27 Mayıs 2015 Çarşamba

Dünyanın en güzel sinema salonları


     #1 Urania National Film Theatre, Budapest, Hungary
                    #2 Toronto’s Stunning Winter Garden Theatre

#3 Puskin Art Cinema, Budapest, Hungary

#4 Kurshumli An In Skopje, Macedonia – Creative Documentary Film Festival Makedox

#5 Sci-fi Dine-in Theater, Disney’s Hollywood Studios

#6 Olympia Music Hall, France

#7 Electric Cinema, Notting Hill 

#8 Movie Theater In Paris 

#9 Fox Theater, Detroit Mi 

#10 Arena, Pula, Croatia

#11 Hot Tube Cinema, London

#12 Orinda Theater, California

#13 Cineteca De El Matadero, Madrid. Spain 

#14 The Bijou Theater, Bridgeport 

#15 Newport Ultra Cinema, Newport City 

*
Share/Save/Bookmark

22 Mayıs 2015 Cuma

Filmlerin minimal özetleri






*
Share/Save/Bookmark

21 Mayıs 2015 Perşembe

Paralel evrende sinema




*
Share/Save/Bookmark

20 Mayıs 2015 Çarşamba

En iyi kılıçlı dövüş sahneleri


Sword Fights Movie Montage from ClaraDarko on Vimeo. *
Share/Save/Bookmark

15 Mayıs 2015 Cuma

Documentarist desteğinizi bekliyor!

Şahsen benim istanbul'da gerçekleşen film festivallerinden favorim Documentarist Belgesel günleri bu yıl 13-18 Haziran tarihlerinde gerçekleşecek. RTÜK tarafından kanallara ceza amacıyla belgesel yayınlatıldığı bir ülkede 'evde belgesel izliyorum,caz dinliyorum' diyerek sınıf parodisi mizahına kurban giden belgesel sinema kültürünün gelişmesi adına oldukça önemsiyorum bu tür organizasyonları. Desteğe neden ihtiyaç duyduklarını kendi ağızlarından dinleyelim;

Her yıl dünyanın saygın festivallerinden derlediği en yeni, yaratıcı ve ödüllü belgeselleri ve Türkiye’nin bu alandaki yeni ürünlerini bir araya getiren DOCUMENTARIST İstanbul Belgesel Günleri, 13-18 Haziran’da 8. yılını kutlamaya hazırlanıyor. Bugüne kadar bağımsızlığını korumayı başaran festivalimiz, bunu sürdürebilmek ve bu yılki programını hakkıyla gerçekleştirebilmek için bu sefer siz takipçilerinin desteğine ihtiyaç duyuyor.
Mütevazı bir etkinlik olarak yola çıktığı 2008 yılından bu yana giderek büyüyen, zamanla sinema seyircisinin, yurt içi ve yurt dışındaki belgeselcilerin büyük ilgisiyle karşılaşan DOCUMENTARIST, yıldan yıla profesyonelleşen ekibi ve sayısı giderek genişleyen gönüllüleriyle her yıl çıtayı biraz daha yükselterek Türkiye’deki yeni kuşak belgesel yönetmenlerinin de buluştuğu, filmlerini sergilediği bir platform haline geldi. Daha çok seyirciye ulaşması hedefiyle yerli filmleri ücretsiz gösterme karar aldı.
Düzenlediği uluslararası atölyelerde, belgeselcilerin yeni projelerini eğitmenler eşliğinde geliştirmelerine önayak oldu. Film gösterimlerinin yanı sıra belgesel geliştirme atölyeleri, sinema dersleri (master class), forum, panel, söyleşi gibi yan etkinlikleri ile son 7 yılda belgesel alanında zengin bir birikim oluşturdu.
Başından beri yarışmasız olarak düzenlenen DOCUMENTARIST, son 5 yıldır bağımsız belgeselcileri teşvik amacıyla programındaki yerli yönetmenlere Johan van der Keuken Yeni Yetenek Ödülü adı altında bir özendirme ödülü veriyor. Yakın zamanda buna, uluslararası eleştirmenlerden oluşan jürinin yabancı film seçkisi içinden bir filme verdiği FIPRESCI Ödülü de eklendi.
DOCUMENTARIST, festival haftasıyla sınırlı bir etkinlik olmakla kalmıyor: Ayrıca altı yıldır Hangi İnsan Hakları? Film Festivali, SaturDox Belgesel Buluşmaları gibi paralel etkinlikler, yıl içine yayılan Belgesel Geliştirme Atölyeleri, Çocuk Atölyeleri, Belgesel Forumu, yurt dışı ve yurt içi özel gösterimler düzenliyor.
Yaşasın belgeseller! Yaşasın bağımsız festivaller!
Resmi kurumlardan herhangi bir destek almadan bugüne gelen DOCUMENTARIST, 8. yılında yine “dünyanın belgeselini” ayağınıza getirmeye hazırlanırken, temel giderlerini karşılamak için dostlarının desteğine ihtiyaç duyuyor.
Festivali düzenlemek için gereken bütçenin ancak üçte biri her zamanki destekçilerinden sağlanmış durumda ve bu meblağ, programdaki filmlerin kopyalarının tedariki, katalog basımı, telif ücretleri ve jüri üyeleri ile konuk yönetmenlerin bir kısmının ağırlamasına yetiyor.
Filmlerin Türkçe altyazılarının hazırlanması, davet etmek istediğimiz diğer konuk yönetmenlerin uçak ve konaklama giderlerinin karşılanması, poster, bez afiş, gösterim çizelgesi gibi tanıtım malzemelerinin basımı, gösterim donanımlarının kiralanması vb. için gerekli ek bütçeyi DOCUMENTARIST bireysel destekçilerinden sağlamayı umuyor.
Kısaca DOCUMENTARIST, bugüne kadar etkinliklerini severek izleyen, gösterim, söyleşi, atölye ve benzeri buluşmalara katılarak bize manevi destek veren sıkı takipçileri başta olmak üzere, tüm belgeselseverlerin katkılarını bekliyor.
Sesimizi duyurmaya yardımcı olabilirsiniz!
Belgeseller hem dünyanın nabzını tutmak hem de sesimizi geniş kitlelere duyurmak için en etkili araçlardan biri. Bağımsız kalabilmek ve filmleri özgürce gösterebilmek için festivallerin büyük sponsorlardan azade olması gerektiğini de son gelişmeler bir kez daha gösterdi.
Siz de Documentarist’in sesini duyurmak ve bağımsız kalmasına katkıda bulunmak isterseniz, bu sayfanın linkini arkadaşlarınızla ve ilişkide olduğunuz kurumlarla paylaşabilir, destek kampanyamızı sosyal medya mecranızda duyurabilirsiniz. 
*
Share/Save/Bookmark

9 Mayıs 2015 Cumartesi

Yitip giden çocukluğumuzdu


Yitip giden çocukluğumuzda aslında. Pazar akşamları annenin perde ütülediği, banyo yapmak zorunda kalınan, defterlerin kitapların kaplandığı, Jay Jay Okocha'nın kırmızı kramponunun meşhur olduğu ve her hafta mutlaka bir zeki-metin'in filminin yayınlandığı yıllardı. Güzel günlerdi. Çocuktuk ondan güzeldi zannedersem. Daha o zamanlar fesatlığı, iki yüzlülüğü, yalanı, ayak oyunlarını görmemiştik. Teneffüslerde koşar adım bahçeye fırlayıp,iki taşı üstü üste koyup kale yapmaca ve futbol demeye dilim varmıyor zira futbol topla oynanırdı, taş tepmece oynardık. En büyük derdimiz oydu o zamanlar.Ve sürekli birbirimize şaban yada zeki-metin şakaları yapardık Güzel günlerdi. O güzelliği yaratanlardan biriydi Zeki Alasya. Metin Akpınar'la kurmuş olduğu kendi deyimleriyle kader birliği ile sinemamız ve tiyatromuz için altın harflerle yazılacak işlere imza attılar.Yaptıkları işleri buradan anlatacak değilim, zaten anlatmak istesem kelimelere dökemem. Mesai vakti ölüm haberini aldığımda herkeste oluşan üzüntü aslında bizler için ne kadar değerli olduklarının kanıtı. Çünkü eminim herkesin yaşadığı iki boyutluydu. Hem usta bir oyuncunun vakitsiz kaybının üzüntüsüydü hem de her geçen gün uzaklaşan çocukluğumuzun üzüntüsüydü.

The Office'in bir bölümünde Steve Carell'in canlandırdığı Michael Scott şunu söyler; hayatımın en kötü gününün Steve Martin'in öldüğü gün olacağını düşünürdüm hep diye. Aynısını çocukken ben de düşünürdüm. Münir Özkul, Halit Akçatepe, Zeki Alasya, Metin Akpınar daha niceleri. Çocukluğumda hepsi aileden gibiydiler.Çünkü mutlaka içlerinden biri akşam evimizi ziyaret ederdi. Tek derdimiz o zamanlar pazar geceleri banyo yapma istememekti. Güzel günlerdi ve artık geri gelmeyeceklerdi.






*
Share/Save/Bookmark

Doğuş Otomotiv Trafik Hayattır!

Araç kullanırken telefonla konuşmayın, hayatı susturmayın!
Çünkü Trafik Hayattır!

Hayatımızın en önemli unsuru haline gelen trafik güvenliği konusunda farkındalık yaratmayı hedefleyen ve örnek uygulamalar geliştiren Trafik Hayattır platformu iletişim faaliyetlerine ara vermeden devam ediyor. Toplumsal sorumluluk alanı içerisinde trafik güvenliğine öncelikli olarak önem veren Doğuş Otomotiv, Trafik Hayattır ile trafikte saygı kültürünü yaygınlaştırmayı hedefliyor.
Trafik güvenliği konusunda Türkiye’nin en istikrarlı kurumsal sorumluluk markası haline gelen Trafik Hayattır platformu 10 yılı aşkın süredir, çeşitli bilinçlendirme projelerini başarıyla yürütüyor.
Trafik güvenliğini ve yaya güvenliğini sağlamada en önemli unsurlardan cep telefonu kullanımına, farklı projeleriyle dikkat çeken Trafik Hayattır platformu, yeni bir animasyon yaparak ‘araba kullanırken cep telefonu ile konuşmanın’ dikkat dağınıklığına sebep olduğunu vurguluyor.
Cep telefonu kullanımı her geçen gün artıyor. Buna paralel olarak şehir içi kazalarında da artış söz konusu. Cep telefonu ile konuşmanın reaksiyonları %80 azalttığı gerçeğini göz önüne alırsak Trafik Hayattır bu konuya eğilerek doğru bir strateji uyguluyor.
Bir boomads advertorial içeriğidir. *
Share/Save/Bookmark

6 Mayıs 2015 Çarşamba

Futbol Oyunları

Behance.net'de Nerea Palacios adlı kullanıcı, canımız ciğerimiz game of thrones'daki aileleri nike formalarına uyarlamış. Çok iyi olmuş,çok da güzel iyi olmuş.












*
Share/Save/Bookmark

5 Mayıs 2015 Salı

İnat Hikayeleri

vikipedi'den;
Filmin düzenli bir senaryosu yoktur. "İnat" sözcüğü üzerine doğaçlama hikâyeler türetilecektir. Bölge insanı, oyuncu Tuncel Kurtiz ve yönetmenReis Çelik bir arada bölgenin halk öykülerinden derleme yaparlar. Sonunda bir ana öykü üzerinde üç öykü ortaya çıkar. Kış aylarında ulaşımı sağlayan at kızağını işleten Daşo’nu kırmızı bir minibüsle olan mücadelesi ana öyküdür. Kızakçı kışın buz tutan Çıldır Gölü üzerinden kestirme gittiğinden minibüsün göle giremeyeceğini ve yeni rakibinin kendisinden hızlı olamayacağını iddia etmektedir. İkisi arasında inatlaşma başlar. İnatlaşma devam ederken kızak ve minibüsün yolcularından tanınmış aşıklar ve hikâye anlatıcıları da bu kıyasıya yarışa katılırlar ve inat üzerine öyküler anlatırlar. Anlatılan öykülerin adları” Lades”, ”Beş Kırık Çöp Bir Kırık Kalp” ve “Cambaz Şaho”dur.




*
Share/Save/Bookmark

4 Mayıs 2015 Pazartesi

May the 4th be with you

Dünya star wars gününüz kutlu olsun.


*
Share/Save/Bookmark