinde rastladım ve çok duygulandım.Aşağıda ise Die Zeit gazetesinin Coen Kardeşlerle yaptığı röportajdan bir alıntı.Son dönem Türk sinemasının geldiği noktaya güzel bir örnek.

http://www.nbcfilm.com/iklimler/news.php?mid=2

Coen kardeşlerle söyleşi
Katja Nicodemus, Die Zeit, 25 Eylül 2008

Die Zeit: Cannes Film Festivali’nin 50. Yıldönümü için bir kısa film çevirdiniz. Filmde şöyle bir ütopya vardı: Bir çoban Amerika’nın herhangi bir yerinde bir sinemaya gider. Tesadüfen bir Türk sinemacının bir eserini izler. Bir ilişkinin dağılması üzerine yavaş bir filmdir bu. Ve çoban filmi beğenir.
Joel Coen: Çobanın izlediği film, Türk yönetmen Nuri Bilge Ceylan’ın İklimler filmi. Biz filmi iki sene önce gördük ve olağanüstü bulduk.
Ethan Coen: Bir çobanın bu filmi beğenmesi çok güzel bir tasavvur.
Joel Coen: Mesele elbette bir çobanın böyle bir filmi anlayamayacak olması değil.
Ethan Coen: Mesele, Amerika’da bir çobanın Türk filmi izleyebileceği sinemaların çok az olması.

Joel Coen: Amerikalı çobanlar Türk filmleri izleyebilseydi ne güzel olurdu.
Ethan Coen: Ne güzel olurdu, evet.
Joel Coen: Evet.
(...)

*
Share/Save/Bookmark

24 Kasım 2009 Salı

Türk Sinemasının Gurur Anları 2

yol 1

41e591d8-yilmaz-guney

Yılmaz Güney’in  YOL filmi Türk sinemasının çok özel kilometre taşlarından biridir. Dünyaya açılmak isteyen bir ülkenin sanatının ondan önce açılmasının, daha doğrusu toplumların ileriye gitmesini misyon edinen sanatsal duruşun en güzel örneklerinden biridir. Milliyetin Sanal Gazete arşivinde zor bunulan ödül haberleri o günlerin koşullarını anlatıyor bize. Susuz Yaz’la beraber aynı kaderi paylaşan Yol filmi kendi devletinden yeteri saygıyı göremesede, sanata ve sanatçıya gereken önemi veren yabancı sinema çevrelerinden hakettikleri ilgiyi ve başarıyı elde ediyor. O günlerdeki Yılmaz Güney’in konumu ile filmi bir tutmak devrin en büyük yanlışlarındandı. Sanat ürününün yaratılmasından sonra kendince oluşturduğu sanatsal kişiliğin bir çok bileşeni olduğu unutulmamalı. Zira Yol filmi Yılmaz Güney’in yanı sıra oyuncusuyla, yapımcısıyla, setçisiyle bir bütündür ve kesin olan bir şey vardır ki hiç bir sanat ürünü yaratıcısının sevapları ve ya günahlarını taşımaz…

En güzelini de yine kendi söylüyor; “Günahımla, sevabımla geçmişimde ne varsa sahip çıkıyorum. Zaman, beyaz bir defter değil. Benim hayatım da karalanmış, çizilmiş, eksi konmuş, hatta kimi yerlerine ‘yanlış’ diye yazılmış bir defter….”

 

yol 2

*
Share/Save/Bookmark

1 Kasım 2009 Pazar

Türk Sinemasının Gurur Anları 1



Türk Sinemasının Dünya'ya açılmasında başlangıç olmuş Metin Erksan'ın 1964 yapımı Susuz Yaz filmi , Necati Cumalı'nın 1962 tarihli hikayesinden uyarlanılarak yine Metin Erksan tarafından yazılmıştır. 1964 yılı Berlin Film Festivali'nde büyük ödül olan Altın Ayı'yı almıştır.Bu ödül Türk sinemasının uluslararası arenada aldığı ilk başarıydı.Aşağıdaki gazete küpürleri de Milliyet gazetesinin sanal arşivinden bize yansıyanlar.


Altın Ayı dışında Meksika'da yine 1964 yılında Acapulco Film Festivali'nde Altın Maya ve Metin Erksan da Venedik Film Festivali'nde özel ödül almıştı.O yılın oscarlarında da yabancı film dalında oscar adayı olmuştur.Ayrıca yakın zamanda 2008 Cannes Film Festivali'nde restore edilmiş bir versiyonu "klasik filmler” bölümünde gösterildi.Bu özellikleri sayesinde Türk Sineması'nın yanı sıra dünya sinemasında da yerini almış oldu.


Susuz Yaz'ın Altın Ayı almasının yanında festivale katılması ayrı bir ilginç konu.Zira çekildikten sonra Türkiye'de sansüre takılan film gösterime girememiş , başrol oyuncusu aynı zamanda filmin yapımcısı Ulvi Doğan tarafından gizlice Avrupa'ya kaçırılmıştır.Böylece festivale girmesi sağlanmış.Devlet ise ödül aldıktan sonra filme gereken ilgiyi ve itibarı göstermiş.

*
Share/Save/Bookmark